Block title
Block content

Hep nur mu verilecek, gerektiğinde topuz kullanılmayacak mı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu zamanda insanların ekserisinin imanı tehlike içindedir. Onun için ebedi saadetlerinin vesikası olan sağlam imanı telkin etmek ve ders vermek vazifesi; neticesi şüpheli, siyasi mücadeleden daha ehemmiyetlidir. Bundan dolayı, Nur talebelerinin en mühim görevi, önce kendisi tahkiki imanı elde etmek, sonra da bir başkasının tahkiki imanı elde etmesine ve kurtulmasına vesile olmaktır.

Siyaset yolu ile yapılan hizmet, yüzde seksene fayda vermesi meçhul olmakla beraber, neticeye ulaşmak da şüphelidir. Türkiye’deki siyasi tarih buna şahittir. En güzel yol, kafası karışık olan yüzde seksene iman ve nuru göstermek ile terbiye ve irşat etmektir. Zaten yüzde sekseni, hakikatleri görünce, siyasette ona uyum sağlamak zorundadır.

Mesela, bir havuz düşünelim, bu havuzu besleyen, çevresinde musluklar var. Bu musluklardan havuza temiz su akarsa, havuza temiz su birikir, kirli su akarsa havuz kirli su ile dolar. Biz havuzu temizlemek istiyorsak, temizliğe musluklardan başlamamız lazım. Zira havuzu şekillendiren musluklardır.

İşte, devlet ve devleti yönetenler bir havuzdur. Bu havuzu besleyen musluklar ise yüzde sekseni teşkil eden halktır. Halkın fikir ve düşünce dünyası temiz olursa, onun beslediği devlette ona göre şekil alır.

Siyaset dahilde, yani İslam memleketinde olursa, tarz ve üslup yumuşak ve müspet olmalıdır. O zaman yapılan siyaset faydalı olur. Bu tarz siyasete de Üstat olumlu bakmıştır.

Üstat, kendi döneminde tek partili ve baskıcı rejime karşı, çok partili ve demokratik rejimi açıktan desteklemiştir. Bu zamanda, dini, bir partinin tekelinde gibi göstermek ve din adına hareket etmek çok zararlı ve sakıncalı neticeler doğurur ve doğurmuştur.

Üstat siyaset alanını bütünü ile boş bırakılmasını savunmamıştır. Sadece Risale-i Nur'un her kesime ulaşması açısından siyasete bulaştırmamak gerektiğine işaret ediyor. Ama şahıslar, cemaatin adına olmamak kaydı ile,  kendi namına siyaset yapabilirler. O alanda hizmet edebilirler.

Allah, kainatta zıtları birbiri ile çarpıştırmayı ve mücadele ettirmeyi bir kanun halinde belirlemiştir. Onun için onların tarihte gürültüleri hep var ve olagelmiştir. Nasıl ki, karanlık, ışığın kıymet ve derecelerini gösterir. Onlar da imanın kıymet ve derecelerini göstermekte bir kıyas vazifesini görüyorlar. 

Kaldı ki topuz, devletin işidir, halkın değil. Halkın karışması tam manasıyla bir anarşiyi doğurur. Ölçü muhafaza edilemez.

İlgili bölümü okumak için tıklayınız:

Mektubat, On Üçüncü Mektup

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...