"Büyük bir çeşme var, şimdiye kadar su-i istimal ile şûristana dağılıp bazı seele ve acezeye neşvünemâ verdi. Nedir o çeşme? Zekât. Sizler Hanefî ve Şâfiîsiniz." Ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
"S - Biz kuvvetimizi nasıl toplayıp namus-u İslâmiye-i milliyeyi muhafaza edeceğiz?"
"C - Fikr-i milliyetle, milletin cevfinde havz-ı kevser gibi bir havz-ı mârifet ve muhabbet yapınız. Altındaki suyunu çeken delikleri maarif ile kapatınız. İçine su akıtan yukarıdaki mecrâları fazilet-i İslâmiye ile açınız. Büyük bir çeşme var, şimdiye kadar su-i istimal ile şûristana dağılıp bazı seele ve acezeye neşvünemâ verdi. Bu çeşmeye güzel bir mecrâ yapınız, mesâi-yi şer'iye ile şu havuza dökünüz. Sonra da bostan-ı kemâlâtınıza su veriniz. Bu, hiç bitmez ve tükenmez bir menbadır."
"S - Nedir o çeşme?
C - Zekât. Sizler Hanefî ve Şâfiîsiniz." (1)
Soruda "İslam alemi nasıl iktisadi açıdan dirilip Avrupa’yı geçer?" deniliyor. Üstad Hazretleri de cevaben İslam milliyetçiliğinin inkişafı ile ancak bu sorun halledilir, diyor. Yani İslam alemi marifet ve muhabbet ile bir bütün haline gelip, her yönden birbirleri ile kenetlenirlerse ve bu kenetlenmeden hasıl olan maddi ve manevi güç, bir havuzda toplanıp doğru ve güzel bir şekilde kanalize edilir ise; o zaman İslam aleminin önünde kimse duramaz.
Şimdiye kadar İslam aleminin maddi ve manevi gücü bir havuzda toplanmayıp, dağınık ve şeriatın ölçülerine göre uygun olmayan yerlere savrulduğu için, büyük bir zafiyet ve israf yaşanmıştır. Bu güçlerin dağınık akmasından hayırlı ve güzel oluşumlar yerine, bazı seele ve aceze denilen dilenci ve tembel asalak dikenleri gelişip büyümüştür.
İslam milletinin en önemli maddi gücü zekattır. Bu zekat doğru bir şekilde havuzda toplanıp, doğru bir şekilde dağıtılır ise; o zaman İslam milleti ihya olup inkişaf eder. Sadaka da zekat grubundan olduğu için, hüküm sadaka için de aynıdır. Suyu, yani zekatı zararlı ve yabani otların içine değil, güller bahçesinin içine sevk etmek gerekir.
Burada Hanefi ve Şafii mezhebinin vurgulanması; sizler Ehl-i sünnetsiniz anlamına geliyor olabilir. Diğer iki hak mezhebin ifade edilmemesi, muhatapların içinde bu iki mezhepten kimsenin olmamasından dolayıdır. Yoksa diğer iki mezhep de Ehl-i sünnettir.
İslam’ı istikametle yorumlayıp, istikamet üzere yaşayan en kamil ekol Ehl-i sünnettir. Zekat konusunda da bu böyledir.
(1) bk. Münazarat.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Risale'i Nur medreselerinin maddi ihtiyaçları için inşaat vesaire zekat verilebilir mi, yoksa şahsa temlik etmek bir şart mıdır
Fıkhi bilgilere göre, zekatın geçerli olabilmesi için temel kural temliktir; yani zekatın bir şahsa mülk olarak devredilmesi gerekir.
Temel Fıkhi Hüküm
Şahsa Temlik Şartı: Zekatın geçerli olması için paranın veya malın doğrudan fakir olan bir şahsın eline geçmesi ve o kişinin bu mal üzerinde tasarruf hakkına sahip olması şarttır.
İnşaat ve Eşya Durumu: Medrese, cami, köprü veya yol gibi gayrimenkul inşaatlarına, mülkiyeti bir şahsa ait olmadığı için doğrudan zekat verilemez. Zekat parasıyla çimento, demir gibi inşaat malzemesi alınamaz.
Hizmet Giderleri: Elektrik, su veya genel bakım masrafları gibi kurumsal giderler de doğrudan zekat fonundan karşılanamaz.
Uygulanabilir Çözüm: Vekalet ve Temlik
Eğer zekat bu tür yerlerin ihtiyaçları için kullanılacaksa, izlenecek yöntem şudur: Zekat, medresede kalan ihtiyaç sahibi bir talebeye veya onun vekiline bizzat verilir. Talebe bu parayı teslim alıp mülkiyetine geçirdikten sonra, kendi rızasıyla bu parayı medrese giderleri veya inşaat için bağışlayabilir.
