"Dava Kardeşliği" nedir, nasıl olur?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanları kardeş ve birbirlerine yakın yapan şey, ya nesep yakınlığıdır, ya da fikir birliğidir. Hatta bazen fikirler ayrı düştüğü zaman, nesep kardeşliği bile bitebiliyor. Asr-ı saadette, baba ile oğul arasında yaşanan mücadele ve harpler buna delildir.

Devr-i Nur’da, ebedî ve daimî olan İslâm ve dava kardeşliğinin en güzel tablosu, Bedir savaşında sergilenmiştir. İslâm’ın te’sisine temel olan bu mukaddes muharebede Hz. Resûlullah (asm.), amcası Abbas ve kayınbiraderi Nefec’e karşı savaştı. Hz. Ebû Bekir oğlu Abdurrahman’ı, Hz. Ömer dayısını, Hz. Ali de kardeşi Ukeyl’i öldürmek için kılıç sallıyorlardı. Zira bunlar henüz Müslüman olmamışlardı.

Peygamber Efendimiz (asm.) Medine’ye hicret ettikleri zaman, Muhacirler ile Medine’deki Ensar’ı birbirleri ile kardeş ettiler. Bunun üzerine “Müminler ancak kardeştirler” (Hucurat Suresi, 49/10) ayeti nazil oldu. Bu ayete göre, sadece Ensar ile muhacir değil, Hz. Adem’den (a.s) kıyamete kadar gelecek bütün müminler birbirlerinin kardeşidirler. Bu hakikate binaen Hz. Adem (a.s) bir müminin hem babası hem de kardeşi olduğu gibi, Hz. Peygamber (s.a.v) de bir Müslüman’ın hem kardeşi hem de Resuludür. Resûl-i Ekrem Efendimiz ve diğer peygamberlerle kardeş olan bir mümin için bundan daha büyük bir şeref, bir izzet ve bir saadet olabilir mi?

Bediüzzaman Hazretleri de Allah için hizmet edenlerin, aynı davaya omuz verenlerin öldükten sonra sevap defterlerinin kapanmayacağını şöyle ifade etmektedir:

“Sırr-ı uhuvvet-i hakikiye ile, rıza-yı ilâhi yolunda ahirete müteallik işlerde kardeşleri adedince ruhları olduğundan, biri ölse, “Diğer ruhlarım sağlam kalsınlar. Zira o ruhlar her vakit sevapları bana kazandırmakla manevi bir hayatı idame ettiklerinden, ben ölmüyorum” diyerek, ölümü gülerek karşılar. Ve “0 ruhlar vasıtasıyla sevap cihetinde yaşıyorum, yalnız günah cihetinde ölüyorum” der, rahatla yatar.” (Lem’alar)

Evet, birbirlerini Allah için seven, birbirlerinin yapmış oldukları hizmetleriyle iftihar eden Kur’an hadimleri bu hakikate kemaliyle mazhardırlar.

Allah için olan kardeşlik hem lezzetli, hem daimi hem de sevaplı olur; insanı dünya ve âhiret saadetine mazhar eder. Eğer bir insan, sevdiklerini Allah namına sevmezse, o muhabbet azap olur. Lezzetlerin elinden gitmesiyle de o lezzetler, zehirli bal hükmüne geçer. Cenab-ı Hakk'ın hesabına olmayan muhabbet, ne dünyada ne de ukbada insana hiç bir fayda sağlamaz.

İman, dava ve fikir kardeşliği, nesep kardeşliğinden daha üstün ve daha evladır. Çünkü nesep kardeşliği sınırlıdır; din kardeşliği ise tâ Hz. Âdem’den kıyamete kadar gelecek bütün mü’minleri içine alan çok geniş bir dairedir. Nesep kardeşliği cismaniyetin icabıdır. Ruhun cisme üstünlüğü ne ise, din ve dava kardeşliğinin nesep kardeşliğine üstünlüğü de odur.

Bu manaya işaret eden ayet ve hadisler de mevcuttur. Mesela; şu ayet ve hadisler bunu açıkça ifade ediyor:

"Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O kalplerinizin arasını uzlaştırıp, ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz tam ateş çukurunun kıyısındayken oradan sizi kurtardı. Umulurki hidayete erersiniz diye. Allah size ayetlerini böyle açıklar."(Al-i İmran, 3/103)

"Müminler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz."(Hucurat, 49/10)

"O mü'minler ki, haklarına, yurtlarına tecavüz edildiği zaman onlar yardımlaşırlar."(Şuara, 26/26)

"Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez onu (düşmanına) teslim etmez. Kim (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim Müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir Müslümanı(n kusurunu) örterse Allah da kıyamet günü onu(n kusurunu) örter."(1)

Peygamber Efendimiz "Zalim olsun mazlum olsun kardeşine yardım et." buyurmuş; "Mazluma yardımı anladık, ama zalime nasıl yardım ederiz?" diye sorulunca da; "Onu da zulmünden vazgeçirirsiniz, bu da ona yardımdır." buyurmuştur.(2)

Bir başka hadis-i şerifte Müslümanların yekdiğerleri üzerindeki hakları şöylece sıralanmıştır:

"Karşılaştığında selam ver. Davet edince, icabet et. Nasihat istediğinde nasihat et. Aksırıp elhamdülilah deyince 'yerhamükellah' diye dua et. Hastalanınca ziyaretine git. Öldüğünde de mezara kadar cenazesini teşyi et!" (3)

"Mü'minler biribirlerini sevmekte, biribirlerine acımakta ve yekdiğerini korumakta tek bir vücut gibidir. Vücudun herhangi bir uzvu rahatsız olursa, öteki uzuvları da bu yüzden rahatsız olur ve uykusuz kalır."(4)

Ayet ve hadislerde de belirtildiği üzere, iman ve dava kardeşlerimizle iyi geçinmek, kardeşimiz lehine feragate hazır olmak, aramızda husumet ve dargınlık bulunmamak, sıkıntılı ve zor anlarında yanında bulunmak, hatta dava kardeşlerimiz canımızdan aziz bilmek, kardeşliğin ve dava arkadaşlığının bir iktizası, bir gereğidir.

Risale-i Nur'da; İhlas ve Uhuvvet risaleleri, bu konuyu daha açık bir şekilde izah etmiştir.

Dipnotlar:

(1) bk. Buhârî Mezâlim 3; Müslim Birr 58.
(2) bk. Buhari, Mezalim 4,
(3) bk. Müslim, Selâm 4-6.
(4) bk. Buhari, Edeb 27; Müslim, Birr 66.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...