Bediüzzaman Hazretlerinin doksan kitap ezberlemesi, ona verilen vehbi ilimlerin menbaı sünuhat mı, ilham mı?
Değerli Kardeşimiz;
Hiçbir âlim hiçbir veli hatta hiçbir nebi, sahip olmuş olduğu vehbiyete durduğu yerde mazhar olmamıştır. Bu vehbiyet makamını bir hak ediş fiilinden ve merhalesinden geçmişler, ondan sonra bu feyze mazhar olmuşlardır.
Allah, vehbiyet makamını alelade ve hikmetsiz olarak bir insana tevdi etmiyor. Elbette bu makamı ihsan etmenin şartları ve ölçüleri vardır. Ölçüleri Allah tayin eder; ölçüler, Allah’ın tercihini tayin ve tespit etmez. Velayette azami kesp gösterenler içinden Allah dilediklerine vehbiyet bahşetmiş demekte bir mahzur yoktur. Belki vehbiyet bir hak, bir hisse olmayabilir, ama bu hakka kesbi istihkak olabilir. Yani vehbiyet ilmini hak etmeyi hak etmek olabilir. Biz bu hususta yani kesb-i istihkakta azami gayret sarf edebiliriz, lakin onun neticesinde hâsıl olacak vehbiyet tamamen vehbi ve ikramidir.
Üstad Hazretlerinin de bu fiil ve merhaleden geçtiğini hem eserlerinden hem de hayatından anlıyoruz. Yani okumuş olduğu o kitaplar ve tahsil ettiği o zahiri ilimler, vehbiyet ilminin bir mukaddemesi ve bir ihzariyesi olmuştur.
Bir çırak, bir işe girer yıllarca çalışır, sonra da usta olur. Usta olduktan sonra meleke kazandığı mesleği ona vehbi feyizler vermeye başlar. Bir motor ustası telefondan dinlediği motor sesinden motorun arızasını tespit eder, ama çırak motorun her tarafına baktığı halde o arızayı bulmakta zorlanır. Ustanın bu maharet ve vehbiyeti yıllarca emeğin bir mahsulüdür. Yani vehbiyet öyle kolayca kalbe akmıyor, belli bir zaman, gayret ve kesb iktiza ediyor.
Üstad Hazretlerinin de Risale-i Nur'dan önceki ilmi ve manevî hayatı, Risale-i Nur'a bir mukaddeme bir ihzariyedir. Sünuhat ve ilhamat bu mukaddeme ve ihzariyenin bir hediyesidir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar