"Risaletü'n-Nur'un sadık şakirtleri, hüsn-ü âkıbetlerine ... Kesretli ve makbul ve samimî dualar..." Nur talebeleri tüm ehl-i imana dua ediyor. Buna göre mü’minlerin hepsi imanla kabre girmeli?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Birinci Emare: İman-ı tahkikî ilmelyakînden hakkalyakîne yakınlaştıkça daha selb edilmeyeceğine ehl-i keşif ve tahkik hükmetmişler ve demişler ki: 'Sekerat vaktinde şeytan vesvesesiyle ancak akla şüpheler verip tereddüde düşürebilir.' Bu nevi iman-ı tahkikî ise yalnız akılda durmuyor. Belki hem kalbe, hem ruha, hem sırra, hem öyle letâife sirayet ediyor, kökleşiyor ki, şeytanın eli o yerlere yetişemiyor. Öylelerin imanı zevalden mahfuz kalıyor."
(...)
"İkinci Emare: Risaletü'n-Nur'un sadık şakirtleri, hüsn-ü âkıbetlerine ve iman-ı kâmil kazanmalarına o derece kesretli ve makbul ve samimî dualar oluyor ki, o duaların içinde hiçbiri kabul olmamasına akıl imkân veremiyor."
(1)

Devlet, memleketin dört bir köşesine büyük ve geniş bir haberleşme ağı kurarak vatandaşlarına abonelik imkânı sağlamış. Abonelik ücreti olarak da bir miktar tayin etmiş. Bu miktarı ödeyen bu ağa dâhil olur ve memleketin her tarafı ile irtibat kurabilir. Lakin abone olmadan, abonelik ücretini ödemeden bu ağa dâhil olmak mümkün değildir.

Tabiri yerinde ise manevî manada bir dua ağı kurulmuş. Bu dua ağına dâhil olmanın bedeli olarak farzları yapmak ve dua merasimine iltihak etmektir.

Farz namazların arkasındaki tesbihatta edilen dualar, bu dua ağına katılmanın şartıdır. Bu dualarda milyonlarca mü’min imanla kabre girme hususunda birbirine gıyaben dua ediyorlar. Burada Nur talebesi olma şartı diye kesin bir kaide bulunmuyor. Dua ağının asgari şartlarına uyan her mü’min, bu durumdan istifade edecektir. Ama Nur talebeleri, mü’minlere yaptıkları duadan ayrıca birbirlerine hususî dua ettikleri için, daha te’sirlidir, denilebilir.

Farzları yapmayan, günahları serbestçe işleyen, gaflet ve dalalet üzerine giden Müslümanların bu dua ve niyazlardan istifade etmesi de beklenemez.

“Kullarım beni sana soracak olursa, muhakkak ki ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad olurlar.” (Bakara, 2/186)

“Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? ...” (Furkan, 25/77)

Bunun gibi birçok ayet, duanın tesirini, lüzumunu ve ehemmiyetini açık bir şekilde ifade etmektedir.

(1) bk. Kastamonu Lahikası, 13. Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...