Block title
Block content

Üstadımızın, Mevdudi ve Seyyid Kutub'a bakışı nasıldı? Bizim bu zatlara bakışımız nasıl olmalı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad ve Risale-i Nur mesleği, bir meseleyi değerlendirmeye tabi tutarken, toptancı bir  yaklaşımla değil, analitik bir yaklaşımla değerlendirir. Yani doğruyu alır, yanlışı reddeder, zira bazen olur ki; doğru, yanlış adamın elinde, yanlış da doğru adamın elinde olabilir.

Üstad bu manayı şu şekilde izah ediyor:

"Her bâtıl bir mesleğin herbir ciheti bâtıl olmak lâzım olmadığı gibi, herbir hak mesleğin dahi herbir ciheti hak olmak lâzım değildir."(1)

Mesela Üstad, Avrupa ikidir der, biri hakiki İsevilikten ilham alarak insanlığın hizmetine çalışan müspet Avrupa, diğeri maddi felsefenin dalaletinde boğulmuş insanlığı günah ve zulme teşvik eden menfi Avrupa'dır. Onun için Avrupa’nın her şeyine karşı değildir. Avrupa müktesebatlarının hayırlı ve müspet tarafını almakta bir sakınca yoktur.

Seyyid Kutup ve Mevdudi hakkında Risalelerde herhangi bir tahlil yapılmamıştır. Yukarıdaki tespitler ışığında şahıs ve olaylara bakmamız halinde, hata yapma ihtimalimiz azalır diye düşünüyoruz.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup Altıncı Risale

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Bediüzzaman ve Diğerleri | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 5016 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

wehwet84
Kitap bilgi öğrenmek için okunur. Faydalısını zararlısından ayırabilen kimsenin o kitabı okumasına ne lüzum var? Bildiği şeyleri niçin okusun? Bilmediklerini öğrenmek için okuyorsa, bilmediği bir şey onu küfre düşürebilir, ebedi felaketine sebep olabilir. Bunun için okunacak onlarca ehli sünnet aliminin kitabı var iken neden yılan deliğine elimizi sokup yumurta arayalım? Üstad hazretlerinin bu sözünden pozitif ilimleri kimden alabiliyorsak almamız gerektiği ancak dinimiz ile ilgili ilimleri sadece doğru ehli sünnet alimlerinden almamız gerektiği anlaşılmazmı?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Nurun fedaisi
Seyyid Kutub hakkında hatıralarda okuduğum bir yeri nakletmek istiyorum. Seyyid Kutub, Üstad Bediüzzaman Hazretleri'nin hizmeti ile ilgili "Bediüzzaman'ın Türkiye de yaptığı hizmet iğne ile kuyu kazmaya benzer. Ben ise elimi sallasam, milyonlarca insan beni takip eder." Bu sözleri kullanır. Ve -Allahu âlem- 1967 senesinde idam edilmeden önce şu sözleri söyler: "Demek ki devir, iğne ile kuyu kazma devriymiş..." Selam ve dua ile..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Nurun fedaisi
Mevdudi ile alâkalı olarak da Abdülkadir Badıllı Ağabey'in bir hatırasını okumuştum. Şöyle ki: "21.05.2006 tarihinde muhterem Abdülkadir Badıllı Bey, merhum Mevdudi ile alakalı şu hatırasını anlattı ve kayıt cihazımızla kaydettik (kaydeden kişi Necmettin Şahiner): 1976'da İngilizce bilen bir arkadaşla Hindistana gitmek üzere yola çıktık. İran, Afganistan, Pakistan ve nihayet Hindistana geldik. Pakistana geldiğimizde dedik; Madem buraya geldik, Mevdudiyi ziyaret edelim. Sağdı o zaman. Lahor şehrine gittik. Orada Cemaat-i İslaminin merkez binası var. Binanın bir tarafı medrese, bir tarafı cami, bir tarafı parti işlerine ayrılmıştı. Gittik, görüştük. Yaşlı bir zat. Arapça konuştum ben. Kendisine o sıralar Beyrutta tab ettirdiğimiz Arapça risalelerden birkaç tanesini hediye ettik. Eserleri kendisine verince çok iltifat etti ve (şöyle dedi): "Bu kitaplar eskiden Türkiye'den teksirle gelirdi. Osmanlıca idiler. Biz bakar bakar, bir şey anlamaz öper bir tarafa koyardık. Ama madem şimdi Arapça tercüme edildi, bu risaleler dünyaya yayılır. Ben Allah'a şükür ediyorum bu risaleler geldiği için." (Tanıyanların Dilinden, Mevdudi)
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Gerek Mevdudi gerek Seyyid Kutub'un Ehlisünnete muhalif düşünceleri bulunduğundan onları mütalaa ederken dikkat edilmesi gerekir. Ama bu demek değildir ki onlar bütünü ile yanlış bütünü ile faydasız. Bu konu çok uzun olduğu için kısa kesiyoruz.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Nurun fedaisi
Üstad Hazretleri'nin dediği gibi: "Âkıl odur ki: خُذْ مَا صَفَا دَعْ مَا كَدَرْ kaidesiyle amel eder, selâmet-i kalb ile gider."(Sözler) 'Huz mâ safâ da' ma keder' yani 'Duru olanı al, bulanık olanı alma!' Bu cümle şöyle de çevirilebilir: 'Hoşuna gideni al, gitmeyeni alma!' Bu konumuza da ışık tutuyor sanırım. Selam ve dua ile..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...