Block title
Block content

"Meziyetin varsa hafâ türâbında kalsın, tâ neşvünemâ bulsun,.." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Nasıl ki toprağa bir tohum attığımızda o tohum orada iyi muhafaza olunursa -gerekli kimyevi maddeleri verilirse- ondan kaliteli bir ağaç meydana gelir. Öyle de insanın da bazı kabiliyetleri olsa ve bunu muhafaza edip kendi aleminde olgunlaştırıp -ihlasla, samimiyetle, tevazu ve mahfiyetle...- yeri ve zamanı geldiğinde serrişte ederse, kullanırsa, hem takdire şayan olur; hem de o meziyeti lütfu ilahi bilip ihlasla söylenildiğin de de tesir eder.

Toplum hayatında sıkça rastlamışızdır. Bir kimse kendi meziyetlerini olur olmadık yerlerde söyleyince bu durum muhataplarının bazısında aksülamel yapar.

a. Bir kısmı bu vaziyeti kıskanır.

b. Diğer bir kısmı bu vaziyetten sıkılır kerahet eder. Hoş karşılamaz.

c. Başkaları da bu olaydan fazla etkilenmeyebilir.

Bir insan gerek dil bilme noktasından veya toplum hayatında elde ettiği vasıflarını, milletin hizmetine sunarsa ve bunu da bir gurur ve benlik sebebi yapmazsa çoğunluka bu durum müsbet netice verir.

Demek ki bizler meziyetimiz olduğunda;

1. Yerine göre Hakim ismine mazhar olarak kullanırsak, çoğunlukla müsbet netice verir.

"Kelam haktır. Söz incidir. Hemen derceyle derceyle. / Teraziye koyup satma, yeri geldikçe sarfeyle." düsturu meselemiz açısından ehemmiyetlidir.

2. İfrat ve tefritten tahaffuz. Yani kendimizi muhafaza etmek. Yani aşırılıklardan uzak durup hekimane iş görmek.

3. Başkasının ne dediğine fazla kulak vememek. yaptığımız işin Cenab-ı Hakk'ın rızası dahilinde olduğuna inandıktan sonra, belli bir zaman sonra halkta bizlere ram olacaktır.

4. Madem ahir zaman da her şey ulum ve fünuna, yani ilim ve fenlere dökülecektir; o halde bizler de mukavemetsuz olan belağatı edaya önem verip, meramımızı bilgiyle yoğurarak hareket emeliyiz.

5. "Söz gümüş ise sükut altındır." Ama sözü altın değerinde olanların üzerlerine vazife terettüp edince konuşmamaları, hakkı tahfif yani hafife alma manası çıkabilir. Bu kişi de indellahta mesul olabilir. Ancak bu manayı şu veciz sözle birlikte değerlendirmek daha doğru olur kanaatindeyiz.

"Evet, her söylediğin doğru olmalı; fakat her doğruyu söylemek doğru değil. Bazan zarar verse sükût etmek... Yoksa yalana hiç fetva yok. Her söylediğin hak olmalı; fakat her hakkı söylemeye senin hakkın yok. Çünkü hâlis olmazsa su-i tesir eder, hak, haksızlıkta sarf olur." (Hutbe-i Şamiye)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

Ziyaretçi (doğrulanmadı)
Hafa turabında bulunmak iyi olanı daha da iyileştirdiği gibi kötü olanı da daha kötü yapıyor bir açıdan bakıldığında.Mesela bir yerde bir grup insan gayri ahlaki fiillerde bulunuyor.Bunlar gizli yaparlarsa daha tehlikeli.Açık yaparlarsa insanlar bundan rahatsız olur.Kimi polise söyle kimi bir başkasına vs.Bir dert görünürse devası asandır.Fakat bir taraftan da serbestiyette fenalık yapanların birbirinden cesaret alma ihtimali var.Daha da sirayet edebilir.Bu meselede ne söylersiniz?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (burhan)

Burada kast edilen, menfi fiiller değil, meziyet ihtiva eden fiillerdir. Bu nedenle Mnefi ve hoş olmayan fiillerin açığa çıkması elbette daha iyidir. Ama Müspet olan fiiller ve meziyetler, kapalı kaldı mı herkes yapmış olabilir gibi bir mana taşıdığından neşv-ü nema eder ve çoğalır.
Bunun tersi bir durum, menfi fiillerde olması, bu kaideye terstir. Çünkü, mesela bir adam birisini öldürse ve ortaya çıkmayıp saklansa, o zaman herkes müttehem olur. Yani müspet bir fiili işleyen ortaya çıkmasa, binler işlemiş gibi kıymet kazanırken, menfi bir fiili birisi işlese ve belli olmasa o zaman binler o fiili işlemiş gibi kötü bir sonuç ortaya çıkar.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...