Namazlardan sonra yapılan tesbihatların hikmeti nedir?

Namazlardan sonra yapılan tesbihatların hikmeti nedir?
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Tesbihat gibi bütün ubudiyetlerin temel sebebi yani illeti, Allah'ın emri olmasıdır. Tesbihat da Allah'ın kullarına bir emridir. Peygamber Efendimiz (a.s.m) bunu her zaman yapmış ve ümmetine de tavsiye etmiştir. Elbette emredilen her ibadetin bize bakan muazzam hikmet ve faydaları da vardır. Şöyle ki;

Tesbihatın özü tesbih, yani Allah’ı tenzih etmek, tahmid, yani Allah’a şükretmek, tekbir yani Allah’ın azamet ve büyüklüğünü ilan etmek ve tehlil yani Allah’ın varlığını ve birliğine olan imanını tazelemektir.

Tesbihat namazın devamı hükmünde olduğu için, namazın hikmeti ne ise aynı hikmet tesbihatta da devam etmektedir. Yani namaz ve tesbihat insanın Allah’a karşı bir arz-ı ubudiyetidir.

Ayrıca tesbihat Peygamber Efendimiz (asm)'in bir sünneti olduğu için, hem bir feyiz hem de bir sevap kaynağıdır.

Kâinatta her şey ya lisan-ı kal ya da lisan-ı hâl ile Allah’ı zikredip tesbih ediyor, bu açıdan kâinat büyük ve azametli bir zikir halkası gibidir. İnsan kâinatın efendisi ve halifesi olması itibarı ile bu zikir halkasından hariç kalması, bu zikre dâhil olmaması büyük bir hasaret, ihanet ve bir cinayettir. İşte namaz gibi kudsi ibadetler ve tesbihat gibi şeyler insanın bu büyük zikir halkasına dâhil olması manasına geliyor.

Hayalen düşünelim, bütün kâinat halkalar halinde diz çökmüş, başlarında Peygamber Efendimiz (a.s.m) olmak üzere zikir çekiyorlar. Yani kâinat manevî bir zikir meclisi ve bu meclisi âdeta idare eden Peygamber Efendimiz (a.s.m)'dır. Peygamber Efendimiz komut veriyor, bir anda trilyonlarca melek, cin, eşya halen ve kalen bu komuta icabet ederek sübhanallah diyor. İşte insan bu tesbihat sayesinde bu azametli zikir meclisine dâhil oluyor.

Tesbihat hem bir ibadet hem bir sevap hem bir feyiz hem bir iman tazeleme hem bir manevî zikir meclisine dâhil olma hem bir sünnet hem bir manevî tekâmül vasıtasıdır. Tesbihatın bunun gibi çok hikmetli cihetleri bulunuyor. Üstadımız tesbihat hakkında şunları söylüyor:

"Namazdan sonraki tesbihatlar tarikat-ı Muhammediyedir (a.s.m.) ve Velâyet-i Ahmediyenin (a.s.m.) evradıdır. O noktadan ehemmiyeti büyüktür. Sonra, bu kelimenin hakikati böyle inkişaf etti:

"Nasıl ki, risalete inkılâp eden velâyet-i Ahmediye (a.s.m.) bütün velâyetlerin fevkindedir. Öyle de, o velâyetin tarikatı ve o velâyet-i kübranın evrad-ı mahsusası olan namazın akabindeki tesbihat, o derece sair tarikatların ve evradların fevkindedir. Bu sır dahi şöyle inkişaf etti ki: Nasıl zikir dairesinde bir mecliste veyahut hatme-i Nakşiyede bir mescidde birbiriyle alâkadar heyet-i mecmuada nuranî bir vaziyet hissediliyor."

