"Bir yerde hayatın oluşmasına neden olan sebepler varsa, hayat kendiliğinden zaten oluşur." iddiasına cevap verir misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Üstad Hazretleri, hayatın hangi sebeplerin eli ile oluşturulduğunu değil, hayatı sebeplerin oluşturduğu fikrini kabul etmiyor. Kâinattaki bütün sebepler bir araya gelse, en basit bir hayatı dahi oluşturamaz. Zira bütün sebepler kör, sağır ve şuursuzdur. Hayat ise gayet hikmetli, ilimli, şuurlu, sanatlı ve mükemmeldir. Kör, sağır ve şuursuz sebeplerin böyle mükemmel ve şuurlu bir sanat eserini icra etmesi kabil değildir. Yoksa Allah’ın sebepler eli ile hayatı yaratmasını kimse inkâr etmiyor. Bir hayatın veya varlığın vücut bulması için sebepler birer vesiledir ve perdedir, lakin bu sebepleri sevk ve idare eden İlâhî iradeyi tesadüfe veya sebeplere havale etmeyi akıl ve mantık kabul etmez. Bütün sebeplerin arkasında iş gören kudret-i İlâhîdir.
Mesela, bir arının hayatının varlığı ve devamı için bütün kâinat çarklarının işlemesi ve hareket etmesi gerekir. Güneş, su, hava, toprak, elementler, hassas bir nizamla, mütenasib ve ölçülü bir şekilde beraber hareket etmeden bir canlı varlığını ve bekasını devam ettiremez. Bu yüzden arının hayatının teşekkülü için bütün kâinat ve kâinattaki sebeplerin hassas ve ölçülü bir surette çalışması ve hareket etmesi gerekiyor. Bu sebeplerden bir tanesi vazifesini terk etse hayat teşekkül etmez ve devam etmez.
Mesela, dört ana unsur olan güneş, hava, su ve topraktan biri olmasa hayat olmaz. Yıldız ve galaksiler sistemli ve muvazeneli hareket etmeseler yine hayat olmaz. Zira bir yıldız zerre kadar mihverinden çıksa, bütün kâinat fabrikasını yerle bir eder.
Bu da gösteriyor ki, hayat bütün kâinattan süzülüp gelen bir damla, bir meyve, bir neticedir. Küçük bir arı, hayat sayesinde bütün kâinatla alakadar olup bütün sebeplerin bir neticesi oluyor. Yani arı basit bir cüz iken, hayat ile bütün kâinatla alakadar oluyor ve küllî hükmüne geçiyor; o azametli şeyler arıya yani hayata hizmet ediyor. Hayata sahip olmak, bütün kâinata sahip olmakla mümkündür. Hayat öyle bir sanat ki, onu Allah’tan başka kimse yapamaz ve taklit edemez.
Hayat, kâinattaki birlik ve tevhidin, nizam ve intizamın bir neticesi ve cilvesidir. Nasıl ki tarla kimin ise onun mahsulü de onundur. Aynı şekilde kâinat ve unsurlar kimin ise, onlardan süzülüp gelen hayat da o zâtın eseridir. Her şey Cenab-ı Hakk’ın varlığını ve birliğini, tevhid ve vahdeti ilan ve ispat ediyor.
Hayat, ancak bütün kâinatı kudret elinde tutan bir Zat'ın eseri olabilir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü