"Eğer pür-şer beşer su-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa... O isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor." Rezzak'a müdahale edilebilir mi, bu şirk olmaz mı?
Değerli Kardeşimiz;
"Rezzak ismi, gayet geniş bir surette rû-yi zeminde cilvesi görünüyor. Ve madem hiç ümit edilmediği bir tarzda, memeden ve odundan rızıklar akıyor, başgösteriyor. Eğer pür-şer beşer sû-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, herhalde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor. Öyleyse, açlıktan ölenler, eğer kırk günden evvel ölseler, kat’iyen rızıksızlıktan değildir." (Lem'alar, On İkinci Lem'a, Birinci Nokta)
Pür Şer Beşer Rezzaka Müdahale Ediyor mu?
Evet, metinde de belirtildiği gibi, "pür şer beşer" yani şer dolu insanoğlu, kendi süiihtiyarıyla (kötüye kullanılmış iradesiyle) Allah'ın rızık dağıtımına müdahale ediyor.
Bu müdahale, fiziksel bir müdahale olduğu gibi, sosyal ve ahlaki bir müdahale olarak da anlaşılabilir.
Mesela, başkasının hakkı olan rızkı gasp etmek veya ondan çalmak. Rızkı gereksiz yere israf etmek, başkasının ihtiyacı olanı yok etmek. Rızık kaynaklarını ele geçirmek için yapılan savaşlar, tarım arazilerinin ve su kaynaklarının tahrip edilmesi. Rızkın toplumun belirli kesimlerinde toplanması, fakirlerin ve muhtaçların rızıktan mahrum bırakılması. Bu tür müdahaleler, Allah'ın her canlıya fıtraten (yaratılıştan) verdiği rızkın ulaşmasına engel oluyor.
Sonuç olarak, metinde belirtildiği gibi, bu engellemeler nedeniyle açlıktan ölümler yaşanabiliyor. İnsan sadece Rezzak ismine müdahale etmekle kalmıyor, bütün İlahi isimlerin tecellisine de müdahale edebiliyor. Mesela bir yeri kirletmekle Cemil ve Müzeyyin isimlerine perde olabildiği gibi, suretlere müdahale etmekle Musavvir, gözleri kör ettiğinde Basir, dilleri kestiğinde Mütekellim, kulağı sağır ettiğinde Semi' isimlerinin tecellisine müdahale edebiliyor.
Bu Durum Şirk Oluyor mu?
Doğrudan şirk (Allah'a ortak koşma) olarak nitelendirilmez. Şirk, Allah'ın ilahlığını, rububiyetini (terbiye ediciliğini) veya isim ve sıfatlarını başka bir varlıkla paylaşmak, eşdeğer görmek veya başka bir varlıktan medet ummaktır. Bu anlamda ne insan ne sebepler ne de mevhum tabiat Allah’a şerik olamaz onun yaratmasına müdahale edemez.
Bir insanın rızka engel olarak birisinin ölümüne yol açması onun Allah’a ortak olması anlamına gelmiyor. Çünkü şerler ademi olup, bir iş, bir fiil ve bir eylem değildir ki yaratmak anlamında Allah’a şerik olabilsin.
Bir insanın rızka engel olması, Allah'ın fiillerini taklit eden veya ona ortak olan bir "yaratma" eylemi değildir. Bu, var olan bir iyiliğin (rızkın) önüne konulan bir engel veya onun yokluğuna sebep olan bir iyilikten yoksunluk durumudur. Bu bir zulümdür ve ilahi kanunlara bir isyandır.
Varlık ve fiiller bizzat Allah'a aittir; o (c.c), varlığı yoktan var eder.
İnsan, Allah'ın yarattığı sebepler dahilinde fiilleri işler. İnsan, kendi fiillerinin de yaratıcısı değildir. Sadece fiili tercih eder ve o fiilin gerçekleşmesine vasıta olur.
Dolayısıyla, bir insanın bir başkasının rızkına engel olması, rızkı yoktan yaratma gücüne sahip olduğu anlamına gelmez. Bu, sadece rızkın ulaşmasını engelleyen bir negatif eylemdir. Bu eylem, Allah'ın Rezzak isminin tecellisine bir engel koyar, fakat Allah'ın Rezzak isminin yerini alma iddiasında değildir. Bu nedenle, bu durum doğrudan şirk değil, büyük bir zulüm ve günah olarak kabul edilir.
Bu ayrım, Allah'ın mutlak ve eşsiz yaratıcılığını pekiştirir. Hiçbir insan, -ne kadar kötü niyetli olursa olsun-, yaratma fiilinde Allah'a ortak olamaz.
Şerlerin "ademî" olması, insanın kötü eylemlerinden sorumlu olmadığı anlamına gelmez. Tam tersine, insan, iyiliğin (varlık) yokluğuna sebep olduğu için, bu yokluğun sonuçlarından sorumludur. Örneğin, bir ışığı kapatmak bir yok etme fiili değildir; ama karanlığa sebep olduğu için bu eylemden sorumlu olursunuz.
Sonuç olarak, rızka engel olmak bir yaratma fiili değil, Allah'ın yarattığı rızkın adil dağılımını bozan, zulüm içeren bir olumsuzluk fiilidir. Bu nedenle doğrudan şirk olmasa da, bu fiil büyük bir günahtır ve Allah'ın Rezzak isminin hikmetine karşı gelmektir.
Özetle, insan rızkı tamamen kontrol edemese de kötü niyetli müdahaleleriyle rızkın adil dağılımını bozarak, Allah'ın adalet tecellisine karşı gelmiş olur. Bu durum, direkt bir şirk olmamakla birlikte, manevi olarak imanı zedeleyen ve Allah'ın Rezzak ismine saygısızlık içeren bir davranıştır. Fakat bu şahıs "ben Allah'ın verdiği bu rızıkları, bende bulunan güç ve kuvveti kullanarak vermiyorum" diyerek mâni oluyorsa ve kendini bir İlah gibi görüyorsa bu durum farklıdır. O zaman bu düşünce insanı müşrik ve kâfir yapar.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü