Yirmi Altıncı Söz, İkinci Mebhas, Üçüncü Vechin genel bir izahını yapar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu Üçüncü Vecih ikincisinin bir nevi devamı ve ikmali mahiyetindedir. Çünkü irade-i cüz’iye kadere münafi değildir; bilakis kader irade-i cüz’iyeyi teyit eder, kuvvetlendirir. İrade sahibi bir insan şunu kesin bilir ki; "Ben neyi murat edersem o ekseriyetle tahakkuk eder. Burada irade bendendir, tahakkuk ettirmek ve neticeyi halketmek Allah’tandır."

Mesela, su içmek isteyen insan, meyleder, iradesi ile suya yönelir ve içer. Suyu yaratmak, içme fiilini halketmek, onu vücuda faydalı hale getirmek Allah’a mahsustur.

Bunun tersi de öyledir. Mesela, içki içmek isteyen bir adam; meylini bu fiile kullanır. Dikkat edilirse, hayırda ve şerde kula ait olan sadece meyildir, iradedir. Gerisi Cenab-ı Hak tarafından halkedilir. İradesini kullanarak suyu tercih ederse onu içer, haram olan bir şeyi içmeyi tercih ederse, günah işlemiş olur. Cenab-ı Hak kudreti ile kulun beyanını ve iradesini esas alarak, neticeyi ona göre halkeder ki; irade ile kader tezat teşkil etmesin, kul da neticeye razı olsun.

Kader ilm-i ilahinin bir nevine ünvandır. İlm-i ilahi ezelîdir. Bu ilm-i ilahi irademizin beyanına ve muradına taalluk ediyor. Yani kul meylini ve iradesini nereye ve nasıl kullanacaksa; Allah onu biliyor. Öyle ise kader, o ihtiyarı ve iradeyi kuvvetlendirir; teyit ve takviye eder, iptal etmez.

Eğer kader iradeye zıt olsaydı, o zaman kader, ilmi iradeye taalluk etmez ve onu teyit etmezdi. Bu da kaderin ve iradenin çatışması anlamına gelirdi. Kulun fiillerinden dolayı mesul olması düşünülemezdi.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...