Melaikede "ene" var mı? Cenab-ı Hakk'ın sıfatlarının bilinmesi enaniyete bağlı ise, melekler Allah'ın sıfatlarını nasıl biliyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ene, farazî ve vehmî benlik ve sahiplik duygusudur. Yani hakikatte olmadığı halde var gibi düşünülen bir sahiplenme, bir kabullenme duygusudur.

Mesela, insanın, vücuduna ve âzâlarına "benim vücudum ve benim âzâlarım" demesi buna misal olarak verilebilir. İşte buradaki “benim” ifadesi “ene”dir. Hâlbuki hakikat noktasından ne vücut ve ne de âzâlar insanın değildir. Hepsinin hakiki sahibi Allah’tır.

Meleklerin insanlardan farkı, enenin şerli yüzlerine kabil olmamalarıdır. Yani melekler eneyi sadece hayırda sarf edebiliyorlar. Şerde sarf etme kabiliyetleri yoktur. Çünkü meleklerde kötülüğü emreden nefis yoktur. Bu yüzden meleklerin makamı da sabittir.

Meleklerin Allah’ı tanımalarında; insanlarda olduğu gibi, düşünmek, bir nefis muhasebesi yapmak, deliller üzerinde kafa yormak, kıyas yaparak hüküm çıkarmak söz konusu değildir Onlar nurdan yaratılmış saf ve temiz varlıklardır; fıtratları tesbih, tekbir, hamd gibi ulvî manalara aşıktır.

Masum hayvanlardan bir misal verecek olursuk, bir balığın yumurtadan çıkar çıkmaz yüzmeye başlaması gibi bir melek de yaratılır yaratılmaz hemen kendine takdir edilen tesbihini, ibadetini yapmaya başlar. Bir ceylanın hiçbir kötülük düşünemeyecek fıtratta olan o saf ve masum ruhuna hayalen akıl giydirseniz bir melek misaliyle karşılaşırsınız.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Talhaozer
Allah Razı Olsun
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Lazgin

iblisin enaniyeti, kibri, melaikeye sirayet etmiştir ve yaptıkları istifsara, bir taifenin itirazı da karışmıştır.

(Sırr-ı Hilafet-i İnsaniye)
İşarat-ül İ'caz

Peki bu cümleyi nasıl anlamamız lazım?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

“İblisin enaniyeti, kibri, melaikeye sirayet etmiştir ve yaptıkları istifsara, bir taifenin itirazı da karışmıştır.”  

Yani “Melaikenin arasında -o vakit- bulunmakta olan İblisin enaniyetinin desisesinden çıktığı hissedilmiş; ayrıca, o istifsarın içine melaikeden başka bir taifenin itirazının müdahalesi neticesinde oluşturulduğu da işar olunmuştur.”  

Görüldüğü üzere iblis meleklerin arasında güya taat üzere görülürken meleklere enaniyet ve kibri sirayet ediyor. Melekler buna kanarak yaratılan Hz. Âdem’in (as) mahiyetini öğrenmek maksadıyla, Allah’a Âdem’in yaratılışı ile ilgili soru soruyorlar. Melâike de, “Yerde fesat yapacak, kan dökecek kimseleri mi yaratacaksın?” Bakara Sûresi: 30  dediler.

Bu soru bir itiraz değil, istifsardır. Yani bilmedikleri bir meseleyi öğrenmek gayesi ile sual sormaktır. Böylece hikmet-i İlâhiye tahakkuk ediyor. Hz. Âdem’in (as) rüçhaniyeti (üstün olması) ortaya çıkıyor. Netice olarak talim-i esmânın tahakkuku ile Hz. Âdem’in (as) yaratılmasının sırrı tahakkuk edince, melekler “evvelce İblisin enaniyet ve kibrine kanarak yaptıkları istifsardan pişman olarak, (istifsarları içine karışan İblisin enaniyetinin desiselerinden teberrî eyleyerek)

“Seni her türlü kusur ve noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen her şeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın.”  Bakara Sûresi: 32 dediler.” İşârât-ül İ’câz,

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...