"İnsan, hemşire misilli mahremlerine karşı fıtraten şehvani his taşıyamıyor. Çünkü mahremlerin simaları... Şehvani temayülatı kırar." ifadesini yorumlar mısınız?
Değerli Kardeşimiz;
"İnsan, hemşire misilli mahremlerine karşı fıtraten şehvânî his taşıyamıyor. Çünkü mahremlerin simaları, karâbet ve mahremiyet cihetindeki şefkat ve muhabbet-i meşruayı ihsas ettiği cihetle, nefsî, şehvânî temâyülâtı kırar."
"Fakat bacaklar gibi şer'an mahremlere de göstermesi caiz olmayan yerlerini açık saçık bırakmak, süflî nefislere göre, gayet çirkin bir hissin uyanmasına sebebiyet verebilir. Çünkü mahremin siması mahremiyetten haber verir ve nâmahreme benzemez. Fakat mesela açık bacak, mahremin gayrıyla müsavidir. Mahremiyeti haber verecek bir alâmet-i farikası olmadığından, hayvânî bir nazar-ı hevesi, bir kısım süflî mahremlerde uyandırmak mümkündür. Böyle nazar ise, tüyleri ürpertecek bir sukut-u insaniyettir!" (Lem'alar, 24. Lem'a, Üçüncü Hikmet.)
Ebedî olarak nikâhın haram olduğu kişiler, hemşire (kız kardeş) sınıfındandır. Ebedî olarak nikâhın haram olmasının temel rüknü ise; birinci derece hısım ve akrabalıktır.
İnsan fıtraten ebedî haram olan akrabalarına karşı şehvetle bakamaz. Bir kişi halasının ya da teyzesinin yüzüne baktığı zaman, onda anne ve babalık manası akla gelir, onlara karşı ulvi bir muhabbet ve hürmet meydana çıkar. Bu ulvi muhabbet ve hürmet, asla süfli duygulara geçit vermez.
İnsanın mahremi olanların yüzüne bakmasında bir mahsur yoktur. Lakin mahremi de olsa, ulvi muhabbet ve hürmeti zedeleyecek, süfli hisleri tahrik edecek şekilde açılmaları caiz değildir. Fitneye sebep olacak tutum ve davranışlardan son derece kaçınılmalı, her zaman ihtiyatlı olunmalıdır. Aksi hâlde telafisi mümkün olmayan vahim ve çirkin durumlarla karşı karşıya kalınır. Nitekim bazı akrabalar arasında birçok nahoş durumların ve düşmanlıkların meydana geldiğine şahit olmaktayız.
Birlikte oturduğumuz kişiler mahrem sayılmadığı ve nikâhları birbirine düştüğü için, mahremiyet sınırları aşılmamalı, oturmamıza, kalkmamıza, tutum ve davranışlarımıza dikkat edilmelidir. Bir ayette mealen şöyle buyrulur:
“(Resulüm) mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve namuslarını da korusunlar. Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve namuslarını da muhafaza etsinler. Görünmesi zarurî olan kısımlar müstesna olmak üzere, ziynetlerini açığa vurmasınlar.” (Nur, 24/30-31)
Habib-i Kibriya Efendimiz (asm) birbirine namahrem olan erkekle kadının yanında, emniyeti sağlayacak üçüncü bir kişi bulunmadan yalnız başlarına kalmalarını şu ifadesiyle şiddetle yasaklamıştır:
“Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse mahremi olmayan yabancı bir kadınla bir arada bulunmasın, zira üçüncüleri şeytandır.” (Buharı, Nikâh: 111)
Muttaki insanlar, kendilerini muhafaza edebilirler; ama imanı sağlam olmayan veya fıtratı tefessüh etmiş insanların bunu yapması çok zordur.
Aile ve akraba içi faciaların olmaması için, tesettüre azami riayet edilmelidir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Çünkü mahremlerin simaları, karâbet ve mahremiyet cihetindeki şefkat ve muhabbet-i meşruayı ihsas ettiği cihetle, nefsî, şehvânî temâyülâtı kırar."
Demek mahremiyet ve karabet olmazsa tıpkı açık bacaklar gibi simalar da nefsani şehevani hisleri galeyana getirir. Demek simaya da tesettür elzemdir.