Bedenimiz cismani iken, manevî hususiyeti olan duygularımız, cismimize nasıl raptedilmiş, mahiyetini nasıl alabilmiş?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu husus, bilim ve felsefe dünyasının içinden çıkamadığı, tam manası ile tarif edemediği konulardan bir tanesidir. Göz, et ve sinirden oluşan bir cisim iken, görmek latif ve nuranî bir duygudur; ikisi arasındaki münasebet ve zaruretin keyfiyetini akıl tam manası ile idrak edemiyor. İşitmek, tat almak, dokunmak, sevmek, üzülmek, sevinmek ve hakeza hepsi aynı durumdadırlar.

Meselâ; materyalistler şuurun beyin ile olan münasebet keyfiyetini tam ihata edip bilemedikleri için, bilinç ve şuuru manevî bir latife ve duygu olarak değil, beynin bir salgısı olarak görmüşlerdir. Yani manevî olarak ne varsa onları maddenin tabi bir uzantısı ve fiil olarak kabul etmek durumunda kalmışlardır.

Esasında şuur ile beyin arasındaki münasebeti tam manası ile bilemememiz, şuurun manevî hüviyetini inkâr etmemize bir sebep bir bahane değildir. Çok şeyler var ki varlığı kesin iken mahiyeti ve keyfiyeti meçhuldür. Bir şeyin mahiyetini bilemememiz varlığını inkâr etmemize bir sebep olamaz.

Bizim bu gibi konularda en büyük ölçümüz şu düstur olmalıdır:

"İdrâk-i maâlî bu küçük akla gerekmez, / Zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez." (Sözler, Yirmi Sekizinci Söz)

Bu beyit; kendini her şeye nüfuz edebilecek çapta gören, insan idaresinin çözemeyeceği hiçbir şey olmadığını iddia eden tasavvurlara ve felsefi doktrinlere şamar indiren hakikatli bir beyittir.

Yaratılmışların sonsuza dek muttali olamayacağı gaybi haller vardır. Bunlar Allah’ın zat-ı Akdesi ve sıfatlarıdır. Hiçbir mahlûk ihatalı bir şekilde Allah’ın zatını ve sıfatlarını idrak edemez, onun için Allah’ın zatı ve sıfatları ihata noktasından ebedi olarak bize gaybi olacaktır.

“Gözler O’na erişemez. Onun ilmi ise bütün gözleri ihata eder. O, eşyayı pek iyi bilen, her şeyden haberdar olandır.” (Enam, 6/103)

Bu âyet gözlerin, Allah’ı ihata sûretiyle, künhüne erecek şekilde göremeyeceklerini bildirir.

İnsanın aklı mahdut, idraki sınırlı olduğu için, cennet, cehennem ruhun mahiyeti gibi birçok hususu anlamak noktasında aciz ve cahildir. İşte yukarıdaki beyit de insanın bu acizliği ifade ediyor.

İnsanı ve aklı ilahlaştıran dinsiz felsefenin iddia ettiği gibi, insan her şeyin künhüne tam manası ile vakıf olacak bir özelliğe sahip değildir. Daha aklın ve ruhun mahiyet ve künhüne vakıf olamayan insanın Allah’ın zatına vakıf olması kabil ve mümkün değildir.

Burnunun ucundaki konuları çözmekten aciz olan deneyperest pozitivistlerin sözleri ciddiye alınacak sözler değildir. On sekizinci asrın hâkim düşüncesi olan bu materyalist ekol iflas edeli bir asır oldu.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 2.574
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

fütüvvet
CEVABINIZ İÇİN ALLH RAZI OLSUN. İNSAN ACİZSE ACİZLİĞİNİ ANLAMASI İÇİN Bİ YERDE TIKANMASI LAZIM.HERŞEYİ ANLAYABİLSEYDİK ACZİMİZ GÖRÜNMEZ OLABİLİRDİ.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...