Allah, olgun meyve ile çürük meyveler de yaratıyor. Böylece sebeplerin tesiri olmadığını mı göstermek istiyor?
Değerli Kardeşimiz;
Sebeplerin neticeleri icat etmesinin imkânsız olduğu hakikati, zaten her bir sebep üstünde zahir bir şekilde parlıyor. Ayrıca bunun ispatı için çürük meyvelerin icat edilmesine ihtiyaç yoktur. İspat işini sadece çürük meyvelere inhisar etmek doğru olmaz. Lakin yan bir mana olarak düşünülebilir.
Ama arızalı ve çürük şeylerin asıl gayesi, arızalı olmayan sağlamların kemalini parlatmaktır. Yani körlük, görmenin kıymetini ihsas ettirir; sağırlık, işitmenin nimetini hatırlatır; intizamsızlık intizamın güzelliğine bakar vs. Çürük meyveler veya arızalı ve özürlü azalar, sağlamlarının kemaline ve nimet yönüne hizmet ediyorlar manası, daha temel bir manadır. Hem nimet üstündeki ülfet ve ünsiyet perdesini de parçalıyor.
Üstad Hazretleri bu hakikate şu şekilde işaret ediyor:
"İ'lem eyyühe'l-aziz! Tabiatları lâtif, ince ve lâtif san'atlara meftun bazı insanlar, bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla, bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler. Ve o letâfetin, o güzelliğin derecesini göstermek için, bazı çirkin kaya, kaba, gayr-ı muntazam mağara ve dağ heykelleri gibi şeyleri de ilâve ediyorlar ki, onların çirkinliğiyle, adem-i intizamıyla bahçenin güzelliği, letâfeti fazlaca parlasın. Çünkü اِنَّمَا اْلاَشْيَاۤءُ تُعْرَفُ بِاَضْدَادِهَا Lâkin, müdakkik bir kimse, o ezdadı cem eden bahçenin manzarasına baktığı zaman anlar ki, o çirkin, kaba şeyler kasten yapılmıştır ki, güzellik, intizam, letâfet artsın. Zira, güzelin güzelliğini arttıran, çirkinin çirkinliğidir. Demek bahçenin tam intizamını ikmal eden, o çirkinlerdir. Ve o çirkinlerin adem-i intizamı nisbetinde bahçenin intizamı artar."
"Kezalik, dünya bahçesinde nizam ve intizamın son sisteminde bulunan mahlûkat ve masnuat arasında-hayvanlarda olsun, nebatatta olsun, cemâdatta olsun-bazı çirkin, intizamdan hariç şeyler bulunur. Bunların çirkinliği, intizamsızlıkları, dünya bahçesinin güzelliğine, intizamına bir ziynet, bir süs olmak üzere Sâni-i Hakîm tarafından kasten yapılmış olduğunu, pek yüksek, geniş, şâirâne bir hayalle dünyanın o bahçe manzarasını nazar altına alabilen adam, görebilir."
"Maahaza, o gibi şeyler kastî olmasaydı, şekillerinde hikmetli tehâlüf olmazdı. Evet, tehâlüfte kasıt ve ihtiyar vardır. Her insanın bütün insanlara simâca muhalefeti buna delildir." (Mesnevî-i Nuriye, Onuncu Risale)
Burada gördüğümüz birçok varlıkların ve hâdiselerin çok gizli güzellikleri ve derin hikmetleri olduğuna dikkat çekiliyor. Bu hikmetlerden birisi de yeknesaklık ve ülfet perdesiyle nazarlardan saklanan birçok güzelliğin açığa çıkması ve seyredilmesidir.
Bu maksada kuvvet veren kaide zikrediliyor: “Eşya zıddıyla bilinir.”
Meselâ, hiç gece olmasaydı gündüzün güzelliği gizli kalırdı. Hiç açlık olmasaydı gıdaların değeri bilinmezdi, hiç hastalık olmasaydı sıhhat nedir bilemezdik.
Bu alemde her şey “nizam ve intizamın son sisteminde” yaratılmıştır. İşte bu umumî ve mükemmel nizama dikkatleri çekmek üzere bazı çirkin şeyler ve hoşumuza gitmeyen hâdiseler kasden yaratılmış ve sergilenmiştir.
Yer küremiz hem kendi etrafında hem de güneş etrafında o kadar harika bir şekilde dönmektedir ki, insanlar asırlarca dünyanın sabit olduğuna ve güneşin döndüğüne hükmetmişlerdir. İşte, zelzele ile dünyamızın küçük bir kısmının sarsılması bu harika nizama dikkatleri çekmektir.
Keza, her nefeste kanımızın temizlenmesine vesile olan hava unsurunun binlerce faydaları çoğu zaman düşünülmez ve bu büyük nimete yeterince şükredilmez. İşte şehirleri harabeden şiddetli fırtınalar, tsunamiler çirkin gibi görünmekle birlikte havanın son derece nizamlı ve intizamlı hizmetlerine dikkatimizi çekmesi yönüyle ayrı bir önem taşır.
Üstat hazretleri bir başka eserinde bu hakikati şöyle ders verir:
“... Pek çok zâhirî intizamsızlıklar ve karışıklıklar var ki, pek muntazam bir kitâbet-i kudsiyedir.” (Sözler)
Düz bir çizgiden, çoğu zaman, bir mana çıkmaz. Yazıyı manalı kılan ondaki harflerin farklı şekilleridir. İşte gerek hayatımızdaki farklı hâdiseler gerek bu varlık âleminde sergilenen ve çoğunun hikmetini bilemediğimiz değişik ve çirkin varlıklar yazıdaki farklı harfler ve kelimeler gibidir.
Biz ömrümüzün üzüntüsüz, kedersiz ve meşakkatsiz geçmesini yani bir çizgi gibi düz olmasını arzu ederiz. Halbuki; “Hayat musibetlerle, hastalıklarla tasaffi eder, kemal bulur, kuvvet bulur, terakki eder, netice verir, tekemmül eder, vazife-i hayatiyeyi yapar.” (Lem’alar)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü