Block title
Block content

Dördüncü Dal

İçerikler

  1. "Arştan ferşe, yıldızlardan sineklere, meleklerden, semeklere, seyyârattan zerrelere kadar her şey Cenâb-ı Hakk’a secde ve ibadet ve hamd ve tesbih eder. Fakat ibadetleri, mazhar oldukları esmâlara ve kabiliyetlerine göre ayrı ayrıdır, çeşit çeşittir." İbadetler kabiliyetlere ve tenevvü-ü esmâya nasıl bakıyor? Bir iki örnekle açıklar mısınız? Ayrıca her bir türün fertlerinin ibadetlerindeki farklılık da aynı şekilde düşünülebilir mi?

  2. "Azîm bir mâlikü’l-mülk, büyük bir şehri veya muhteşem bir sarayı bina ettiği vakit, o zat dört nevi ameleyi onun binasında istihdam ve istimal eder." Konuyu izah eder misiniz?

  3. "O Mâlik-i Zîşan onları istîmal ediyor. Kendi fikriyle ve ilmiyle onları çalıştırıyor. Onlara lâyık bir cüz'î ücret dahi veriyor." Bu âmi hizmetkarların cüzi bir ücrete ne ihtiyaçları var? Bazılarının “bu âmi hizmetkârlarının amellerinin, kendilerine ait ücret ve maaşından başka gayesi yoktur” diye tevehhüm etmeleri ne anlama gelmektedir? Buradaki "tevehhüm" kelimesinden kimler kastedilmektedir?

  4. "Onlara lâyık bir cüz'î ücret dahi veriyor." Bu ikinci şık amelelerin ücretleri ne olabilir?

  5. "Seyyidlerinin medhinden ve vasfından ne deseler, onların zevkini ve şevkini ziyade eder... Hem o seyyidin namıyla, hesabıyla, nazarıyla işlere bakmalarından da manevî lezzet buluyorlar. Ücret ve rütbeye ve maaşa muhtaç olmuyorlar." Buradaki zevk, şevk, lezzet ücret sayılmıyor mu?

  6. Birinci nev’i amele bahsinde onların rütbeye ve maaşa muhtaç olmamaları ne anlama gelmektedir? En saf ve halis hizmeti bu nevi ameleler mi yapmaktadır?

  7. Dördüncü Dal’a esas teşkil eden âyet-i kerîmeyi kısaca açıklar mısınız?

  8. İkinci nevi ameleler "âmi hizmetkarlar olarak tavsif ediliyor. Burada "âmilik"ten ne anlaşılabilir?

  9. Söz konusu şehrin veya muhteşem sarayın binası için istihdam edilen ameleler dört nevi midir? Başka neviden ameleler de olabilir mi?

  10. Yirmi Dördüncü Söz'de geçen secde ayetini bilmeden okuyanların ve secde etmeyenlerin durumu nedir; okuyan kişi de bilmiyor ve cemaate de bildirmiyorsa ne yapmak gerekir?

  11. "Hattâ nura yakın olan râyiha-i tayyibe dahi onların bir nevi gıdalarıdır ki, ondan hoşlanıyorlar. Evet, ervâh-ı tayyibe, revâyih-i tayyibeyi sever." İzah eder misiniz?

  12. "Melâikeler ise, onlarda mücahede ile terakkiyat yoktur. Belki herbirinin sabit bir makamı, muayyen bir rütbesi vardır. Fakat onların nefs-i amellerinde bir zevk-i mahsusaları var, nefs-i ibadetlerinde derecatlarına göre tefeyyüzleri var." Meleklerin makamları sabit ise feyizlerindeki dereceleri nasıl anlayabiliriz?

  13. "Melekler zikir ve tesbih ve hamd ve ibadet ve marifet ve muhabbetin envarıyla tagaddî edip telezzüz ediyorlar." cümlesini yorumlar mısınız?

  14. "Şu kısım hizmetkârların ücret ve maaşları yalnız yem ve şu lezzet-i mâneviyedir." Bu hizmetkârların "lezzet-i maneviye" almalarını nasıl anlamalıyız?

  15. Cemadâtın lezzeti ve ücreti olabilir mi? Eğer müekkel melekler bu vazifeyi deruhte ediyor ise, cemadatın telezzüzünü nasıl anlamalıyız?

