Risale-i Nur'da eksik kalan kısımlar ve risaleler var mı; varsa neden yazılmamış? Bu gibi yerler tekmil edilebilir mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad'ımızın Risalelerde eksik kalan bazı kısımlardan bahsetmesi çok yerlerde görünmektedir. Bu nedenle bazı risalelerin tamamlanması noktasında herhangi bir teşvik ve hedef belirtilmezken, bazı Risalelerin tamamlanması ve telif edilmesi noktasında Üstad'ımızın teşvikini görmekteyiz. Şimdi bu eksik kalan yerleri bizzat Üstad'ımızdan dinlemeye çalışalım.

Üstad Hazretleri yarım ümmi olduğu için gelen manaların ve ilhamların yazılması gerekir. Kâtipler de her zaman hazır bulunmadığından yarım kalan veya tamamlanamayan kısımlar olmuştur.

"Ve saniyen: Benim matbaam yok ve müteaddid kâtiblerim yok. Birisini zor ile bulabilirim. Ve hüsn-ü hattım yok, yarım ümmiyim, bir saatte ancak bir sahifeyi çok noksan yazımla yazabilirim..." (Tarihçe-i Hayat, Eskişehir Hayatı)

"...Eskişehir Hapishanesi'nde, uzaktan uzağa aklıma göründü. Vaktinde kaydedilmedi ve çabuk o kudsî kuşu avlayamadık. Tebâud ettikten sonra, hiç olmazsa bazı remizlerle o hakikat-i ekberin ve nur-u a'zamın bazı şuâlarını muhtasaran göstereceğiz." (Lem'alar, 30. Lem'a, Beşinci Nükte)

Bazen katip olmadığından, olsa da Üstad'ı iyi anlayamadığından veya Türkçesi zayıf olduğundan bazı kısımlar eksik kalabilir.

"Saniyen: Benim hususî kâtibim şimdi yok, başka kâtibler de benim dilimi iyi anlamıyorlar; ben de hem rahatsız ve hem de geç ve güç yazabiliyorum..." (Emirdağ Lahikası-I, 208. Mektup)

Bazen Üstad bazen katip hasta olduğu için veya kabz hallerinden dolayı veya zaman bulamamaktan dolayı bazı Risaleler veya kısımlar yazılmamış veya müsvedde halinde kalmıştır.

"Şu ikinci kısım, kırk dakikada süratle yazılmasından, ben ve müsvedde yazan kâtib ikimiz de hasta olduğumuzdan, elbette içinde müşevveşiyet ve kusur bulunacaktır. Nazar-ı müsamaha ile bakmalarını ihvanlarımızdan bekleriz. Münasip gördüklerini tashih edebilirler." (Mektubat, 29. Mektup, İkinci Risale Olan İkinci Kısım.)

Üstad Hazretleri ve katip talebeleri musibetlerden veya hapislerden dolayı bazı Risaleler tamamlanmayabilir.

"Medar-ı ibrettir ki; burada Risale-i Nur serbest okunup yazılırken -hilâf-ı âdet- başta bu kış, yaz gibi gittiğini çok adamlardan işittim. Ne vakit bana ve Risale-i Nur'a hücum edildi, yazdırılmadı, tatil oldu; gayet şiddetli bir kış başladığı gibi, Afyon'a şekva suretinde yazılan hasbihal ve zelzeleleri Risale-i Nur'un tatiliyle münasebetdar gösterdiği cihetini inanmayanlara güya inandırmak için aynı taarruz zamanında başlayıp şimdiye kadar arasıra hafifçe sarsar, ikaz ediyor diye işittim." (Emirdağ Lahikası-I, 9. Mektup, s. 26)

"Eskişehir hapishanesindeki müsaadesizliğim cihetiyle o nur-u a'zamı elbette tamamıyla beyan edemeyeceğim..." (Lem'alar, 30. Lem'a, Altıncı Nükte)

Bazen manalar ve hakikatlar, kalbin derin kuyusunda uzaktan hissedilir. Onun zaptedilmesi zor ve müşkildir. Ancak kendi nefsi ve kabiliyeti nispetinde kavrayabilir. Onun için bazı kısımlar Üstad'ın zatına mahsus kalır ve yazılmaz.

