ADALET, CEZA, HESAP, MÜKÂFAT, ZULÜM
"Bir mâsumun hakkı, bütün halk için dahi iptal edilmez. Bir fert dahi, umumun selâmeti için feda edilmez. Cenâb-ı Hakkın nazar-ı merhametinde hak haktır, küçüğüne büyüğüne bakılmaz. Küçük, büyük için iptal edilmez." (Mektubat, On Beşinci Mektup, İkinci Sual)
"Bir cemaatin selâmeti için, bir ferdin rızası bulunmadan, hayatı ve hakkı feda edilmez. Hamiyet namına, rızasıyla olsa, o başka meseledir." (Mektubat, On Beşinci Mektup, İkinci Sual)
"Adalet-i izafiye ise, küllün selâmeti için cüz’ü feda eder. Cemaat için, ferdin hakkını nazara almaz. Ehvenüşşer diye bir nevi adalet-i izafiyeyi yapmaya çalışır." (Mektubat, On Beşinci Mektup, İkinci Sual)
"Adalet-i mahzâ kàbil-i tatbik ise, adalet-i izafiyeye gidilmez. Gidilse zulümdür." (Mektubat, On Beşinci Mektup, İkinci Sual)
"Haksızlığı hak iddia edenlere karşı hak dâvâ etmek ve onlara müracaat etmek bir haksızlıktır, hakka karşı bir hürmetsizliktir." (Mektubat, On Altıncı Mektubun Zeyli)
"Hukuk-u şahsiye ve bir nevi hukukullah sayılan hukuk-u umumiye namıyla iki nevi hukuk var." (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Birinci Risale olan Birinci Kısım)
"Hiçbir insanın Cenâb-ı Hakka karşı hakk-ı itirazı yoktur. Ve şekvâ ve şikâyete de haddi yoktur." (Mesnevi-i Nuriye, Şemme)
"Şikâyet eden ferdin hilâf-ı hevesini iktizâ eden, nizam-ı âlemde binlerce hikmet vardır. O ferdi irzâ etmekte, o bin hikmetin iğdâbı vardır. Bir ferdi razı etmek için bin hikmet fedâ edilemez." (Mesnevi-i Nuriye, Şemme)
"Ceza, mâsiyetin lâzım-ı zâtîsidir." (Sünûhat)
"Bazen bu harp boğuşmalarını merakla takip eden, bir tarafa kalben taraftar olur. Onun zulümlerini hoş görür, zulmüne şerik olur." (Şualar, On Birinci Şuâ, Dördüncü Mes'ele)
"Onlar mevhum bir cemiyet isnadıyla zulmederler. Kader ise, “Neden tam ihlâsla, tam bir tesanütle, tam bir hizbullah olmadınız?” diye bizi onların elleriyle tokatladı, adalet etti." (Şualar, On Dördüncü Şuâ)
"Kuvvet kanunda olmalı. Yoksa, istibdat tevzi olunmuş olur." (Divan-ı Harb-i Örfî)
"İnsanın ihtiyarî eserindeki adem-i kemâl, cebri nefy, ihtiyarı ispat eder." (Hutbe-i Şâmiye)
"Hukuk-u ibad, hukukullah hükmüne geçmiyor ki hak olabilsin. Belki nefsanî haksızlıklara vesile olur." (Emirdağ Lâhikası-II, 102.Mektup)
"Zulme rıza zulümdür; taraftar olsa, zâlim olur." (Kastamonu Lâhikası, 129.Mektup)
"İstibdat, zulüm ve tahakkümdür. Meşrutiyet, adalet ve şeriattır." (Divan-ı Harb-i Örfî)
"Padişah, Peygamberimizin emrine itaat etse ve yoluna gitse halifedir. Biz de ona itaat edeceğiz. Yoksa, Peygambere tâbi olmayıp zulmedenler, padişah da olsalar haydutturlar." (Divan-ı Harb-i Örfî)
"Zulüm ve fıskta hasis ve hayırsız bir lezzet görüldüğünden, onlardan nefis teneffür etmez. Kur’ân-ı Kerim, o zulmün âkıbeti olan gadab-ı İlâhîyi zikretmiştir ki, nefisleri o zulüm ve fısktan tenfir ettirsin." (İşaratü'l-İ'caz, Fatiha Sûresi)