  16. Cenab-ı Hak icaatlarını vesilelerle yapıyor. Mesela, cansızlara melekleri tevkil ediyor, canlılara emir aleminden kanunlarla (bizde ruh gibi) rububiyetini icra ediyor. Acaba Cenab-ı Hak rubibiyet icrası için bunları yaratmasaydı nasıl idare edecekti?

  17. Cenab-ı Hakk'ın "Banî" isminin bizdeki ve kainattaki tecellisi nasıldır?

  18. Dördüncü kısım amelelerin "derecât ve rütbelerine göre, derece derece maaşları" olmasının sebebi nedir, neden değişik maaş?

  19. Melekler hayrımahza kabil olarak yaratıldıkları için, insan gibi ödüllendirilmediğini biliyoruz. Şeytanlar da şerrimahz olarak yaratılmışlar. Onların da yine insan gibi cezalandırılmaması gerekmez mi?

  20. Meleklerin ibadetlerindeki tefeyyüz ve amellerindeki zevk-i mahsus onları niçin terakki ettiremiyor?

  21. Meleklerin nefs-i amellerinde bir zevk-i mahsusalarının bulunmasını ve nefs-i ibadetlerinde derecatlarına göre tefeyyüzlerinin olmasını izah eder misiniz?

  22. Meleklerin zevk ve telezzüzünü nazara verirken; insanın mâ, hava, ziya ve gıda ile telezzüz etmesi örnek veriliyor. Bu meseleyi biraz açabilir misiniz?

  23. Üçüncü kısım amelelerde geçen “Bilkuvve bir kabiliyet ve bir istidat fiil ve amel suretine girse, inbisat ile teneffüs eder, bir lezzet verir.” cümlesini açıklar mısınız?

  24. "Bütün hayvanatın taifelerine Hâlık-ı Zülcelal'in emriyle, izniyle, hesabıyla, havl ve kuvvetiyle bir melek-i müekkel nezaret eder... Rûy-i zemin bir tarladır, umum nebatat onun içinde ekilir. Umumuna Cenab-ı Hakk'ın namıyla, kuvvetiyle nezaret edecek müekkel bir melek vardır." Hayvan ve bitkilere nezaret eden melekler hakkında bilgi verir misiniz?

  25. "Meleklerin bir kısmı âbiddirler, diğer bir kısmının ubûdiyetleri ameldedir. Melâike-i arziyenin amele kısmı bir nevi insan gibidir..." Devamı ile izah eder misiniz?

  26. "Nev’in ef’âl-i ihtiyariyesini bir nevi tanzim etmekten ibarettir,.." ifadesini nasıl anlamalıyız?

  27. "Onun tecelliyât-ı cemâliye ve celâliyesinin müşahedesiyle kazandıkları tena’umda öyle bir saadet-i azîme vardır ki,.." Melekler acaba gözleriyle mi görüyorlar yoksa bizim gibi eserden müessire ulaşmak tarzı mı görüyorlar?

  28. "Rezzâkıyet arşının hamelesinden olan Hazret-i Mikâil Aleyhisselâm, şunların en büyük nâzırlarıdır." cümlesini izah eder misiniz?

  29. Atom ve atom içindeki elektronlara da birer müekkel melek vardır denilebilir mi? Bu melekler, ruhun bedendeki hücreleri idare ettiği gibi, hem mecazi şekilde idare edenler, hem de tesbihatının muvekkilleridirler, denilse doğru mu? Risalelerdeki anlatımlardan bu mana çıkabilir mi?

  30. Kainata müekkel melek var mıdır, yani dört büyük melekten başka, daha büyük melek var mıdır?

  31. Melaikelerde enaniyet var mıdır? Cenab-ı Hakk'ın sıfatlarının bilinmesi enaniyete bağlı ise, melaikeler nasıl Allah'ın sıfatlarını biliyor?

  32. Meleklerde "ene" olmadığına göre, Allah'ı nasıl tanıyorlar, şuurlu olarak nasıl ibadet ediyorlar?

  33. "Melâikelerin şu hizmetleri, cüz-ü ihtiyarîleriyle bir nevi kisbdir." ifadesini, meleklerin iradelerinin olup olmadığı veya mahiyeti konusunda bilgi verir misiniz?

  34. "Melaikelerin şu nevi amelleri ise, onların ibadetleridir. İnsan gibi adetleri değildir." ifadesindeki insanın adetlerinden kasıt nedir?