"Besmelenin rahmet noktasında parlak bir nuru, sönük aklıma uzaktan göründü. Onu, kendi nefsim için nota suretinde kaydetmek istedim. Ve yirmi-otuz kadar sırlar ile o nurun etrafında bir daire çevirmek ile avlamak ve zabtetmek arzu ettim. Fakat maatteessüf şimdilik o arzuma tam muvaffak olamadım. Yirmi otuzdan, beş altıya indi." (bk. age., 14. Lem'a, İkinci Makam)

Bazen bir mana ve hikmet, o zaman ve zemine muvafık gelmeyebilir. Onun için o Risalenin ve kısımlarının yazılmasına manevi izin verilmez.

"Tafsilen yazmak kaç defa niyet ettimse de izin verilmedi. Yalnız icmalen kısacık yazılacak." (Sözler, 14. Söz, Zeyl)

"...Bu makamda perde indi. Yazmaya izin verilmedi. Başka zamana tehir edildi." (Şualar, 11. Şua, On Birinci Meselenin Haşiyesi)

"...Daha yazılacak çok gaybî işaretler var, fakat izin verilmedi, şimdilik kaldı." (bk. age., 1. Şua, Beşinci Ayet)

Bazen derin ve amik remizler, ayetlerin tefsiri olduğu için zoraki manalar ile tekellüfata sebeb olabilir. Onun için o kısımlar ayete hürmeten yarım kalabilir.

"Külfetsiz olmak üzere birden hatıra gelen işarat kaydedildi. Tekellüfe girmemek için, işaretli otuzüç âyetin çok işaratı kaydedilmedi." (bk. age., 1. Şua, Yirmi İkinci Ayet)

Bazen bir mesele o kadar açığa kavuşur ki sırr-ı imtihanı bozacak derecede delil ve hakikatler olabilir. Onun için yazdırılmaz veya dünyaya bakan faideler ve incelikli manalardan dolayı yarım bırakılmıştır.

"Size bu defa Âyetü'l-Kürsî'nin arkadaşı ve tetimmesi iki-üç âyetin bir nükte-i i'caziyelerine dair bir parça gönderdim; daha tamamlamağa bir ihtar almadım, noksan kaldı; pek acelelikle yazıldı. Ehemmiyetli sırlar göründü, fakat dünyaya bakmamak için tamam ve açık yazdırılmadı." (Emirdağ Lahikası-I, 10. Mektup, s. -27)

Bazen de mehdi veya hilafet ilgili meseleler bir derece siyasete temas ettiğinden o kısımlar yarım bırakılır ki hizmet-i imaniyeye zarar gelmesin.

"Bu nüktenin bâki kısmı şimdilik yazdırılmadığının sebebi, bir derece dünyaya, siyasete temasıdır. Biz de bakmaktan memnuuz." (Şualar, 11. Şua, On Birinci Meselenin Haşiyesinin Lahikası, HAŞİYE)

Bazen aynı mana ve hakikatın tekrarına ihtiyaç kalmadığından yazdırılmaz.

"Üçüncü emarenin beyanına şimdilik lüzum olmadığından yazdırılmadı." (Tarihçe-i Hayat, Denizli Hayatı, s. 411)"

Bazen yazılacak mana ile ilgili alakadar zat, izin vermediğinden gıybet olabilir diye yazdırılmaz.

"ON BİRİNCİSİ: Belki rızası yok diye yazılmadı..." (Lem'alar, 10. Lem'a, On Birincisi)

Yazılmayan veya Yarım Kalan Risaleler ve Kısımlar Şöyledir:

- Yirmi Beşinci Mektup, Yasin suresinden 25 ayet ile haşirle ilgili 25 nükte yazılacaktı. Yasin suresinde geçen 25 ayet, Külliyatta farklı farklı yerlerinde tefsir edilmektedir. Onun için bu risale açıkta kalmıştır. Bu nükteleri merak edenler bir araya getirebilirler. Güzel bir risale olabilir.

