Block title
Block content

Birinci Nokta

İçerikler

  1. "Demek o ölmek rızıksızlıktan değildir. Belki sû-i ihtiyardan tevellüt eden bir âdet ve o sû-i ihtiyardan ve âdetin terkinden neş'et eden bir marazla ölüyorlar." ifadesini açıklar mısınız?

  2. "Hattâ bir adam, şedid bir inad yüzünden Londra mahpushanesinde yetmiş gün sıhhat ve selâmetle, hiçbir şey yemeden hayatı devam ettiğini, onüç -şimdi otuz dokuz- sene evvel gazeteler yazmışlar." İzahı, gazete kaynağı var mı?

  3. "Madem kırk günden yetmiş seksen güne kadar rızk-ı fıtrî devam ediyor." Burada "fıtri rızık" denilmiş. Zaruri olmayan meyve sebzeler fıtri rızk kapsamına girer mi?

  4. "Öyle ise, açlıktan ölenler, eğer kırk günden evvel ölseler, kat'iyen rızıksızlıktan değildir. Belki 'Terkül-adat minel-mühlikat" sırrıyla, su-i ihtiyardan gelen bir adet ve terk-i adetten neşet eden bir illetten, bir marazdan ileri gelmiştir." İzah?

  5. "Sû-i ihtiyardan tevellüt eden bir âdet ve o sû-i ihtiyardan ve âdetin terkinden neş'et eden bir marazla ölüyorlar." Kötü kullanımdan meydana gelen âdet nedir ve o adetin terkinden dolayı nasıl bir marazla ölüyorlar?

  6. "Terkül âdât, minel mühlikat." ne demektir?

  7. "Zîhayatın bedeninde şahm suretinde iddihar edilen rızk-ı fıtrî, hadd-i vasat olarak kırk gün mükemmelen devam eder..." Kırk gün açlıkta, su içerek mi yoksa içmeden mi yaşanabilir?

  8. "En ihtiyarsız ve iktidarsız hayvanlar daha iyi yaşıyorlar, daha iyi besleniyorlar." Halbuki ayette ''Kişi için ancak çalıştığı vardır.'' deniyor. Ne kadar çalışırsak, o nisbette nasibimizi bulmaz mıyız? Yani ihtiyar ve iktidarı olan daha çok çalışır ve daha çok rızka kavuşmaz mı?

Yükleniyor...