Block title
Block content

"Dalâlet fikrîdir, zulümat kalbîdir, israf cesedîdir..." cümlesini genişçe izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Dalâlet-i fikrîdir, zulümat-ı kalbîdir, israf-ı cesedîdir." (1)

Dalalet; haktan sapmak, doğru yoldan çıkmak anlamına geliyor ki, dalalet ancak yanlış ve batıl fikirlerin bir neticesidir. Yani insanı batıla ve yanlışa götüren aklı ve fikridir. Bütün batıl mefkure ve ideolojiler, fikrî bir sapkınlıktır. İnsan akıl ve fikrini vahyin terbiye ve öncülüğüne teslim etmez ise, o zaman batıl düşünce ve fikirlerin esiri ve zebunu olur, sonra da dalalete sapar.

Zülumat ve karanlık, kalbe ait bir sıfattır. İnsanın bütün duygu ve hisleri, birer aleme açılan pencere hükmündedirler. İnsan bu duygu ve hisler sayesinde, o alemler ile irtibat kurar, o alemleri bu duygular penceresi ile seyreder. Bu duygu ve hisler de, o alemlerden merkez hükmünde olan kalbe bilgi ve veri akışını sağlarlar. Mesela, akıl mana aleminden manaları getirir, göz görüntü aleminden görüntüleri gösterir, kulak ses aleminden sesleri aktarır hakeza...

Gelen bu bilgi ve verileri işleyip değerlendirmek, insanın zatındaki duruma bakar. Şayet insanın kalbinde bu gelen bilgi ve verileri anlamlandıracak bir ışık, bir nur yok ise, bu bilgi ve veriler hiçbir işe yaramaz. En güzel bilgiler, en kaliteli veriler de gelse, kalpte onu değerlendirecek ve yorumlayıp hakka götürecek bir madde ve nokta olmadığı için hepsi, boş yere sönüp giderler.

Bu bilgileri söndüren madde ise, insanın iradesi ile benlik hissine temellük ederek, yani haksız yere sahiplenerek şerde işlettirmesinin neticesi olarak, kalp ve nefsin ifsat ile bozulmasına kinayedir. Halbuki Allah insana benlik hissini bir kıyaslama yaparak, isim ve sıfatlarını talim için vermiştir. Yani "Ben şu hanenin sahibiyim, Allah ise kainatın sahibidir." kıyaslaması ile Allah’ın mutlak sıfatı olan malikiyet manasını anladıktan sonra, bütün mülkün ona ait olduğunu teslim etmesi gerekirken, insan vehmi ve farazi olan cüzi benliğe sahip çıktı ve dalalete saplandı. Bu bakış açısı insanın merkezi hükmünde olan kalbine, karanlık bir nokta oluşturdu, bundan sonra duygu ve fikir vasıtası ile gelen bütün marifet nurları, bu karanlık noktada kaybolup söndü.

Bu manayı bir temsil ile akla yaklaştıralım: İç işleri bakanlığı merkez olsun, buna bağlı olan istihbarat birimleri ve karakollar ise; bu bakanlığın kolları ve uzantıları olsun. Merkezde olan bakanlık binasına bütün bilgi ve veri akışı, bu istihbarat ve karakollar aracılığı ile oluyor. Merkez binasında sorumlu olan bürokratların vazifesi ise; gelen bu bilgi ve verileri değerlendirip devletin bekası ve güvenliğinde önlem almaktır. İstihbarat birimleri ve karakollar vazifesini tam ve eksiksiz yapmalarına rağmen, merkez binasında vazifeli olan bürokratlar devleti tanımayıp isyan ettikleri için, gelen bilgileri tamamen karartıp devletin güvenliğini tehlikeye atıyorlar. Bir nevi merkez görevlileri, kendilerini devlet içinde devletçik olarak görüyorlar ve kanunsuz işlere bulaşıyorlar. İstihbarat birimleri ve karakollardan gelen bilgilerin karartılmasındaki tek neden; merkezin kendini ayrı bir devlet görmesinden kaynaklanıyor.

Temsildeki devlet tabiri caiz ise; Allah’ın şu kainat üzerindeki rububiyet ve uluhiyetinin saltanatına kinayedir. İç işleri bakanlığının merkez binası ise insanın mahiyetidir. Merkez binada çalışan bürokratlar ise; insanın iradi işlerinde karar verme mekanizması olan irade, benlik ve kalbe kinayedir. İstihbarat birimleri ve karakollar ise kalbe ve benliğe hizmet eden insandaki duygu ve latifelerdir. Bilgi ve veri ise, bu duygu ve latifelerin kainat alemlerinden topladığı marifet nurlarıdır. Merkez binada çalışan bürokratların isyan ve inkarları, yani devlet içinde devlet olmaya kalkmaları ise; insanın nefsine ve benliğine takılan cüzi sahiplik manasını sahiplenerek, Allah’ın rububiyet ve uluhiyetine inkar ile baş kaldırmasıdır. Bilgilerin karartılması ise, duygu ve fikir yolu ile gelen marifet nurlarının, benlik ve nefsin anarşik tutumu yüzünden yani heva ve enesini ilah edinmesinden insanda tesir etmemesine kinayedir. Kanunsuz  işlere bulaşmaları ise Allah’ın emir ve yasaklarına uymamaktır...

Fikir dalalette, kalp karanlıkta olunca, ceset de batılın ve günahların işlenmesinde bir alet, bir araç, bir oyuncak oluyor ki; bu tam bir israftır; yani Allah yolunda kullanılmamak anlamını taşıyor. Fikir sapık, kalp kara olunca; mide şarap ve bira ile israfa girer.

(1) bk. Sözler, Lemeât, Bir kısım desâtir-i içtimaiye.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...