"Çok ağır hastaların başında ağlayanlar ve sıhhatleri yerinde olanlar ölmüşler, o ağır hastalar şifa bulup yaşamışlar." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evvelâ bil ve kat’î iman et ki, ecel mukadderdir, tagayyür etmez. Çok ağır hastaların başında ağlayanlar ve sıhhatleri yerinde olanlar ölmüşler, o ağır hastalar şifa bulup yaşamışlar." (Lem'alar, 25. Lem'a, Dokuzuncu Deva)

Bu vecize Bedîüzzaman Hazretlerinin Lem'alar adlı eserindeki o meşhur psikolojik ve manevi reçete olan Yirmi Beşinci Lem'a (Hastalar Risalesi) içinde yer alır. Üstad bu tespitiyle, insanın ölüm ve hastalık karşısındaki en büyük yanılgılarından birini yıkarak, hastalıktan dolayı ümitsizliğe düşen ruhlara muazzam bir teselli ve gerçekçi bir bakış açısı sunar. Vecizeyi üç ana boyutta değerlendirebiliriz:

1. Hayat ve Ölümün Hakiki Malikini Hatırlamak

İnsanoğlu, düz bir mantıkla sağlıklı olan yaşar, ağır hasta olan ise ölür diye düşünür. Bu sebeple ağır bir hastalığa yakalanan kişi, ölümün kapısına dayandığını zannederek derin bir ümitsizliğe ve korkuya kapılır.

Bu vecize ise hayatın ve ölümün biyolojik şemaları aşan, doğrudan İlahi iradeye bağlı birer hakikat olduğunu çarpıcı bir gözlemle hatırlatır:

Sağlık, ecelin gelmesine engel değildir. Sapasağlam bir insan, hiç beklenmedik bir anda (ani bir kalp krizi veya kaza ile) hayatını kaybedebilir.

Hastalık da ölümün mutlak habercisi değildir. Tıbben umut kesildi denilen, başında ölüm döşeğinde diye ağlanılan pek çok ağır hasta, hayata tutunup yıllarca yaşayabilir.

2. Sebep-Sonuç Yanılgısını Kırmak ve Tevekkül

İnsan, sağlığı kendi elindeki bir güç veya koruma kalkanı zannetme yanılgısına düşer. Bu cümle, o sahte güven hissini kırar. Hayatı veren kim ise, onu muhafaza eden de odur. Bu hakikat hastaya şunu fısıldar:

"Şu an yorgun ve halsiz düşmüş bedenin, senin öleceğin anlamına gelmez. Şifayı veren Şâfî-i Hakiki, seni bu dertten kurtarmaya kadirdir. Başında ağlayan sağlıklı insanların senden önce gitmeyeceğinin hiçbir garantisi yok. O halde ümitsizliği bırak, ona teslim ol."

3. Korku ve Ümitsizlik Marazını Tedavi Etmek

Ağır hastalıklarda insanı bedenen bitiren şey virüsler veya mikroplar ise, ruhen bitiren şey de evham, korku ve ümitsizliktir. Kendini kesin ölecekmiş gibi şartlandıran bir insanın bağışıklık sistemi de çöker.

Üstad, tarihte ve günlük hayatta binlerce örneği görülen bu realiteyi gözler önüne sererek hastanın moralini yükseltir. Ölümün kronolojik sırasının sağlığa göre değil, ecele göre tayin edildiğini göstererek hastanın omuzlarındaki o ağır psikolojik baskıyı hafifletir.

Özetle: Bu vecize, mutlak bir teslimiyet ve ümit aşısıdır. İnsana, sağlığına güvenip mağrur olmamasını ihtar ederken; hastalığına bakıp da ümitsizliğe düşmemesini, her iki durumda da hayatın dizginlerinin mutlak bir Kudret'in elinde olduğunu bilerek huzur bulmasını hatırlatır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 32
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...