Block title
Block content

Birinci Nükte

İçerikler

  1. "İnsan, mahiyet-i câmiiyeti itibariyle mevcudatın hemen ekserîsiyle alâkadardır." Buradaki "Mahiyet-i câmiiyet" kavramını nasıl anlamalıyız?

  2. "Çünkü kalbindeki hadsiz istidad-ı muhabbet, hadsiz bir cemâl-ı bâkiye mâlik bir Zât'a tevcih etmek için verilmiş." ifadesini açıklar mısınız?

  3. "Ebedî cennete bahçesi gibi muhabbet ediyor. Halbuki, muhabbet ettiği mevcudat durmuyorlar, gidiyorlar. Firaktan daima azap çekiyor. Onun o hadsiz muhabbeti, hadsiz bir mânevî azâba medar oluyor." Açıklar mısınız?

  4. "Ebedî cennete bahçesi gibi muhabbet ediyor. Halbuki, muhabbet ettiği mevcudat durmuyorlar, gidiyorlar." cennet fani mi?

  5. "Hüsün ve cemalleri üstünde fânilik damgasını görür, alâka-i kalbi keser. Eğer kesmezse, mahbupları adedince mânevî cerihalar oluyor." Kalbin masivadan alakayı kesmemesi nasıl oluyor?

  6. "Kalb hadsiz mahbubatından vazgeçiyor. Hüsün ve cemalleri üstünde fânilik damgasını görür, alâka-i kalbi keser." Bazen böyle olmuyor, izah eder misiniz?

  7. "Madem o hadsiz mahbubat fânidirler, beni bırakıp gidiyorlar; onlar beni bırakmadan evvel ben onları ﻳَﺎ ﺑَﺎﻗِٓﻰ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ demekle bırakıyorum." İnsanın ailesi ölüp gidecek diye sevilmez mi? Nihayetinde bizi ayıran da Allah! Konuyu açar mısınız?

  8. Dünya lezzetlerinin insanı tatmin etmemesinin sırrı nedir?

  9. Lem'alarda "kalbin" firaktan müteessir olup cerihalar aldığını söylerken, Yirmi Birinci Söz'de ise firaktan müteessir olan "ruh" olarak gösteriliyor. Bunların benzer ve benzemeyen hassalarını ifade eder misiniz?

  10. Mevcudatta sebeb-i muhabbet olan şeyler nelerdir?

Yükleniyor...