"İnsanı, pek çok enva yerinde bir nev-i câmi halk etmiş." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Cenâb-ı Hak, kemal-i kudretiyle, nasıl bir tek şeyden çok şeyleri yapıyor, çok vazifeleri gördürüyor, bir sahifede bin kitabı yazıyor. Öyle de insanı, pek çok envâ yerinde bir nev-i câmi halk etmiş. Yani, bütün envâ-ı hayvanatın muhtelif derecâtı kadar, bir tek nevi olan insan ile o vezâifi gördürmek irade etmiş ki, insanların kuvalarına ve hissiyatlarına fıtraten bir had bırakmamış, fıtrî bir kayıt koymamış, serbest bırakmış.” (Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas)

İnsanların duygularına hayvanların aksine yaratılıştan bir sınır konulmamıştır. İnsan Allah’ın sonsuz isimlerinin tecellilerine birer ayna olduğu gibi, kuvalarına da sayısız kabiliyetler verilmiştir.

Âdeta her insan bir kâinat hükmüne geçmektedir. Sanki onların gücünü insanlara vererek, onlardan beklediği neticeleri insanlardan beklemektedir. Hâlbuki diğer hayvanların kuvveleri ve duyguları sınırlıdır.

Mesela, insanın ağzına takılan küçük dil parçası, yeryüzündeki bütün yiyecek ve içecekleri tadıp tartabiliyor. Oysa hayvanların hepsi bir iki yiyeceğin hazzına ve tadına varabilir ve genellikle de basit ve bir iki yiyecek ile beslenebiliyorlar. İnsanın dilindeki bu genişlik ve kuşatıcılık, insanı cami ve külli bir makama çıkarıyor.

Yani insan yeryüzündeki bütün yiyecek ve içecekleri tadıp tartabiliyor ki külli anlamda şükürde ve tefekkürde bulunabilsin. Allah’ın ihsan ve ikramla ilgili isim ve sıfatlarını tanıyıp perestiş edebilsin. Şayet insanın dili de tek tip haz ve beslenmeye programlansa idi hayvan gibi sınırlı ve kısıtlı kalacaktı. Böylece külli şükür ve tefekkür vazifesini yerine getiremeyecekti.

Dil ve tat alma konusu sadece bir örnektir. İnsanın bütün cihazları ve kabiliyetleri, dil ve tat alma gibi külliyetli ve kapsamlı bir özelliğe sahiptir ve her birisi insanın cami (külli) olmasına imkân tanıyor. Göz, kulak, burun, dokunma, kalp, akıl, vicdan, ruh, şaika ve saika vs... bildiğimiz bilmediğimiz sayısız cihaz ve kabiliyetlerle bu mesele çoğaltılabilir. İnsan çok geniş ve külliyetli bir yetenek ve derinliğe sahip bir varlıktır ve bu özelliklerinden dolayı kâinatın halifesi konumundadır.

Tek bir insan bütün hayvanattan, nebatat ve camidattan daha değerli, daha geniş ve daha mükemmel bir özelliğe ve değere sahiptir.

Netice, insanın bütün hissiyat ve kuvvelerine sınır konmamakla birlikte, ilahi şeriat ve kanunlar imtihan gereği bunların bazı konularda (imtihan ve günah gibi) sınırlanmasını istiyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...