  35. "Meşhur bülbül kuşu; gülün aşkıyla mâruf o hayvancığı, Fâtır-ı Hakîm istihdam ediyor. Beş gaye için onu istimâl ediyor..." Bülbül bahsinde nazara verilen gayeleri biraz açıklar mısınız?

  36. "Ve bu saray-ı kâinatta ikinci kısım amele, hayvânattır... Mâlikü'l-Mülki Zü'l-Celâli ve'l-İkram, kerîm olduğundan, onların nefislerine bir hisse vermek için, amellerinin zımnında onlara bir maaş ihsan ediyor." Bülbülün güle olan aşkının izahı?

  37. "Zeminin tarlasındaki nebâtâta nezaretleri, onların tesbihat-ı mâneviyelerini melek lisanıyla temsil etmek." Bitkilerin manevi tesbihatları nasıl oluyor?

  38. 24. Söz 4. Dalın başında önce özetle 4. kısım amele diye ayırıyor, sonra herbirinin tafsilatına giriyor. Yalnız tafsilatta 2. ve 3. kısımlar baştaki özet olan 2. ve 3. kısımla karışmış gözüküyor. 4. dalın 2. ve 3. maddelerinde bir çelişki var mıdır?

  39. Hayvanların "cüz’î ihtiyarîlerini" nasıl anlamalıyız? Cüz’î ihtiyarî olunca imtihanları nasıl olacaktır?

  40. Hayvanların acı çekmesi konusu Risalelerde izah edilmiştir. Hayvanlara akıl verilmemesine rağmen acı çekmelerindeki hikmet nedir?

  41. Hayvanların iradeleri var mı, ahirette onlara da ceza verilecek mi, boynuzsuz hayvanın boynuzludan hakkını almasını nasıl anlamalıyız?

  42. Melekler hayvanların fiillerini tanzim ediyorsa, onlarda ne için irade vardır? Hayvanda akıl var mı, irade olduğunu nasıl anlarız? Akıl yoksa, irade nasıl tahakkuk eder ve vazifesi nedir? Akılsız bir mahlukta irade olmuş veya olmamış fark eder mi?

  43. Risalelerde hayvanata çobanlık eden melaikeden bahs ediliyor. Acaba bu hayvanlar cüzi de olsa bir iradeleri olduğu için mi meleklerin ilhamına, sevkine zıt hareket ediyorlar?

  44. “Hayvanlarda iştiha sahibi bir nefis ve cüz’î ihtiyarî bulunduğu için amellerinin halisen livechillah olmaması” ne demektir?

  45. "Amma o bülbülün cüz'î maaşı ise, o tebessüm eden ve gülen güzel gül çiçeklerinin müşahedesiyle aldığı zevk ve onlarla muhavere ve konuşmak ve dertlerini dökmekle aldığı telezzüzdür. Demek onun nağamat-ı hazînesi, hayvanî teellümattan gelen teşekkiyat değil, belki atâyâ-yı Rahmâniye’den gelen bir teşekkürâttır." İzah eder misiniz?

  46. "Bülbüle nahli, fahli, ankebut ve nemli; yâni arı ve vasıta-i nesil erkek hayvan ve örümcek ve karınca ve hevâm ve küçük hayvanların bülbüllerini kıyas et..." Burada zikredilen "hayvanatın bülbüllerle münasebetini" biraz açabilir misiniz?

  47. "Bülbül bahsine bir tetimme: Sakın zannetme ki, bu ilân ve dellâllık ve tesbihatın nağamatiyle teganni, bülbüle mahsustur. Belki, ekser envâın herbir nev’inin bülbül misâli bir sınıfı var ki,.." Bu tetimmeyi izah eder misiniz?

  48. Yirmi Dördüncü Söz'de anlatılan bülbülün güle olan nağmelerinin altındaki gayeler, bizim kurban kesmemizin de gayesidir", diye düşünülebilir mi?

  49. "Cemâdât ve nebâtâtın amellerinde ihtiyar gelmediği için eserleri de ihtiyar sahibi olan hayvanların amellerinden daha mükemmel oluyor." Bu mevzuyu örneklerle biraz daha açabilir misiniz?

  50. "Cemâdât ve nebâtâtın amellerinde ihtiyâr gelmediği için eserleri de ihtiyâr sahibi olan hayvanların amellerinden daha mükemmel oluyor." Nebatatın eserleri nasıl hayvanatınkinden daha mükemmel oluyor?

Yükleniyor...