İnsana verilen istidatların sınırsız olduğu söyleniyor. Bu anlama kapasitesinde de böyle midir? Bazıları çok çabuk anlarken, bazıları anlamakta zorluk çekiyor...

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada sarf olunan "sınırsızlık" tabiri, nispi bir tabirdir. Kabiliyetlerin mükemmelliğine ve genişliğine işaret eden bir ifadedir. Yoksa sınırsızlık ve ezelî olmak sıfatları sadece Allah’ın Zatına ve sıfatlarına mahsus şeylerdir.

Meselâ; kâinatın büyüklüğüne işaret etmek için "namütenahi" tabiri kullanılır, sınırsız veya buna benzer tabirlerde de aynı maksat için sarf ediliyor.

Yukarıdaki mülahazaca insanın anlama ve idrak etme kabiliyeti de sınırlıdır. Lakin her insanın idrak ve anlama kabiliyeti ve kapasitesi aynı değildir. İnsanlar anlama noktasında muhtelif tabaka ve sınıflara ayrılmıştır. Kimisi anlama noktasında avam iken, kimisi havas, kimisi de vasattır.

İdrak ve anlama noktasında insanın eğitim ve yetişme şekli de çok mühimdir. Yani doğuştan gelen kabiliyetler eğitilip işletilmez ise, insan o noktada eksik ve kaba olarak kalabilir. Zaten insanların anlayışça muhtelif tabakalara ayrılmasının en mühim sebebi eğitim ve öğretimdir.

Lakin avam insanların hissiyat ve idrakine müraat etmek, yani onların seviyesine inip öyle konuşmak Kur’an’ın en bariz bir mucizesi ve belagatidir. Sair kelam ve kitaplar gibi sadece bir tabakaya hitap etmiyor, bütün tabakaların hissiyat ve idrakine göre konuşuyor. Risale-i Nurlar da Kur’an’ın manevî ve hakikatli bir tefsiri olduğu için aynı hususiyeti taşımaktadır.

Üstad Hazretleri insanların fehim ve zekâca binlerce tabakalarda olduğunu şu şekilde beyan ediyor:

"Evet, Kur'ân, bu kâinat Hâlık-ı Zülcelâlinin kelâmı olarak rububiyetinin mertebe-i âzamından çıkarak, umum mertebeler üstüne gelerek, o mertebelere çıkanları irşad ederek, yetmiş bin perdelerden geçerek, o perdelere bakıp tenvir ederek, fehim ve zekâca muhtelif binler tabaka muhataplara feyzini dağıtıp ve nurunu neşrederek, kabiliyetçe ayrı ayrı asırlar, karnlar üzerinde yaşamış ve bu kadar mebzuliyetle mânâlarını ortaya saçmış olduğu halde, kemâl-i şebâbetinden, gençliğinden zerre kadar zayi etmeyerek, gayet taravette, nihayet letafette kalarak, gayet suhuletli bir tarzda, sehl-i mümteni bir surette, her âmiye anlayışlı ders verdiği gibi, aynı derste, aynı sözlerle, fehimleri muhtelif ve dereceleri mütebayin pek çok tabakalara dahi ders verip ikna eden, işbâ eden bir kitab-ı muciznümânın hangi tarafına dikkat edilse, elbette bir lem'a-i i'câz görülebilir." (Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule)

"Meselâ, Cenâb-ı Hakkın kâinatta olan tasarrufunun keyfiyeti, ancak bir sultanın taht-ı saltanatında yaptığı tasarrufla tasvir edilebilir. Buna binaendir ki, اَلرَّحْمٰنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوٰى âyetinde kinaye tarîki ihtiyar edilmiştir. Hissiyatı bu merkezde olan avâm-ı nâsa yapılan irşadlarda, belâgat ve irşadın iktizasınca, avâmın fehimlerine müraat, hissiyatına ihtiram, fikirlerine ve akıllarına göre yürümek lâzımdır. Nasıl ki bir çocukla konuşan, kendisini çocuklaştırır ve çocuklar gibi çat-pat ederek konuşur ki, çocuk anlayabilsin. Avâm-ı nâsın fehimlerine göre ifade edilen Kur’ân-ı Kerimin ince hakikatleri,
اَلتَّنَزُّلاَتُ اْلاِلـهِيَّةُ اِلٰى عُقُولِ الْبَشَرِ ile anılmaktadır. Yani, insanların fehimlerine göre Cenâb-ı Hakkın hitâbâtında yaptığı bu tenezzülât-ı İlâhiye, insanların zihinlerini hakaikten tenfir edip kaçırtmamak için İlâhî bir okşamadır. Bunun için, müteşabihat denilen Kur’ân-ı Kerimin üslûpları, hakikatlere geçmek için ve en derin incelikleri görmek için, avâm-ı nâsın gözüne bir dürbün veya numaralı birer gözlüktür."
(İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Suresi 23. Ayet Tefsiri)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 4.417
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Furkan Yılmaz

Rastgele soru cevaplarda okuma yaparken çok güzel bir yazıya daha denk geldim.Allah razı olsun.Hocam ufak bir soru şeklinde yorumum olacak beni onaylarsanız sevinirm.

Sınırsızlık Allah'ın sıfatlarına mahsus olduğu için Örneğin güneşin sıcaklığının sınırsız olması da,toplam insanlığın sayısının sınırsız olması da,bir taşın sertliğinin sınırsız olması da Allah'a ortak koşmak olacağından muhal,mümteni oluyor.Dogru mu?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Aynen. Mesela taşın sertliği sınırsız olsa kudret bu taşa bir şekil veremezdi. Bu sebeple sınırsızlık sadece Allah'ın sıfatlarına ait bir özelliktir. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Furkan Yılmaz

Allah razı olsun 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...