"Nurların, şakirtlerine sekerat vaktinde ve sıkıntılı zamanlarında imdada yetişmesine bir parlak nümune olarak Lâhikaya girmesi münasiptir." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ve Feyzi’nin merhume validesinin Risale-i Nur dersleriyle güzel ve Nuranî vefatı, Nurların, şakirtlerine sekerat vaktinde ve sıkıntılı zamanlarında imdada yetişmesine bir parlak nümune olarak Lâhikaya girmesi münasiptir."

Risale-i Nurlar tahkikî iman dersini verdiği için, inşaallah ondan ders alanlar imanla kabre girerler.

Üstad Hazretleri bu hususu şu şekilde izah ediyor:

"BİRİNCİ MESELE: Birinci Şuada iki üç âyetin işârâtında, Risaletü'n-Nur'un sadık talebeleri imanla kabre gideceklerine ve ehl-i Cennet olacaklarına dair kudsî bir müjde ve kuvvetli bir beşaret bulunduğu gösterilmiştir. Fakat bu pek büyük meseleye ve çok kıymettar işarete tam kuvvet verecek bir delil ister diye beklerdim, çoktan beri muntazırdım. Lillâhilhamd, iki emâre birden kalbime geldi:"

"Birinci emare: İman-ı tahkikî ilmelyakînden hakkalyakîne yakınlaştıkça daha selb edilmeyeceğine ehl-i keşif ve tahkik hükmetmişler ve demişler ki: 'Sekerat vaktinde şeytan vesvesesiyle ancak akla şüpheler verip tereddüde düşürebilir.' Bu nevi iman-ı tahkikî ise yalnız akılda durmuyor. Belki hem kalbe, hem ruha, hem sırra, hem öyle letâife sirayet ediyor, kökleşiyor ki, şeytanın eli o yerlere yetişemiyor. Öylelerin imanı zevalden mahfuz kalıyor."

"Bu iman-ı tahkikînin vusulüne vesile olan bir yolu, velâyet-i kâmile ile keşif ve şuhud ile hakikate yetişmektir. Bu yol ehass-ı havassa mahsustur, iman-ı şuhûdîdir."

"İkinci yol, iman-ı bilgayb cihetinde, sırr-ı vahyin feyziyle, burhanî ve Kur'ânî bir tarzda, akıl ve kalbin imtizacıyla, hakkalyakîn derecesinde bir kuvvetle zaruret ve bedâhet derecesine gelen bir ilmelyakînle hakaik-i imaniyeyi tasdik etmektir."

"Bu ikinci yol, Risaletü'n-Nur'un esası, mayası, temeli, ruhu, hakikati olduğunu has talebeleri görüyorlar. Başkalar dahi insafla baksa, Risaletü'n-Nur hakaik-i imaniyeye muhalif olan yolları gayr-ı mümkin ve muhal ve mümteni derecesinde gösterdiğini görecekler."

"İkinci emare: Risaletü'n-Nur'un sadık şakirtleri, hüsn-ü âkıbetlerine ve iman-ı kâmil kazanmalarına o derece kesretli ve makbul ve samimî dualar oluyor ki, o duaların içinde hiçbiri kabul olmamasına akıl imkân veremiyor."

"Ezcümle: Risaletü'n-Nur'un bir hâdimi ve bir tek şakirdi, yirmi dört saatte, Risaletü'n-Nur talebelerinin hüsn-ü âkıbetlerine ve saadet-i ebediyeye mazhar olmalarına yüz defa Risaletü'n-Nur talebelerine ettiği duaları içinde hiç olmazsa yirmi otuz defa selâmet-i imanlarına ve hususî hüsn-ü âkıbetlerine ve imanla kabre girmelerine, aynı duayı, en ziyade kabule medar olan şerait içinde ediyor."

"Hem Risaletü'n-Nur'un talebeleri bu zamanda her cihetten ziyade hücuma mâruz olan iman hususunda, birbirine selâmet-i iman hakkındaki samimî, mâsum lisanlarıyla dualarının yekûnu öyle bir kuvvettedir ki, rahmet ve hikmet onun reddine müsaade etmezler. Faraza, mecmuu itibarıyla reddedilse, tek bir tane onların içinde kabul olunsa, yine her biri selâmet-i imanla kabre gireceğine kâfi geliyor. Çünkü her bir dua umuma bakar."(1)

İnsanın son nefesinde, Risale-i Nurların bir mürşid gibi gelip, onun imanını kurtarması, tahkikî imanın ne denli kuvvetli ve sarsılmaz olduğuna bir teşbih ve bir kinayedir.

Risale-i Nur dairesinde hizmet eden iman hadimleri, manevî büyük bir şirketin sigortalı çalışan elemanları gibidir. Her bir eleman nasıl kalemi ile Risale-i Nurları çoğaltarak şirkete manevî bir gelir, yani sevap kazandırıyor ise, duası ile de kendi gibi sair arkadaşlarının gıyabında istiğfar ve tövbe ederek, onların imanla kabre girmesine manevî bir imdat veriyorlar.

"İmdada yetişmek" tabiri de aynı şekilde sağlam ve sarsılmaz olan tahkikî imanın kuvvetine ve bu imanın şeytanın hilesine kapılmaktan uzak olmasına bir teşbih ve misaldir. Ölüm anında Risale-i Nurların her bir eczası şeytanın hücumu ve hilesi önünde bir set olup, kişiyi inşaallah imanın selametiyle kabre sokacak. İmdada yetişmek ifadesini bu manada anlamak mümkündür.

(1) bk. Kastamonıu Lâhikası, 13. Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 4.044
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

artiha

Sekerat sadece ölüm anı değil. Dara düştüğümüz ve çıkmaza girdiğimiz her an sekerat. Nihai noktası olduğu için öyle tanımlanıyor. Okuyup da anlamadığımızı düşündüğümüz bir çok mana, o anlarda karşımıza çıkıyor. Dimağa nakşolup zihne kodlandıktan sonra yeri ve zamanına nazır

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...