"Zulüm, başına adalet külâhını geçirmiş." (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri)
"Kuvvetler başıboş bırakıldığından, muamelâtta zulüm ve tecavüzler vukua gelir. Bu tecavüzleri önlemek için, cemaat-i insaniye, çalışmalarının semerelerini mübadele etmekte adalete muhtaçtır." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 21-22.Âyetin tefsiri)
"Zulmün zulümatındaki zararlardan ve cinayetlerden lezzet alırlar, adeta şeytanın mahiyetine girerler. Evet, cinnî şeytanın vücuduna kat’î bir delili, insî şeytanın vücududur." (Lem'alar, On Üçüncü Lem'a, Onuncu İşaret)
"Hiçbir kanun-u adalete ve insaniyete ve hiçbir düstur-u hakikate ve hukuka muvafık gelmeyen boğuşmalardan, elbette âlem-i İslâm ve Kur’ân teberrî eder." (Kastamonu Lâhikası, 129.Mektup)
"Hafîz ismiyle cüz’î-küllî kayd altına alınan her amelinden muhasebe ve sorguya çekilecek." (Şualar, On Birinci Şuâ, Yedinci Mes'ele)
"Müsavatsız adalet, adalet değildir." (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri)
"Bir şeyde mehâsin ve şeref hâsıl oldukça, havassa peşkeş ederler. Seyyiat olsa, avâma taksim ederler." (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri)
"Tarik-i gayr-ı meşru ile bir maksadı takip eden, galiben maksudunun zıddıyla ceza görür." (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri)
"Ettiğiniz bütün iyilikleriniz muhafaza edilmiş; mükâfatlarını göreceksiniz." (Şualar, On Birinci Şuâ, Sekizinci Mes'elenin bir Hülâsası)
"Hakikî adalet ve tesirli ceza odur ki, Allah’ın emri namıyla olsun. Yoksa tesiri yüzden bire iner." (Hutbe-i Şâmiye)
"Zalim izzetinde, mazlum zilletinde kalıp buradan göçüp gidiyorlar. Demek bir mahkeme-i kübrâya bırakılıyor." (Sözler, Onuncu Söz, İkinci Suret)
"Kuvvet hakka hizmetkâr olmalı!" (Sözler, Lemeât)
"Âkıbet, ikaba delildir; hadsen onu gösteriyor. Mâsiyetin ekseriya dünyada olan âkıbeti bir emâre-i hadsiyedir ki, cezasında bir ikab vardır." (Sünûhat)
"Bu dârda terettüp etmeyen, başka dârda terettüp edecektir." (Sünûhat)
"Müsavat ise, fazilet ve şerefte değildir, hukuktadır. Hukukta ise şah ve gedâ birdir." (Münâzarat)
"Cenâb-ı Hak, haşirde adalet-i mutlaka ile mizan-ı ekberinde a’mâl-i mükellefîni tarttığı zaman, hasenâtı seyyiâta galibiyeti-mağlûbiyeti noktasında hükmeyler." (Lem'alar, On Üçüncü Lem'a, On Üçüncü İşaret)
"Adaletin tevziinde adalet olmazsa zulüm görünür. Bir hatır için bin hatır kırılmaz." (Münâzarat)
"Hak haktır; küçüğe, büyüğe, aza, çoğa bakılmaz." (Kastamonu Lâhikası, 104.Mektup)
"Bir şah, bir gedayı öldürse, şeriat kısasa hükmeder, ikisini bir görür." (Tulûât)
"Ne iyilik ve ne fenalık cezasız kalmayacaktır." (Mektubat, On Altıncı Mektup, Beşinci Nokta)
"Bir sultan, itaat edenlere mükâfat ve isyan edenlere de mücazat etmezse, saltanatı inhidama yüz çevirir." (Mesnevi-i Nuriye, Lâsiyyemalar)
"Mükâfat, merhametin iktizasıdır. Terbiye de mücâzâtı ister." (Mesnevi-i Nuriye, Lâsiyyemalar)