"Cemal ve kemal ve kibriyasının izharına karşı, Allahu ekber deyip tazim içinde bir acz ile rükua gitmek, mahviyet içinde bir muhabbet ve hayretle secde edip mukabele,.." izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada esas olarak rükûun ve secdenin hakikati anlatılmaktadır.

Risale’lerde sıkça nazara verildiği gibi, “Rububiyete karşı ubudiyetle mukabele” edilir.

Fatiha Suresinde, “Allah’ın bütün âlemleri terbiye ettiğinin” bildirilmesi, ruhlarda “tâzim” mânâsını uyandırıyor. Bu terbiyelerin aynı zamanda insan için birer nimet olduğuna “Rahmân ve Rahîm” isimleriyle işaret edilmesi de “muhabbeti” netice veriyor.

Rükûda “tâzim”, secdede “mahviyet” mânâsı daha hâkimdir.

Şu var ki, bu konudaki tefekkürler rükû ve secde anlarında değil, daha önce kazanılan müktesebatla tahakkuk eder. Bu ilim ve şuur, namazın rükünlerinin daha mükemmel olarak eda edilmesine yardımcı olur. Üstad'ın, Mesnevî-i Nuriye’de, namaz kılanın Kâbeyi hayalen nazara alması hususunda koyduğu şu ölçü, bu konu için de geçerlidir:

“... Yalnız musallînin Kâbe’ye olan şu hayalî nazarı, kasdî değil tebeî bir şuurdan ibâret bulunmalıdır.” (1)

Yani rükû ve secdenin hakikatlerini o anda kasten düşünmek yerine, bunun şuurunda olarak bu rükünleri eda etmek gerekmektir.

İnsan sonsuz aczi ile Allah’ın sonsuz kudretine ayna olur, O’nun sonsuz azametini anlar. Bu da onu ibadet ve tâzime götürür. Bu hürmet ve tâzimin en güzel şekli de rükûdur.

Mahviyet, acziyetin bir ileri merhalesidir. Yani kul Allah’a karşı kendi âcizlik ve fakirliğini anlar, O’nun azamet ve büyüklüğü karşısında bir hiç olduğunu idrak eder ve muhabbet ve hayretle secdeye kapanır.

Mahviyet kişinin gafletini giderir, benliğini yırtar, hüveyi gösterir, Rabbini tâzim ettirir.

(1) Mesnevî-i Nuriye, Katrenin Zeyli.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...