İlim ikidir. Birisi: Bilinen dünyevi işlere medar ulûm ve fünundur. Diğeri de tefekkür-ü imaniye dayanan her saati en az bir sene ibadet hükmüne getiren tefekkür-ü imaniye dersleridir. Bu derslerin yapıldığı yerlere de aramızda dershane diyoruz. Öyle ise dershanelerin devamına, inşasına, onarımına bu sadakat (zekat da demektir) nüzur gibi şeylerin verilmesinde hiçbir zarar yoktur.
HULUSİ ABİYE İSNAT EDİLEN BU YAZIDA MEDRESELERE ZEKAT VERİLEBİLECEĞİ İFADE EDİLİYOR BUNU NASIL ANLAMAK LAZIM İZAH EDER MİSİNİZ
Hulusi Yahyagil (Hulusi Abi) gibi Nur talebelerinin bu tür yaklaşımlarını anlamak için, İslam hukukundaki zekatın sarf yerleri ve Risale-i Nur perspektifindeki "hizmet-i imaniye" kavramını birlikte değerlendirmek gerekir.
Bu ifadeyi şu temel başlıklar altında izah edebiliriz:
Zekatın Verileceği Sınıflar ve "Fisabilillah" Kavramı
Kur'an-ı Kerim'de (Tevbe Suresi, 60. Ayet) zekatın verileceği sekiz sınıf sayılır. Bunlardan biri de "Fisabilillah" (Allah yolunda olanlar) tabiridir.
Klasik Yorum: Geçmiş fıkıh alimlerinin çoğu bunu "cihad eden askerler" olarak yorumlamıştır.
Geniş Yorum: Ancak birçok İslam alimi ve tefsirci, ilim talebelerini ve İslam'ın tebliğ edilmesi için gayret gösterenleri de bu kapsamda değerlendirmiştir. İlim tahsil eden bir kişi, zengin bile olsa (bazı içtihatlara göre) vaktini ilme verdiği ve kazançtan mahrum kaldığı için bu sınıfa dahil edilebilir.
Manevi Cihad ve İlim Tahsili
Risale-i Nur talebeleri, içinde bulunduğumuz çağı "manevi cihad" dönemi olarak görürler. Hulusi Abi'nin ifadesindeki temel mantık şudur:
Tefekkür-ü İmaniye: İmanın kurtarılması en büyük meseledir. Bu derslerin yapıldığı yerler, insanların imanını muhafaza ettiği birer "manevi sığınak" ve "medrese" hükmündedir.
İlim Talebesi Statüsü: Bu dershanelerde kalan veya hayatını bu hizmete vakfeden kişiler, ilim talebesi sınıfına girer. Dolayısıyla onlara yapılan yardım veya bu hizmetin devamı için yapılan harcamalar, "Allah yolunda ilim neşredenlere" destek kapsamında değerlendirilir.
"Dershane" Kavramının Hukuki Niteliği
Burada dikkat edilmesi gereken hassas nokta şudur: Zekat normal şartlarda doğrudan bir "binaya" (taş, toprak, çimento) verilmez; zekat kişiye (insana) verilir (temlik).
Ancak bu tür ifadelerde kastedilen şudur:
Dershanede kalan ihtiyaç sahibi talebelerin masrafları zekatla karşılanabilir.
Zekat, bu hizmetleri yürüten ve maddi imkanı kısıtlı olan kişilere verilir; onlar da bu mekanı ortak hizmet alanı olarak kullanırlar.
Hulusi Abi, bu derslerin ehemmiyetine binaen, buradaki hizmetin aksamaması için verilen malların "boşa gitmediğini" ve fıkhen makbul bir yere ulaştığını vurgulamaktadır.
Sadaka, Nezir (Adak) ve Zekat Farkı
Yazıda zekatın yanı sıra sadaka ve nüzur (adaklar) da zikredilmiştir.
Sadaka ve Adak: Bunların dershane inşaatı veya onarımına verilmesinde hiçbir fıkhi engel yoktur.
Zekat: Zekatın doğrudan inşaata harcanması noktasında fıkıh alimleri arasında titiz bir ayrım vardır. Hulusi Abi'nin burada zekatı da dahil etmesi, bu mekanları "ilim tahsil edilen bir medrese" ve oradaki hizmeti "en öncelikli manevi cihad" olarak görmesinden kaynaklanan geniş bir bakış açısıdır.
Özetle: Bu ifade, imana hizmet edilen mekanları klasik medrese statüsünde görerek, buraların ayakta kalmasını "Allah yolunda harcama" kategorisinde değerlendirmektedir. İnsanın imanını kurtaran bir dersin verildiği yerin ihyası, en büyük hayır işlerinden biri olarak kabul edilmiştir.