Block title
Block content

Birinci Makam, Altıncı Burhan

İçerikler

  1. "Bahar ve yaz mevsiminde zeminin yüzüne işarettir. Zîrâ yüz binler muhtelif mahlûkatın tâifeleri, birbiri içinde beraber icad edilir, rûy-i zeminde yazılır; galatsız, kusursuz, kemâl-i intizamla değiştirilir. Binler sofra-i Rahmân açılır, kaldırılır; taze taze gelir. Her bir ağaç birer tablacı; her bir bostan birer kazan hükmüne geçer." Bu haşiyeyi misâllerle biraz daha açabilir misiniz?

  2. "İşte, o ova içinde yüksek bir dağ var. Üstüne çıkacağız, tâ bütün etrafı görülsün. Hem her şeyi yakınlaştıracak güzel dürbünleri de beraber alacağız. Çünkü, bu acîb memlekette acîb işler oluyor. Her saatte hiç aklımıza gelmeyen işler oluyor." Dağa çıkıp dürbünle bakmayı nasıl değerlendirirsiniz?

  3. "Bin kitap yazmak o sanatkâra bir harf kadar kolay gelir." cümlesi ne demektir, açar mısınız?

  4. "Nihâyet derecede sanatlı, dikkatli şu işler, kendi kendine olmak bin derece muhâldir ki, kendilerinden ziyâde, sanatkârlarını gösteriyorlar." Nihâyet derecede sanatlı ve dikkatli olan şu işler, kendilerinden ziyade sanatkârlarını nasıl gösteriyorlar? Sanatkâr bu kadar zahir olmakla beraber çoğu insan niçin idrak edemiyor?

  5. "Muntazaman yerlerine ve mahiyetçe onlara benzer, fakat suretçe ayrı başkaları geldiler." Mahiyetçe birbirine benzeyen, fakat suretçe ayrı olan mahlûkatın yaratılması ile ilgili örnekler vererek bunun hikmetini anlatır mısınız?

  6. "Belki herbir ferdine mahsus ismiyle ve resmiyle bir tabla-i nimet veriliyor." ifadesini açıklayabilir misiniz?

Yükleniyor...