Block title
Block content

Nur talebelerinin "İ'la-yı Kelimetullah" ve "Nizam-ı Alem" gibi gayeleri var mıdır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Tebliğ ve anlatmak bizden tevfik ve başarı Allah’tandır.

Bizim vazifemiz iman hakikatlerini anlatmak ve yaymak iken, aleme nizam vermek ve dünyayı değiştirmek ise Allah’ın vazifesidir.

"İ'la-yı Kelimetullah" için çalışmak bize ait bir vazife iken, onu yüceltmek ve yükseltmek ise Allah’a ait bir vazifedir.

"Ve cihad-ı mâneviyenin en büyük şartı da vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır ki, 'Bizim vazifemiz hizmettir; netice Cenab-ı Hakka âittir. Biz vazifemizi yapmakla mecbur ve mükellefiz.'"

"Ben de Celâleddin Harzemşah gibi, 'Benim vazifem hizmet-i imaniyedir; muvaffak etmek veya etmemek Cenab-ı Hakkın vazifesidir.' deyip ihlâs ile hareket etmeyi Kur'ân'dan ders almışım."(1)

Osmanlı döneminde aleme nizam veren Allah’tı, Osmanlı sadece üzerine düşen vazifesini yapıyordu. Şayet keramet Osmanlıda olsa idi, son üç yüz yılında da aynı gücünü gösterirdi. Demek başarı ve tevfik Allah’tan, istikamet ile mücadele ve çalışmak ise bize ait bir vazifedir.

İhlaslı ve tevekkül ehli birisi boyundan büyük işlere tevessül etmez, haddini bilir, kendi üzerine düşen vazifeye odaklanır. Hidayet, aleme nizam çekmek, başarı bunların hepsi Allah’ın uhdesinde ve Onun bileceği şeylerdir, bizim vazifemiz ise çalışmak ve gayret etmektir.

"Yani, 'Cenâb-ı Hak abdini tecrübe eder ve der ki: 'Sen böyle yapsan sana böyle yaparım. Göreyim seni, yapabilir misin?' diye tecrübe eder. Fakat abdin hakkı yok ve haddi değil ki, Cenâb-ı Hakkı tecrübe etsin ve desin: 'Ben böyle işlesem sen böyle işler misin?' diye tecrübevâri bir surette Cenâb-ı Hakk'ın rububiyetine karşı imtihan tarzı, sû-i edeptir, ubudiyete münâfidir."

"Madem hakikat budur; insan kendi vazifesini yapıp Cenâb-ı Hakk'ın vazifesine karışmamalı."

"Meşhurdur ki, bir zaman İslâm kahramanlarından ve Cengiz'in ordusunu müteaddit defa mağlûp eden Celâleddin-i Harzemşah harbe giderken, vüzerâsı ve etbâı ona demişler: 'Sen muzaffer olacaksın. Cenâb-ı Hak seni galip edecek.'"

O demiş: 'Ben Allah'ın emriyle, cihad yolunda hareket etmeye vazifedarım. Cenâb-ı Hakk'ın vazifesine karışmam. Muzaffer etmek veya mağlûp etmek Onun vazifesidir.'"

"İşte o zat bu sırr-ı teslimiyeti anlamasıyla, harika bir surette çok defa muzaffer olmuştur."

"Evet, insanın elindeki cüz-ü ihtiyarî ile işledikleri ef'allerinde, Cenâb-ı Hakka ait netâici düşünmemek gerektir. Meselâ, kardeşlerimizden bir kısım zatlar, halkların Risale-i Nur'a iltihakları şevklerini ziyadeleştiriyor, gayrete getiriyor. Dinlemedikleri vakit, zayıfların kuvve-i mâneviyeleri kırılıyor, şevkleri bir derece sönüyor. Halbuki, üstad-ı mutlak, muktedâ-yı küll, rehber-i ekmel olan Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm,  وَماَ عَلَى الرَّسُولِ اِلاَّ الْبَلاَغُ  ["Peygambere düşen, ancak tebliğ etmekten ibarettir." (Nur, 24/54)]. olan ferman-ı İlâhîyi kendine rehber-i mutlak ederek, insanların çekilmesiyle ve dinlememesiyle daha ziyade sa'y ve gayret ve ciddiyetle tebliğ etmiş. Çünkü اِنَّكَ لاَ تَهْدِى مَنْ اَحْبَبْتَ وَلٰكِنَّ اللهَ يَهْدِى مَنْ يَشَاۤءُ  ["Sen sevdiğin kimseyi hidayete erdiremezsin. Ancak Allah dilediğine hidayet verir." (Kasas, 28/56)] sırrıyla anlamış ki, insanlara dinlettirmek ve hidayet vermek, Cenâb-ı Hakkın vazifesidir; Cenâb-ı Hakkın vazifesine karışmazdı."

"Öyleyse, işte ey kardeşlerim! Siz de, size ait olmayan vazifeye harekâtınızı bina etmekle karışmayınız ve Hâlıkınıza karşı tecrübe vaziyetini almayınız."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Emirdağ Lâhikası-II, (151. Mektup)

(2) bk. Lem'alar, On Yedinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...