"Kendi kendine olmuş istemediğim bir şöhret-i kâzibem vardı, onunla avama nasihatımı tesir ettiriyordum; maalmemnuniye mahvettiniz." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ey ulû’l-emir! Bir haysiyetim vardı, onunla İslâmiyet milliyetine hizmet edecektim; kırdınız. Kendi kendine olmuş istemediğim bir şöhret-i kâzibem vardı, onunla avama nasihatımı tesir ettiriyordum; maalmemnuniye mahvettiniz."(1)

Üstadımız, insanlar içinde muteber, görünür ve bilinir olmasını "yalancı bir şöhret" olarak değerlendiriyor. İnsanlar içinde muteber ve bilinir olmak için hiçbir gayret ve çaba sarf etmediğini, aksine daima kendini gizlemeye çalıştığını Risale-i Nur'un birçok yerinde de ifade etmiştir.

Çünkü şöhret manevi açıdan tehlikeli bir afettir ve insanı riya ve gösterişe sevk eder. Riya ve gösteriş ise hem manevi hayatın hem de ruh ve kalbin kezzabıdır. Bu sebeple salih insanlar şöhretten çok çekinmişler. Mümkün mertebe halvet ve uzlete sığınmışlardır. Halvet ve uzlet malum olduğu üzere, yalnızlık ve insanlardan ayrılarak bir tarafa çekilip yalnız kalma durumunu ifade ediyor ki, Üstada insanlarla beraber olmaktan daha hoş geliyordu.

Üstadımız bu yalancı şöhretin bir faydası olarak avam insanlar üzerindeki etkisinden bahsediyor. Bilinen ve sayılan insanların, avam insanlar üzerinde nasihat etme açısından müspet bir faydası da vardır. Lakin devlet üzerinde etkisi olan dinsiz komiteler, Üstadımız'ın bu saygınlığını ve bilinirliğini kırmak için çok iftiralar atmışlar, hapis ve göz altılar ile onu halk nezdinde itibarsızlaştırmaya çalışmışlardır. Buna rağmen yine de muvaffak olamamışlar...

(1) bk. Divan-ı Harbi Örfi, İki Mekteb-i Musibet Şehadetnamesi.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...