Block title
Block content

Risale-i Nurlarda, şimdiki İslâmî yönetimler hakkında ihbarlar, bilgiler var mıdır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Eskişehir Mahkemesinde gizli kalmış, resmen zapta geçmemiş ve müdafaatımda dahi yazılmamış bir eski hatırayı ve lâtif bir vakıa-i müdafaayı aynen beyan ediyorum."

"Orada benden sordular ki: 'Cumhuriyet hakkında fikrin nedir?' "

"Ben de dedim: 'Eskişehir mahkeme reisinden başka daha sizler dünyaya gelmeden ben dindar bir cumhuriyetçi olduğumu elinizdeki tarihçe-i hayatım ispat eder. Hülâsası şudur ki: O zaman şimdiki gibi, hâli bir türbe kubbesinde inzivada idim. Bana çorba geliyordu. Ben de tanelerini karıncalara verirdim, ekmeğimi onun suyuyla yerdim. İşitenler benden soruyordular. Ben de derdim: Bu karınca ve arı milletleri cumhuriyetçidirler. O cumhuriyetperverliklerine hürmeten, tanelerini karıncalara verirdim.' "

"Sonra dediler: 'Sen Selef-i Salihîne muhalefet ediyorsun.' "

"Cevaben diyordum: 'Hulefâ-i Râşidîn, herbiri hem halife, hem reis-i cumhur idi. Sıddîk-ı Ekber (r.a.), Aşere-i Mübeşşere ve Sahabe-i Kirama elbette reis-i cumhur hükmünde idi. Fakat mânâsız isim ve resim değil, belki hakikat-i adaleti ve hürriyet-i şer'iyeyi taşıyan mânâ-yı dindar cumhuriyetin reisleri idiler.' "(1)

"Evet, hakaik-i İslâmiyetin mazi kıt'asını tamamen istilâsına sekiz dehşetli mânialar mümanaat ettiler."

"Altıncı, yedinci mâniler: Bizdeki istibdat ve şeriatın muhalefetinden gelen sû-i ahlâkımız mümanaat ediyordular. Bir şahıstaki münferid istibdat kuvveti şimdi zeval bulması, cemaat ve komitenin dehşetli istibdadlarının otuz-kırk sene sonra zeval bulmasına işaret etmekle ve hamiyet-i İslâmiyenin şiddetli feveranı ile sû-i ahlâkın çirkin neticeleri görülmesiyle bu iki mâni de zeval buluyor ve bulmaya başlamış. İnşaallah tam zeval bulacak."(2)

"Hem de itikadımdır ki: İstikbale hüküm sürecek ve her kıt'asında hâkim-i mutlak olacak, yalnız hakikat-i İslâmiyettir. Evet, saadet saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır. Onu fethedecek yalnız odur; emareler görünüyorlar. Zira mazi kıt'asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassup ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin müzahrefat ve istibdad olanlara, şeriat-ı garrânın galebe-i mutlak ve istilâ-i tâmmına sed ve mâni olan sekiz emir, üç hakikatle zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. O mâniler ise, ecnebilerde taklit ve cehalet ve taassup ve kıssîslerin riyaseti; ve bizdeki mâni ise, istibdad-ı mütenevvi ve ahlâksızlık ve müşevveşiyet-i ahval ve atâleti intaç eden yeistir ki, şems-i İslâmiyetin küsufa yüz tutmasına sebep olmuşlardır."(3)

Yukardaki muhtelif ifadelerden anlaşılan manaya göre, İslam hakikatlerinin önünde duran en büyük engellerden birisi de istibdat, yani dikta ve zorba rejimlerdir. Yönetim ve siyasi noktadan, İslam aleminin saadet ve geleceği ancak İslam’a uygun bir  cumhuriyet ve demokratik rejimdir. Yoksa istibdadın farklı versiyonları olan  krallık ve saltanatın İslam alemine bir hayrı yoktur.

Bugün İslam dünyasında maalesef hep istibadı temsil eden dikta ve dayatmacı rejimler hakimdir. Üstad Hazretlerinin en haz etmediği şeylerden birisi de bu tip yönetim rejimlerdir. Üstad Hazretleri şiddetli bir şekilde İslam bünyesine uygun cumhuriyeti, şimdiki tabiri ile demokrasiyi savunuyor. 

Üstad Hazretleri, aynı zamanda geleceğin İslam’a gebe olduğunu söylemesi ile bu dikta rejimlerinde son bulacağını, zımni olarak ifade etmiş oluyor. Zaten dünyanın değişen ve gelişen şartları, bu bağnaz yönetim şekillerini tarihin çöp sepetine atması mukadderdir.

Dipnotlar:

(1) bk. Tarihçe-i Hayat, Denizli Hayatı

(2) bk. Hutbe-i Şamiye

(3) bk. Muhakemat

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İçerik ve Külliyat | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4187 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...