"Sure-i Yâsin'in yirmi beş âyetine dair yirmi beş nükte olmak üzere rahmet-i İlahiyeden istenilmiş fakat daha zamanı gelmediğinden yazılmamıştır." (bk. Mektubat, Fihrist, 25. Mektup)

- Rahman suresinin tefsir edilmesi ve cin meselesinin çözümü.

"...Belki inşâallah Risale-i Nur'un bir şakirdi, Sure-i Rahman'ı tefsir edip bu mes'eleyi de halleder." (Şualar, 13. Şua, Envar-1993, s. 337)

Bununla ilgili Risalelerde cinlerle ilgili bahisler toplanabilir. Ve "Cinlerden peygamber gelmiş midir?" müşkili çözümlenir.

- Dokuzuncu Şua'ya tetimme yazılması meselesi: Dokuz ali makam nedir, neden yazılmadı?

"Ve inşâallah vazifeniz şerh ve izahla ve tekmil ve tahşiye ile ve neşr ve talim ile, belki Yirmibeşinci ve Otuzikinci mektubları te'lif ile ve Dokuzuncu Şuânın Dokuz Makamını tekmil ile ve Risale-i Nur'u tanzim ve tertib ve tefsir ve tashih ile devam edecek." (Barla Lahikası, 285. Mektup; Kastamonu Lahikası, 35. Mektup)

Kanaatimizce Dokuzuncu Şua, Haşir meselesinin halli için 10 ayetin bir nevi tefsiri olacaktı; ama bir sebepten ötürü yazdırılmamıştır. Onuncu Söz telif edilince bu ayetlerin tefsiri orada tezahür etmiştir. Böylece bu Risalenin makamları açıkta kalmıştır.

- Kastamonu Lahikasındaki ebced hatasının hikmeti nedir?

"...Ben tahmin ederim bu sehiv, beşinci âyetin işaretindeki sehiv gibi ehemmiyetli bir kısım işarat-ı gaybiyenin anahtarı olacak ve bu muazzam âyet, otuz üçüncü âyet olmasına bir işaret idi. İnşâallah istikbalde bir kardeşimiz o hazineyi açacak." (Kastamonu Lahikası, 38. Mektup)

- Kızıl icaz meselesi ve mantık eserleri...

- Lemeat ve Mesnevinin tanzimi...

- Lahikalar ve Tarihçe-i Hayat eserlerinin tanzimi ve tashihi...

- Yirmi Dokuzuncu Lem'anın tercümesi:

Bu konuda Nur talebesi abilerin himmeti ile bu eserler tanzim ve tahkik edilip basılmıştır.

"...Hem Eski Said'in ilm-i mantık noktasında bir şaheser hükmünde bulunan gayr-ı matbu' Ta'likat'tan süzülen i'cazlı bir îcaz-ı hârikada, müdakkik ulemaları hayret ve tahsinle dikkate sevkeden, matbu' "Kızıl Îcaz" namındaki risale-i mantıkıye Risale-i Nur'la bağlanmasına ve şakirdlerinin âlimler kısmının nazarına göstermek lâyık gördüm. Fakat çok derindir. Bugünlerde Feyzi'ye bir parça ders verdim. Belki bir zaman Feyzi kendisi, başkasının da anlaması için dersini Türkçe kaleme alacak." (Kastamonu Lahikası, 94. Mektup, Envar-2004, s. 239)

- Mahremiyet ve bazı yanlış anlaşılmaların önünü kesmek için Türkçe risalede olmayıp Osmanlıca eserlerde olan risaleler vardır:

- Risale-i Nurların Osmanlıcasında olduğu halde, Latin harfleriyle yayınlanmayan kısımlar nelerdir?

