İman kurtarmak için Risale-i Nur yeterli mi? Tefsir, hadis ve ilmihal lazım değil mi? Dershanelerde neden tefsir, hadis ve ilmihâl okunmuyor, Üstad bu konuda ne önermiştir?

İman kurtarmak için Risale-i Nur yeterli mi? Tefsir, hadis ve ilmihal lazım değil mi? Dershanelerde neden tefsir, hadis ve ilmihâl okunmuyor, Üstad bu konuda ne önermiştir?
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risale-i Nurlar, Kur'ân-ı Kerîm ve hadislerin, bu asra bakan bir tefsiridir; fıkıh ve ilmihâl kitabı değildir.

Her dershanede en az bir ilmihâl kitabının bulunduğunu ve okunduğunu biliyoruz. Yapılan okuma programlarında ilmihâl okuma saati konularak tâlim edilmektedir. Risale-i Nurlar, bu asrın ihtiyacına binâen yazıldığı için, bu asırda gelebilen şüphe ve tereddütlere karşı en güzel cevaplar verilmektedir.

"Bu eserler bana yeterdir." diyenlere bir şey diyemediğimiz gibi, "Bu eser bana kifâyet etmez" diyenlere de bir şey demek doğru değildir. Herkesin ihtiyacı bir olmayabilir. Herkes, dini her türlü kitabı okuyabilir.

Risale-i Nurlar, Kur'ân-ı Kerîm'in baştan sona âyetlerinin bir tefsiri değildir. Başta sona bütün âyetlerin tefsirini okumak isteyenler için Elmalılı Hamdi Yazır'ın tefsiri en son tefsir ve güzel bir çalışmanın neticesi olduğundan tavsiye ederiz. Hadis okumak için piyasada yeteri kadar kitap vardır. İbrahim Canan Hoca'nın, "Kütûb-ü Sitte"sini tavsiye ederiz.

Dersaneleri bir Risale-i Nur fakültesi olarak kabul edelim. Hadislerin ve âyetlerin bu asra bakan tefsiri yazılmaktadır. Dersanelerde kalanların, okula giden talebe ve çalışanlar olduğunu bazen unutuyoruz gibi.

"Dersanede kalanlar, Risaleleri bile bîhakkın okuyamaz iken, bir ilâhiyat fakültesinde ancak tedris edilebilen eserler, niçin okunmuyor?" demek ne kadar doğru olabilir.

Sokaklarda başıboş dolaşıp, küfür bataklığına doğru gidenlerle alakadar olacak ve onlara imanlarını kurtaracak eserler okutacak insanlara ihtiyaç vardır. Bu eserler, ne olursa olsun, kimin olursa olsun fark etmez. Yeter ki, imanlarının kurtulmasına vesile olsun. Çünkü zaman, iman kurtarma zamanıdır.

Üstad'ın bu husustaki tavsiyesi ise şöyledir:

"Kat'î ve çok tecrübelerle anlaşılmış ki, imanı kurtarmak ve kuvvetlendirmek ve tahkiki yapmanın en kısa ve en kolay yolu Risaletü'n-Nur'dadır. Evet, on beş sene yerine on beş haftada, Risaletü'n-Nur o yolu kestirir, imân-ı hakikîye îsal eder."(Kastamonu Lahikası, 48. Mektup)

Nur Dersaneleri, imanı muhafaza etme ve kurtarma mekânlarıdır. Buralarda ihtiyaç duyulan eserler bulundurulur. Diğer eserler de ihtiyaç nisbetinde temin edilerek istifade edilir.

Üstad Hazretleri, Risaleler hakkında şöyle der;

“Risale-i Nur hakaik-i imaniyeye taalluk eden meselelerde kâfidir, başka eserlere ihtiyaç bırakmaz.”

Başka yerlerde de bu ifadeyi “haslar için” diye tahsis eder. Üstad'ın zamanında hizmetle ve telifatla alakadar olanların çok az olması itibariyle, bu kudsi ve umumi hizmet onların mesailerine terettüb ettiğinden başka şeylerle iştigal etmeleri hizmete sekte vuracağından, o zamanki Nur talebelerinin tümü Risalelerle meşgul olmuş, başka şeylerle alakadar olmamışlardır.

Ayrıca bu zamanda herkes belli konularda ihtisaslaşmakta, ihtisas konuları dışındaki eserlere fazla zaman ayırmamaktadır. “Umuma el atmak, umumu terk etmektir.” Dolayısıyla kendilerini bu davaya adamış ve Risalelere hizmet etmeyi gaye edinmiş bir kimsenin, başka şeylerle fazlaca meşgul olması ihtisasını zedeler ve motivasyonunu bozar. Zaten ihtisaslaşmanın mahiyeti icabı böyle olması lazımdır.

Üstad, bu zamanın hastalığını "zaaf-ı diyanet" olarak belirlemiş, batıl felsefi cereyanlarla nice insanların imanlarının zedelendiğini görmüş, bunlara karşı iman hakikatlerini izah ve ispata ağırlık vererek bu zamanın hastalıklarına tam deva olacak Nur Külliyatını telif etmiştir. Nur talebeleri de bu eserleri muhtaç olanlara ulaştırmayı bu zamanın en büyük bir manevî cihadı olarak benimsemişler ve bunu hayatlarının gayesi yapmışlardır.

Bununla birlikte Nur talebeleri bilgilerini artırmak için başka faydalı eserleri de okurlar. Ama bu okuyuş şahsi kalır. Birlikte neşir ve ilan için çalıştıkları eserler Nur külliyatıdır. Bunun normal karşılanması gerekir. Her fakültede bütün bilim dalları okutulmadığı, her tarikatta bütün zikirler çekilmediği, her sanayici her çeşit mamülü üretmediği gibi, Nur talebeleri de iman kurtarma davasına öncelik vermekte ve çalışmalarını bu sahada yoğunlaştırmaktadırlar. Kaldı ki, Nur talebeleri, imani ve Kur'anî hakikatlerin öğrenilmesinde bir tefsir olarak risaleleri okumayı tercih etmekle birlikte, okudukları tek kitap Risaleler değildir.

Onlar Risalelerden namazın niçin kılınacağını öğrenirler, ilmihâl okuyarak ise nasıl kılınacağını öğrenirler. On Birinci Lem'ayı okuduklarında Peygamber Efendimiz (asv)'in sünnetine uymanın lüzumunu anlarlar, siyer kitapları okuyarak ise sünnetin detaylarını öğrenirler.

Bugün Nur talebelerince kurulmuş birçok yayınevi vardır. Buralarda basılan kitaplara bakılırsa meselenin boyutları görülebilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 16.553
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

ea46
nazik cevabınız beni duygulandırdı,doğrusu bende aynı şeyleri düşünmüştüm.yoğun bir yaşantım var.bu işten ancak ve ancak risalelerle kurtulabilirm.selam dua ve gül ile..., Dr.E.Akgün
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...