Ceset, ruhun hanesi mi, libası mı?
Değerli Kardeşimiz;
"Yalnız müddet-i hayatta tedricî ceset libasını değiştiriyor. "
Bu cümlede ruhun öz, bedenin kabuk; ruhun cevher, bedenin araz; ruhun sabit, bedenin değişken; ruhun baki, bedenin fâni olduğuna işaret edilip vurgu yapılmaktadır.
"Belki ceset, ruhun hanesi ve yuvasıdır, libası değil. "
Bu cümlede ise bedenin ruha bitişik ve muttasıl bir sıfat değil, içinde geçici oturulan bir hane ve bir yuva olması ifade ediliyor. Yani beden bir elbise gibi ruha bitişik değildir. İçinde muvakkaten oturulan bir hane gibidir. İnsan hanesinden çıkarken dışarıya uygun libas giydiği gibi, vefat vaktinde de misali olan bedenini giyer.
"Belki ceset ruhun hanesi ve yuvasıdır, libası değil. Belki ruhun libası bir derece sabit ve letafetçe ruha münasib bir gılaf-ı latîfi ve bir beden-i misalîsi vardır. Öyle ise, mevt hengâmında bütün bütün çıplak olmaz, yuvasından çıkar, beden-i misalîsini giyer." (Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, İkinci Maksat.)
Libas burada diğer cümleden farklı olarak, biraz daha ruha yakın bir manada kullanılıyor ve bedenin libas gibi olmadığına vurgu yapılıyor.
İlave bilgi için tıklayınız:
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü