"Bana yüksek bir kule yap; semavatın halini rasat edip bakacağım: Semanın gidişatından, acaba Musa’nın dava ettiği gibi semada tasarruf eden bir ilah var mıdır?" İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Mesela يَا هَامَانُ ابْنِ لٖى صَرْحًا (bk. Ankebut, 29/39) Firavun, vezirine emreder ki: "Bana yüksek bir kule yap, semavatın halini rasad edip bakacağım. Semanın gidişatından acaba Musa'nın (as) dava ettiği gibi semada tasarruf eden bir ilah var mıdır?"
Firavun'un materyalist, maddeci ve tabiatperest olduğu, yaratıcıyı kâinat içinde aramasından belli oluyor. Yüksek bir kule yaptırarak Allah’ı sema dairesinde bulabileceğini düşünüyor. Oysa Allah zaman ve mekândan münezzeh ve mukaddestir. Kâinatın içinden ve dışından olmadığı gibi kâinatın cinsinden de değildir.
Maddecilik ve tabiat perestlik firavunun içine öyle bir işlemiş ki, yaratıcının mutlak şekilde madde içinde olacağını düşünüyor ve böyle itikat ediyor. Firavun'un bu bakış açısı, olaylara bakışını ve inanç dünyasını yansıtıyor.
İşte صَرْحًا kelimesiyle ve şu cüz'î hadise ile dağsız bir çölde olduğundan dağları arzulayan ve Hâlık'ı tanımadığından tabiat-perest olup rububiyet dava eden ve âsâr-ı ceberutlarını göstermekle ibka-yı nam eden, şöhret-perest olup dağ-misal meşhur ehramları bina eden ve sihir ve tenasühe kail olup cenazelerini mumya edip dağ misillü mezarlarda muhafaza eden Mısır firavunlarının an'anesinde hüküm-ferma bir düstur-u acibi ifade eder.”
"Kule" kelimesi Firavun'un yüksekliğe, dağlara, ormanlara ve yaylalara karşı bir özlem içinde olduğuna işaret ediyor. Dağsız, ormansız ve çölde yaşamasının verdiği yoksunluk hissi böyle bir arzuya ve özleme itiyor.
Firavun'un diğer bir halet-i ruhiyesi Allah’ı tanımadığı için tabiatperest bir inanca sahip ve her şeyi madde ve tabiat içinde arıyor. Müteal ve aşkın âlemlerin varlığını bilmiyor ve kabullenemiyor.
Kendi üzerinde hükmeden mutlak bir yaratıcıya inanmadığı için saltanatında vermiş olduğu bir destek ve ego ile kendini ilah gibi görüyor. Bunun neticesinde insanlar üzerinde tam bir zorbalık ve despotimz uyguluyor.
Namını, şöhretini, benlik ve egosunu devamlı kılmak için anıt mezarları yani piramitleri inşa ettiriyorlar. Yaşamın yine dünyada devam edeceğini düşünerek yani tenasüh ve reenkarnasyona inanarak mezarlarını hususi ve değerli eşyalarını da içinde barındıracak şekilde saray büyüklüğünde inşa ettiriyorlar.
Cesetlerini mumyalaştırmaları da bu maddeci inanç ve düşüncenin bir devamı niteliğindedir. Yani mumya ile hayatlarının ilelebet devam edeceğine kail oluyorlar. Bu da maddeci anlayışın başka bir ciheti oluyor.
Firavunlar Mısır halkı tarafından tanrının oğlu, dolayısıyla tanrı kabul edildiği ve kendisine tapınılma derecesinde yüceltildiği için Hz. Musa (as)’ın muhatabı olan Firavun da kendisini -haşa- “en büyük tanrı” olarak görmüş (bk. Nâziât 79/24) ve Hz. Musa’nın tarif ettiği âlemlerin rabbi olan Allah ile alay eder bir tavırla veziri Hâmân’a, “Bana bir kule yap, belki oradan Musa’nın tanrısını görürüm” diye emir vermişti.
Hz. Musa (as), Firavun’a karşı zorlu mücadele verdi. Bu süre içerisinde Firavun Allah tarafından birçok felâket ve sıkıntıya uğratıldı. Buna rağmen gerçeği görmek ve kabul etmek istemediği için hidayete eremedi (Bilgi için bk. A‘râf 7/103-138). Sonunda Hz. Musa, Allah’ın emri uyarınca bir gece İsrâiloğullarını alıp Sina yarımadasına geçmek üzere Kızıldeniz’e doğru yola çıktı. Durumdan haberdar olan Firavun da askerlerini alarak peşlerine düştü. Bir mucize sonucu denizin yol vermesiyle Hz. Musa ve İsrâiloğulları karşıya geçerken, aynı yoldan geçmeye çalışan Firavun, ordusuyla birlikte denize gömüldü (bk. A‘râf 7/136). Firavun denizde boğulmak üzere iken Allah’a iman etmiş, fakat yeis hâlindeki imanı kabul edilmemiştir (bk. Yunus 10/90-91)
Özetle; piramitler, firavunların kibir ve zulüm abideleridir. Firavun da aynı kibri çok daha ileri derecede taşıdığından, veziri Haman’a yüksek bir kule yapmasını emretmişti; ta ki kendi aklınca o kulenin başına çıkıp Cenâb-ı Hakk’ı (kendi ifadesiyle Musa’nın Rabbini) görecekti. Böyle bir şey olmayacağını kendisi de biliyordu. Maksadı, görmek değil, inkârına delil getirmekti. “En yüksek kuleye çıktım, Musa’nın ilahını görmedim.” diyecekti.
İlave bilgi için tıklayınız:
- Haman isminin eski mısır yazıtlarında geçmesi (Video: Dr. B. SABAZ).
- Ey Hâmân, bana bir kule yap, (Mü'min 40/36) ayetinde geçen piramit hangisidir?
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü