"Nihayet derecede sanatlı, dikkatli şu işler, kendi kendine olmak bin derece muhaldir ki, kendilerinden ziyade, sanatkârlarını gösteriyorlar." Nasıl oluyor? Sanatkâr bu kadar zahir olmakla beraber çoğu insan niçin idrak edemiyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hem âlim, hem de hattat olan bir zatın yazdığı ve her bir kelimesinde hattatlık sanatının harikalarının sergilendiği bir makaleye ilk baktığımızda, ondaki sanata hayran kalır, hayret ve takdirle seyrederiz. Biraz sonra o makalede nazara sunulan ilmî hakikatleri anlamaya daldığımızda artık kelimeleri görmez olur, sadece mana ile alakadar oluruz.

“Hakiki hakaik-i eşya esmâ-i İlâhiyedir.” hükmünce, bu varlık âlemindeki her mahluk Cenab-ı Hakk’ın isimlerinin tecelli etmesiyle ortaya çıkmıştır. Esas olan bu isimlerdir. Ancak, bu isimlerin görünmeleri de ancak mahlukat aynalarında mümkün olur. Aynalar olmaksızın, ilahi isimler ve sıfatlar ne görünürler, ne de bilinebilirler.

Müminler bunun şuurundadırlar ve bu dünyada sergilenen bütün ilahi eserleri, öncelikle esma ve sıfat-ı ilahiyenin birer tecellisi olarak seyreder, sonra da o eserlerden gerekli faydaları edinirler. Ama insanların ekseriyeti bu eserlerdeki sanat mucizelerinden çok, onların faydalarıyla ilgilenirler. Kendilerine faydası dokunan şeye ehemmiyet verirler, diğerlerini görmezlikten gelirler. Mesnevi-i Nuriye’de bu mana şöyle ders verilir:

“Zühre yıldızını kokulu bir zühreye mukabil almaz.”

Bu sanat eserlerine karşı lakayt kalmanın çok ehemmiyetli bir sebebi de yine aynı eserde, “ülfet” olarak nazara verilir.

“...Me’lufları olan şeyleri kendilerince malum bilirler. Hatta ülfet dolayısıyla âdiyata teemmül edip ehemmiyet vermezler.”(1)

Bahar her sene geldiği, güneş her sabah doğduğu için insanlar, ülfet hastalığı sebebiyle, bu mucize eserlere ve bu rahmet cilvelerine gereken ehemmiyeti vermeyebiliyorlar.

“Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan, bütün kâinattaki âdiyât namiyle yad olunan, harikulade ve birer mucize-i kudret olan mevcudat üstündeki âdet ve ülfet perdesini keskin beyanatıyla yırtıp, o hakâik-ı acîbeyi zîşuura açıp, nazar-ı ibretlerini celb edip, ukûle tükenmez bir hazine-i ulum açar.”(2)

Dipnotlar:

1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Şemme.

2) bk. Sözler, On Üçüncü Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...