"Yüz defa Risaletü’n-Nur talebelerine ettiği duaları içinde hiç olmazsa yirmi otuz defa..." Tesbihatta mı bu kadar dua ediyoruz?
Değerli Kardeşimiz;
"İkinci Emare: Risaletü’n-Nur’un sadık şakirtleri, hüsn-ü âkıbetlerine ve iman-ı kâmil kazanmalarına o derece kesretli ve makbul ve samimî dualar oluyor ki, o duaların içinde hiçbiri kabul olmamasına akıl imkân veremiyor."
"Ezcümle: Risaletü’n-Nur’un bir hâdimi ve bir tek şakirdi, yirmi dört saatte, Risaletü’n-Nur talebelerinin hüsn-ü âkıbetlerine ve saadet-i ebediyeye mazhar olmalarına yüz defa Risaletü’n-Nur talebelerine ettiği duaları içinde hiç olmazsa yirmi otuz defa selâmet-i imanlarına ve hususî hüsn-ü âkıbetlerine ve imanla kabre girmelerine, aynı duayı, en ziyade kabule medar olan şerait içinde ediyor." (Kastamonu Lâhikası, 13. Mektup)
Kastamonu Lâhikası’nda geçen bu ifade, talebelerin birbirlerine olan bağlılığını ve manevi şirket hukukunu ifade eder. Bu yoğunluktaki duanın mahiyeti şu iki şekilde açıklanabilir:
Şahsi İbadet ve Tesbihatlar
Talebeler, her beş vakit namazın ardından yaptıkları tesbihatlarda ve hususi dualarında, isim zikrederek veya bütün Nur talebeleri niyetini taşıyarak genel bir dua ederler. Ancak metinde geçen "yüz defa" veya "yirmi otuz defa" gibi yüksek sayılar, sadece namaz sonrası tesbihat ile sınırlı değildir.
Manevi İştirak ve "Niyet" Sırrı
Buradaki asıl sır, Nur talebelerinin birbirini şirket-i maneviye sırrıyla dualarına dahil etmesidir.
Talebe, gün içinde okuduğu her bir Cevşen babında, yaptığı her bir zikirde veya okuduğu her bir Risale sayfasında "Ya Rabbi, bu sevabı tüm kardeşlerime de ver." niyetiyle hareket eder.
Binlerce talebe aynı anda dua ettiği için, şahsi bir dua niyet vasıtasıyla binlerce aminle çarpılır. Yani bir talebe, diğer kardeşlerinin duaları sayesinde günün her saatinde aslında dua alıyor hükmüne geçer.
Özetle, bu rakamlar sadece tesbihat sırasındaki sayısal bir sayımı değil; gün boyu süren evrad, ezkâr ve tefani sırrıyla yapılan niyetli ibadetlerin toplamını ifade eder. Okunan Cevşen gibi dualar, yapılan dersler, işlenen tesbihatlar ve icra edilen hizmetlerin her biri dua hükmündedir. Bir talebe olarak bu manevi ortaklığın içine niyetle girmek, o dualardan hissedar olmak için yeterlidir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü