"Meziyetin varsa hafâ türâbında kalsın, tâ neşvünemâ bulsun,.." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Toprağa atılan bir çekirdek orada iyi muhafaza edilir, lazım olan şartlar yerine getirilirse, neşvü nema bulur ve biiznillah koca bir ağaç olur. Öyle de insanın Cenab-ı Hakk’ın ihsanı olan istidadını tekemmül ettirip, güzel meziyetlerini, ihlasla, samimiyetle, tevazu ve mahfiyetle muhafaza eder ve hayırda kullanırsa, hem o nimetin şükrünü eda etmiş olur hem de tesirli olur.

Bir kimse kendi meziyetlerini olur olmadık yerlerde söylerse, bu hoş karşılanmaz hatta aksülamel yapar.

Kimi onun bu meziyetini kıskanır. Kimi bu vaziyetten sıkılır, kerahet eder ve hoş karşılamaz. Kimisi de bundan pek etkilenmeyebilir.

Güzel meziyetleri ve üstün kabiliyetleri olan insanlar, bunu Allah’ın ihsanı bilir, gurur vesilesi yapmaz, hayırlı işlerde, devletin ve milletin hizmetinde kullanırlarsa gayet güzeldir.

Güzel meziyeti olanlar;

1. Yerine göre Hakîm ismine mazhar olarak istimal ederlerse, ekseriyetle müsbet netice verir.

"Kelam haktır. Söz incidir. Hemen derceyle derceyle. / Teraziye koyup satma, yeri geldikçe sarfeyle." düsturu meselemiz açısından ehemmiyetlidir.

2. İfrat ve tefritten kaçınmak. Yani aşırılıklardan uzak durup hakîmane iş görmek.

3. Başkasının ne dediğine fazla kulak vermemek. Yapılan işin Cenab-ı Hakk'ın rızasına uygun olup olmadığına bakmak. Böyle olursa, belli bir zaman sonra insanlar tarafından da kabul görüp takdir edilecektir.

“Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı. Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder. Onun için, bu hizmette, doğrudan doğruya, yalnız Cenâb-ı Hakkın rızasını esas maksat yapmak gerektir.” (Lem’alar)

4. Madem âhirzaman da her şey ulum ve fünuna, yani ilim ve fenlere dökülecektir; o halde bizler de mukavemetsûz olan belağat-ı edaya ehemmiyet verip, meramımızı ilimle yoğurarak hareket etmeliyiz.

5. "Söz gümüş ise sükût altındır." Ama sözü altın değerinde olanların üzerlerine vazife terettüp edince konuşmamaları, hakkı tahfif yani hafife alma mânâsı çıkabilir. Bu da onu Allah katında me’sul edebilir. Ancak bu mânayı şu veciz sözle birlikte değerlendirmek daha doğru olur kanaatindeyiz.

"Evet, her söylediğin doğru olmalı; fakat her doğruyu söylemek doğru değil. Bazan zarar verse sükût etmek... Yoksa yalana hiç fetva yok. Her söylediğin hak olmalı; fakat her hakkı söylemeye senin hakkın yok. Çünkü hâlis olmazsa su-i tesir eder, hak, haksızlıkta sarf olur." (Hutbe-i Şamiye)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Ziyaretçi (doğrulanmadı)
Hafa turabında bulunmak iyi olanı daha da iyileştirdiği gibi kötü olanı da daha kötü yapıyor bir açıdan bakıldığında.Mesela bir yerde bir grup insan gayri ahlaki fiillerde bulunuyor.Bunlar gizli yaparlarsa daha tehlikeli.Açık yaparlarsa insanlar bundan rahatsız olur.Kimi polise söyle kimi bir başkasına vs.Bir dert görünürse devası asandır.Fakat bir taraftan da serbestiyette fenalık yapanların birbirinden cesaret alma ihtimali var.Daha da sirayet edebilir.Bu meselede ne söylersiniz?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Mehmet Selim)

Burada kast edilen, menfi fiiller değil, meziyet ihtiva eden fiillerdir. Bu nedenle Mnefi ve hoş olmayan fiillerin açığa çıkması elbette daha iyidir. Ama Müspet olan fiiller ve meziyetler, kapalı kaldı mı herkes yapmış olabilir gibi bir mana taşıdığından neşv-ü nema eder ve çoğalır.
Bunun tersi bir durum, menfi fiillerde olması, bu kaideye terstir. Çünkü, mesela bir adam birisini öldürse ve ortaya çıkmayıp saklansa, o zaman herkes müttehem olur. Yani müspet bir fiili işleyen ortaya çıkmasa, binler işlemiş gibi kıymet kazanırken, menfi bir fiili birisi işlese ve belli olmasa o zaman binler o fiili işlemiş gibi kötü bir sonuç ortaya çıkar.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...