"Kalbi hüşyar bir zât namazdan sonra سُبْحَانَ اللّٰهِ، سُبْحَانَ اللّٰهِ deyip tesbihi çekerken, o daire-i zikrin reisi olan zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâmın müvacehesinde yüz milyon tesbih edenler, tesbih elinde tesbih çektiklerini mânen hisseder."(1)

(1) bk. Kastamonu Lahikası, 70. Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 5.314
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Kullanıcı

Uzun Namaz tesbihatını, bazen uyku gibi sebeplerin ağır bastırmasından dolayı veya bazen müsait olamama gibi bir durumdan dolayı, gün içinde o namaz vakti çıkmadan yapınca, o tesbihat için bir zarar var mıdır? 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Zamanında yapılması iyidir ama adet etmemek kaydı ile gün içindede yapılabilir. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Kullanıcı

1) Nefis değil, uyku veya beden gerçek anlamda ağır basıyorsa → bu mazerettir.

Yani:

Gözler kapanıyor

Zihin dağınık

Tesbihattan hiçbir şey anlamıyorsun

Farkında olmadan yanlış okuyorsun

Böyle bir durumda tesbihattan verim alınmaz.

Bu yüzden ertelemek dinen caizdir, hatta daha doğrusudur.

2) Uyku durumu sürekli olmaz → “adet hâline” gelme riski düşüktür. 

Uyku gibi doğal bir hâl bahane olarak kullanılamaz, ama pratikte zaten süreklilik göstermez.

4) Uyku veya yorgunluğu mazeret gösterip sürekli ertelemek → işte bu “adet” olur.

Yani:

Her gün “uykum varmış gibi” yapmak

Her zaman “birazdan yaparım” demek

Bu hâli alışkanlık haline getirmek

Bu durum manevî gevşeklik sayılır.

Uyarı nokta tam burasıdır.

 Gerçek uyku = meşru mazeret.

✔ Gerçek mazeret yoksa = tesbihatı yerinde yapmak daha güzel.

✔ Mazareti bahane edip sürekli ertelemek = “adet” olur → bu uyarı buna.

✔ Nefis uyutuyorsa değil, gerçekten uyku ağır basıyorsa ertelemek doğru.

 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Kullanıcı

1. Zamanında Yapmanın Fazileti

Namaz tesbihatı, özellikle "namazın hemen ardından yapılması", hem sünnete hem de sahabe uygulamalarına daha yakındır. Çünkü:

O an kalp daha yumuşaktır.

Namazın nuruyla zikir daha bereketlidir.

Dikkat dağılmadan yapılan zikir daha etkili olur.

2. Gün İçinde Yapmanın Ruhsata Dayanması

Bazen insanın hali, meşguliyeti, yorgunluğu tesbihatı geciktirebilir. Bu durumda gün içinde, namaz vakti çıkmadan yapılması:

İbadeti tümden terk etmekten iyidir.

Niyet varsa sevabı da umulur.

Tesbihatın namaza olan manevi bağı korunur.

3. "Adet Etmemek" Kaydı

Bu kayıt çok önemlidir. Çünkü:

Sürekli geciktirme alışkanlığı olursa, zamanla tesbihatın ruhu kaybolabilir.

İhmal ve gevşekliğe dönüşebilir.

"Yine sonra yaparım" düşüncesi, zamanla tümden terk etmeye kadar gidebilir.

Sonuç:

Bu yaklaşım, hem kolaylık sağlar hem de disiplin kazandırır. Yani:

Tesbihatı vaktinde yapmaya gayret et.

Gecikme olursa telafi et.

Ama bu geciktirmeyi alışkanlık hâline getirme.

 

Risale-i Nur’da bu tür denge ifadeleri çok kıymetlidir: Hem ruhsatı verir hem azimeti (üstün olanı) gösterir.

(yapay zeka yardımıyla içime sinen bir cevap oldu, bazen böyle sizinle paylaşacağım, güzel cevapları, hem teyid, hem de beraber istifade için, mahzuru var mı sizin için?) 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Yok kardeşim Allah razı olsun. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...