“Biz Kur’an’dan müminler için bir şifa ve rahmet indiririz.” buyurulan İsra sûresinin 82. ayetinden anlıyoruz ki, Kur’an her derde devadır; bu konuyu açıklayabilir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kur'an maddî ve manevî dertlerin dermanıdır. Bir âyette şöyle bildirilir:

“Biz Kur'an'dan, mü’minler için bir şifa ve rahmet indiririz.”(1)

Elmalılı, bu âyetin tefsirinde şu noktalara dikkat çeker:

“Dünya türlü türlü dert ve maraz, belâ ve mihnetlerle dolu bir hastane; Peygamber bir tabib, Kur’an da deva-yı şâfi ve gıda-yı vâfidir.

Kur’an’ın;

- şüphe ve nifak,
- küfür ve şikak,
- zulüm ve tecavüz,

- hırs, ümitsizlik, tembellik, cehalet, taklit, taassup, su-i niyet gibi ahlâkî, içtimaî, ruhanî hastalıklara karşı tamamen bir şifa ve rahmet olduğu şüphesizdir."(2)

Dertlerimizin biri cehalettir. Kur'an bunu daha ilk âyetlerinde “Yaratan Rabbinin adıyla oku.”(3) emriyle tedavi eder, ayrıca bize “Ya Rabbi, ilmimi artır.”(4) duasını öğretir.

Dertlerimizden bir başkası, tembelliktir. Kur'an bunu “İnsan için ancak çalıştığı vardır.”(5) esasıyla tedavi eder.

Dertlerimizden bir başkası, Müslümanlar olarak birbirimizle yaşadığımız ihtilaftır. Kur'an bunu “Mü’minler ancak kardeştir.”(6) düsturuyla tedavi eder, “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın.”(7) fermanıyla bizi bir ve beraber olmaya çalışır.

Dertlerimizden bir başkası, birbirimizi kıskanmak ve hased etmektir. Kur'an bunu “Allah'ın bazınıza diğerinden fazla verdiği şeyleri (haset ederek) temenni etmeyin… Allah’ın, lütfundan isteyin.”(8) talimatıyla tedavi eder…

İşte Kur'an bunlar gibi esaslarla hem şahsî, hem içtimaî dertlerimize derman olur, hem ferdi hem de toplumu sağlıklı hale getirir.

Şunu da önemle ifade edelim ki, bu vücud bize emanettir ve maddî hastalıklarda yetkili bir tabibe tedavi olmamız gerekir. Bu konuda iki hadis-i şerif takdim ediyoruz:

- “Her hastalığın bir ilâcı vardır. Bu ilâç bulunduğu zaman hastalık Allah’ın izniyle iyileşir” (Müslim, Selâm, 69);

- “Tedavi olun; zira Allah yarattığı her hastalığın ilâcını da yaratmıştır, bir hastalık müstesna, o da ihtiyarlıktır.” (Ebû Dâvûd, Ṭıb, 1);

Dipnotlar:

(1) İsra, 17/82.
(2) Yazır, V, 3195.
(3) Alak, 96/1.
(4) Tâhâ, 20/114.
(5) Necm, 53/39.
(6) Hucurat, 49/10.
(7) Âl-i İmran, 3/103.
(8) Nisa, 4/32.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

ufukalem
Bu bahsettiğiniz İsra suresi 82. ayet , "Ve nunezzilu " ile başlıyor yani "inzal ettik, indirdik" manasında. Kuran için TENEZZÜLATI İLAHİ deniyor ya, yani "MUHATABIN DERECESİNE UYGUN ŞEKİLDE SÖZÜ NÜZUL ETMEK"... ACABA ayetlerde geçen "NÜZUL", herkesin ilk anlamıyla anladığı "indirdik" şeklinin yanında, "TENEZZÜLATI İLAHİYE" ifadesindeki İNZAL" manasında "Sizin seviyenize uygun olarak seviyeyi inzal ettik, indirdik." manasında da yorumlanabilir mi?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Yorumlanabilir. Çünkü Allah insanla insan şekli ile konuşuyor.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...