Nur talebelerinin sayısı belli midir? Sayıdaki artış çok mu yavaş ilerliyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risale-i Nur hareketi, bir cemiyet ya da parti olmadığı için, resmi bir hüviyeti ya da resmi bir kaydı yoktur. Nur hareketi gönüllü bir iman ve ahlak hareketidir. Bu sebeple net bir rakam vermek mümkün değildir.

Şu anda Risale-i Nurların bazı risaleleri elliden fazla dile tercüme edildi. Gerek yurt içinde ve gerek yurt dışında sayılamayacak kadar dershane var. Allah’ın inayet ve ikramı ile bugün Nur talebelerinin sayısı en azından eskisinin üç dört katıdır, bunu tam olarak biz bilemiyoruz. Her geçen gün iman hizmeti gelişip büyüyor, değil Türkiye’de dünyanın her bir tarafında Risale-i Nurlar basılıp okunuyor. Risale-i Nurların yavaş ve az ilerlediği fikri doğru değildir. Nur talebelerinin sayısı hakkında tam bir rakam vermek mümkün olmasa bile, bir tahmin yapılabilir.

Bizim asıl vazifemiz; iman ve Kur’an hizmetinde, Allah rızası için hizmet edip çalışmaktır. İman edenlerin sayısı ya da şu meşrebin kaç etbası var diye çetelesini tutmak bizim vazifemiz değildir.

İnsanların hidayete gelmesi bizim değil, Allah’ın vazifesidir. Bu sebeple biz iman ve Kur’an hakikatlerini muhtaç gönüllere ulaştırmakla mükellefiz, gönüllere tesir etmek ve bunların sayısını çoğaltmak bizim değil, Allah’ın vazifesidir. Bu niyet ile hareket edersek, muvaffak olur ve güzel hizmet ederiz. Yoksa Allah’ın vazifesinin altına omuz atmak ve onu üstlenmeye kalkışmak, insanı ezer ve umutsuzluğa sevk eder.

"Meşhurdur ki, bir zaman İslâm kahramanlarından ve Cengiz’in ordusunu müteaddit defa mağlûp eden Celâleddin-i Harzemşah harbe giderken, vüzerâsı ve etbâı ona demişler: “Sen muzaffer olacaksın. Cenâb-ı Hak seni galip edecek.”

O demiş: “Ben Allah’ın emriyle, cihad yolunda hareket etmeye vazifedarım. Cenâb-ı Hakkın vazifesine karışmam. Muzaffer etmek veya mağlûp etmek Onun vazifesidir.” İşte o zat bu sırr-ı teslimiyeti anlamasıyla, harika bir surette çok defa muzaffer olmuştur.

Evet, insanın elindeki cüz-ü ihtiyarî ile işledikleri ef’allerinde, Cenâb-ı Hakka ait netâici düşünmemek gerektir. Meselâ, kardeşlerimizden bir kısım zatlar, halkların Risale-i Nur’a iltihakları şevklerini ziyadeleştiriyor, gayrete getiriyor. Dinlemedikleri vakit, zayıfların kuvve-i mâneviyeleri kırılıyor, şevkleri bir derece sönüyor. Halbuki, üstad-ı mutlak, muktedâ-yı küll, rehber-i ekmel olan Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, وَماَ عَلَى الرَّسُولِ اِلاَّ الْبَلاَغُ olan ferman-ı İlâhîyi kendine rehber-i mutlak ederek, insanların çekilmesiyle ve dinlememesiyle daha ziyade sa’y ü gayret ve ciddiyetle tebliğ etmiş. Çünkü اِنَّكَ لاَ تَهْدِى مَنْ اَحْبَبْتَ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يَهْدِى مَنْ يَشَاۤءُ sırrıyla anlamış ki, insanlara dinlettirmek ve hidayet vermek, Cenâb-ı Hakkın vazifesidir; Cenâb-ı Hakkın vazifesine karışmazdı.

Öyleyse, işte ey kardeşlerim! Siz de, size ait olmayan vazifeye harekâtınızı bina etmekle karışmayınız ve Hâlıkınıza karşı tecrübe vaziyetini almayınız." (Lem'alar, On Yedinci Lem'a, On Üçüncü Nota)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 8.954
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

sami
onmilyonlarca...
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
csaparca

üstadın gerçek has nur talebelerini isimleri ile beraber bildiğini duymuştum mühim bir nurcu abimden. her sabah dualarında tek tek isimleri ile birlikte dua ediyormuş. hem de sadece o zamanın değil gelecek tüm talebelerin isimleri de dahilmiş. bu konu hakkında bi bilginiz var mı?

Değerli Kardeşimiz;
Konu hakkında bilgi almak için tıklayınız
Selam ve dua ile

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...