HASTALIKLARA BAKIŞ
"Senin hastalığın sana dert değil, belki bir nevi dermandır." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, Birinci Devâ)
"Hastalıkla geçen bir ömür, Allah’tan şekvâ etmemek şartıyla, mü’min için ibadet sayıldığına rivâyât-ı sahiha vardır." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, İkinci Devâ)
"Eğer hastalık olmazsa, sıhhat ve âfiyet gaflet verir, dünyayı hoş gösterir, âhireti unutturur." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, Üçüncü Devâ)
"Hastalık bu nokta-i nazardan hiç aldatmaz bir nâsih ve ikaz edici bir mürşiddir." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, Üçüncü Devâ)
"Lâyemut değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni Yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle hazırlan." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, Üçüncü Devâ)
"Ey şekvâcı hasta! Senin hakkın şekvâ değil, şükürdür, sabırdır. Çünkü senin vücudun ve âzâ ve cihazatın, senin mülkün değildir. Sen onları yapmamışsın, başka tezgâhlardan satın almamışsın. Demek başkasının mülküdür. Onların mâliki, mülkünde istediği gibi tasarruf eder." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, Dördüncü Devâ)
"Senin vücudun taştan, demirden değildir. Belki daima ayrılmaya müsait muhtelif maddelerden terkip edilmiştir. Gururu bırak, aczini anla. Mâlikini tanı, vazifeni bil, dünyaya niçin geldiğini öğren." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, Altıncı Devâ)
"Muvakkat hastalığın neticesi ve içyüzündeki sevabı düşün. “Bu da geçer, yâ Hû” de, şekvâ yerinde şükret." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, Altıncı Devâ)
"Maraz olmazsa sıhhat lezzetsizdir." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, Yedinci Devâ)
"Allah’ı tanıyanın dünyası nurla ve mânevî sürurla doludur; derecesine göre, iman kuvvetiyle hisseder. Bu imandan gelen mânevî sürur ve şifa ve lezzet altında, cüz’î maddî hastalıkların elemi erir, ezilir." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, Sekizinci Devâ)
"Hastalık, sabun gibi, günahların kirlerini yıkar, temizler." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, Sekizinci Devâ)
"Sabredip şekvâ etmezsen, şu muvakkat bir hastalıkla daimî pek çok hastalıklardan kurtuluyorsun." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, Sekizinci Devâ)
"Çok ağır hastaların başında ağlayanlar ve sıhhatleri yerinde olanlar ölmüşler, o ağır hastalar şifa bulup yaşamışlar." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, Dokuzuncu Devâ)
"Merak hastalığı ikileştirir. Maddî hastalığın altında, merak ile mânevî bir hastalığı kalbine verir; maddî hastalık ona dayanır, devam eder." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, Onuncu Devâ)
"Teslimiyetle, rıza ile, hastalığın hikmetini düşünmekle o merak gitse, o maddî hastalığın mühim bir kökü kesilir, hafifleşir, kısmen gider." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, Onuncu Devâ)
"Hastalığın hafifleşmesini istersen, merak etmemeye çalış. Yani, hastalığın faydalarını, sevabını ve çabuk geçeceğini düşün, merakı kaldır, hastalığın kökünü kes." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, Onuncu Devâ)
"Hastalık bazılara ehemmiyetli bir definedir, gayet kıymettar bir hediye-i İlâhiyedir. Her hasta, kendi hastalığını o neviden tasavvur edebilir." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, On Üçüncü Devâ)
"Hastalığın suretine bakıp ah eyleme; mânâsına bak, oh de. Eğer hastalığın mânâsı güzel birşey olmasaydı, Hâlık-ı Rahîm en sevdiği ibâdına hastalıkları vermezdi." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, On Beşinci Devâ)
"Hastalık dua için verilmiş. Dua ile duayı, yani, dua kendi kendini kaldırmadığından, anladım ki, duanın neticesi uhrevîdir." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, On Yedinci Devâ)
"Hastalık duanın vaktidir; şifa duanın neticesi değil. Belki Cenâb-ı Hakîm-i Rahîm şifa verse, fazlından verir." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, On Yedinci Devâ)
"Madem iman gibi hadsiz derecede kıymettar bir nimet bizde vardır. İhtiyarlık da hoştur, hastalık da hoştur, vefat da hoştur. Nâhoş birşey varsa o da günahtır, sefahettir, bid’atlardır, dalâlettir." (Lem'alar, Yirmi Altıncı Lem'a, Onuncu Rica)
"Hastalıklar ve musibetler, dinî olmamak ve sabretmek şartıyla, o hizmete ve o ubudiyete çok muvafık oluyor ve kuvvet veriyor. Ve herbir saati bir gün ibadet hükmüne getirdiğinden, şekvâ değil, şükretmek gerektir." (Lem'alar, İkinci Lem'a, İkinci Nükte)
"Hayat musibetlerle, hastalıklarla tasaffi eder, kemal bulur, kuvvet bulur, terakki eder, netice verir, tekemmül eder, vazife-i hayatiyeyi yapar." (Lem'alar, İkinci Lem'a, İkinci Nükte)
"Ermiş bir ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşüyor, sıtmanın titremesinden günahlar öyle dökülüyor." (Lem'alar, İkinci Lem'a, Beşinci Nükte)
"Bir derdin dermanı, başka bir derde zehir olabilir. Bir derman, haddinden geçse, dert getirir." (Mektubat, Hakikat çekirdekleri)
"En müzmin dertlere dahi derman bulunabilir. Öyle ise, ey insan ve ey musibetzede benî Âdem! Meyus olmayınız." (Sözler, Yirminci söz, İkinci Makam, Mukaddime)
"Her dert, ne olursa olsun, dermanı mümkündür. Arayınız, bulunuz." (Sözler, Yirminci söz, İkinci Makam, Mukaddime)
"En zaif damar ve dehşetli mâni, hastalık damarıdır. Hastalığa ehemmiyet verdikçe, hiss-i nefs-i cisim galebe eder." (Emirdağ Lâhikası-I, 188.Mektup)
"Meyus ve ümitsiz bir hastaya manevî bir tesellî, bazan bin ilâçtan daha ziyade nâfidir." (Barla Lahikası, 68.Mektup)