"Eğer muvakkat bir zarar verseler, وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ sırrıyla, ebedî bir sevap ve menfaatle o zarar telafi edilir." cümlesini izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Müminler, nefis ve şeytanın şerrinden korunmak maksadı ile Allah’a ve Resulüne (asm) iman edip iltica ederlerse, dünyada geçici ve küçük bir zarara uğramış olsalar bile, ebedî âlemde kazanmış oldukları cennet ile bu dünyevi zararı telafi etmiş olurlar. Yani mümin bu dünyada iman etmesinden dolayı her ne kadar sıkıntı çekse de eza ve cefalara, zulüm ve haksızlığa maruz kalsa da ebedî saadete nail olacağı için daima kârdadır. Hakiki manada asla kaybedenlerden olmaz.
Kâfir, dünyada her ne kadar rahat içinde yaşasa da netice itibariyle kaybetmeye mahkûmdur. Yani müminin dünyevi sıkıntısı nasıl geçici ise, kâfirin de dünyevi rahatlığı gelip geçicidir. Esas olan akıbettir ki, gerçek son budur.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Bu söze örnek verir misiniz?
Mesela Mümin dünya hayatında malını kaybederse ahirette bu mallar baki köşk ve mülk olarak geri verilir. Mümin dünyada geçici kaybeder ama ahirette baki bir şekilde kazanır demektir.
Mümin kafire karşı harbde canını kaybeder ama şehitlik makamına çıkarak beka aleminde ebedi bir cennet hayat kazanır. Yani Allah’a iman eden bir Müminin dünyevi kayıpları asla gerçek bir kayıp değil beka aleminde telafi edilen muvakkat kayıplardır.
Mümin hasta olur her bir dakikası elmas değerinde baki sevaplar kazandırır yani Müminin sabretmek şartı ile her hali kazanç her durumu karlı bir ticaret hükmündedir. Müminin ayağına diken batsa ahirette onu sevap olarak karşısında bulur bu da Rabbimin sonsuz şefkat ve cömertliğinin bir tecellisidir.