Dokuzuncu Lem'a, Yirmi Sekizinci Lem'a bazı kısımları, Yirmi Sekizinci Mektup Altıncı Risale Olan Altıncı Mesele (Vehhabi bahsi) vb. kısımlar ve risaleler vardır.(1)

Kanaatimizce Risale-i Nur'da eksik veya yazılmayan kısımlar, diğer bazı yerlerde benzer şekilde tefsir edilip işlenmiştir. Bundan dolayı risalenin ismi ve numarası olmuş; ama içerik olarak orası boşta kalmıştır. Mesela:

- Üstad'ımız İkinci Mektub'ta olmayan "Evvelen ve Saniyen" kısımlarının Barla Lahikasında geçtiğini ifade ediyor. Öyle de diğer eksik yerlerde Külliyat'ın bir yeri ile irtibatlanabilir.

Mesela, Üçüncü Mektub'un "Hamisen"den önceki kısımlar Barla Lahikası 215. Mektup'ta (Üçüncü Mektubun Baş Kısmı) diye geçmektedir.

İşte bunun gibi eksik kalan diğer kısımlarla ilgili araştırma yapılsa büyük bir ihtimalle Külliyat'ta onunla ilgili bir yer bulunur. Biz sadece eksik olan kısımların yerlerini şöyle sıralayabiliriz:

- On Sekizinci Söz'ün 2. Makamı yok.

- Dokuzuncu Mektub, "Evvelen" kısmı gayr-i münteşir mektuplardadır.

- On Dördüncü Mektub telif edilmedi. Bununla ilgili abilerden hatıra vb. bilgi araştırılabilir.

- On Beşinci Lem'a, Fihrist Risalesinin Birinci Kısmı (Sözler, Mektubat ve 14. Lem'aya kadar olan kısmın fihristesidir.) ile Onuncu Şuâ, Fihrist Risalesinin İkinci Kısmı (15. Lem'adan 10. Şua'ya kadar olan kısım) olduğu için telifsiz kalmıştır.

"Her kısmın fihristesi, yani Sözler kısmının fihristesi Sözler Mecmuasında bulunduğundan, Mektubat ve Lem'aların da kendilerine ait fihristeleri o mecmuaların ahirlerine ilhak edildiğinden burada yazılmadı." (Lem'alar, On Beşinci Lem'a: Fihrist Risalesi)

- On Yedinci Lem'a "Zühre'den gelmiş 15 notadır" yazılmış, lakin 16. Nota (24. Lem'a) ve 17. Nota (Bir kısmı 20. Lem'adır) vardır.

- Beş ve Altıncı Lem'alar açıkta kalmıştır. Onların yerine 4. Şua ve 11. Lem'a veya 29. Lem'a yazılmıştır.

- Yirmi Beşinci Lem'anın Zeyli 17. Mektup olduğu için zeyli yazılmamıştır.

- Yirmi Altıncı Lem'a, 26 ricası olması gerekirken 10 ricası telif edilmemiş. Külliyatta 4. Şua onun özeti olduğunu ifade edilmiştir.

"(Hâşiye): Nur'un telif zamanı üç sene evvel bitmiş olmasından, bu On Beşinci Rica, ileride bir Nurcu tarafından İhtiyarlar Lem'asının tekmiline -telifine- mehaz olmak üzere yazıldı." (Lem'alar, 26. Lem'a, HAŞİYE)

- Yirmi Sekizinci Mektub 7. Risalede 2. ve 4. Nükteler; 8. Risalede 2. ve 3. Nükteler yazılmamıştır.

- Yirmi Dokuzncu Mektup'ta da hakeza benzer eksik kısımlar mevcuttur.

Velhasıl Risalelerde eksik kalan kısımlar mevcuttur, ama bu kısımları kendimize göre tefsir ve tekmil yapmak yerine Risale-i Nur'da münasebetli diğer kısımlarla tekmil yapmak ve bir araya getirmek daha muvafık olur kanaatindeyiz.

Yine de Üstad'ımızın hedef gösterdiği ve "ileride bir Nurcu tarafından telif edilsin" dediği Risaleler için teşebbüslere de kapıyı kapamamak esas olmalı. Bu gibi hayırlı çalışmaları yapmaya çalışanları da teşvik etmek lazımdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 572
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...