Bediüzzaman Said Nursi gibi âlimler, müçtehitlerin sıkıntılı hayat geçirmelerinin sebebi "Hüzne yapışın." hadisi olabilir mi?
- Risalelerde ise Nur talebelerinin işlerinde bir kolaylık ve rahatlık olduğunu, derdi maişet sıkıntısı çekmeyeceği söyleniyor. Bu iki bakış açısını nasıl birleştirebiliriz?
Değerli Kardeşimiz;
Hz. İbni Abbas (ra) rivayetle Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdular ki:
"Hüzne yapışın. Zira hüzün, kalbin anahtarıdır. (Gönlü, manevi feyizlere açar)." (Taberani, Kebir).
Allah, bizi bu dünyaya imtihan için getirmiş, birtakım sıkıntı ve belalar ile bizim istidat ve kabiliyetlerimizi inkişaf ettirip olgunlaştırmak istiyor. Bize düşen, bu sıkıntı ve belalara karşı sabır ile mukabele etmek ve dünyanın hangi hali olursa olsun, geçici ve imtihan için olduğunu bilmek ve saadeti ebediyedeki mükâfatını düşünüp teselli bulmaktır.
Bir taş kaba saba iken, bir heykeltıraşın elinde şekillenerek güzel bir sanat olması için, bazı yontma ve kırılmalardan geçmek eza ve cefa çekmek zorundadır, yoksa kemal bulamaz. Bunun gibi, bizim de fıtratımızda çok kaba saba ve ham kabiliyetlerimiz var; bunların inkişaf edip olgunluk kazanması için bazı imtihanlardan geçmesi gereklidir. Bu kabileyetlerimizin inkişaf edip olgunlaşması da ancak sıkıntı ve imtihanlarla oluyor.
Allah boş yere kimseyi hırpalamaz ya ceza ya makam ya da mevki vermek için sıkıntıya tabi tutar; burada bize düşen sabır ile mukabele etmektir. Hayat bir elek gibidir, sıkıntılar ile sallanır; bunun neticesinde kimileri isyan ile elenir, kimileri de sabırla kalburüstü makamlara çıkar.
Peygamberlerin ve Üstad Hazretleri gibi önemli evliyaların hepsi, bu makama ve bu seçkinliğe ulaşmak için birtakım eleklerden ve süzgeçlerden geçmişlerdir. Tasaffi ve kemal, ancak hüzün ve çile ile elde ediliyor. Büyük makamların ve büyük mevkilerin tecrübe ve imtihanı da büyük olur. Üstad Hazretlerine de bu nazarla bakmalıyız.
Yukarıda vermiş olduğumuz hadis-i şerif, bu hakikate işaret eden bir serlevha hükmündedir.
Hayatın her sahası ve her merhalesi ille de musibet ve hüzün ile geçecek değildir, Allah farklı isimlerinin mana ve tecellisini göstermek için bazen de ikram, huzur, kolaylık ve rahatlık bahşedebilir. Hüzün ve huzur hayatın iki ana umdesi olduğu için, nöbetleşe bir şekilde yer değiştirirler. Dünya imtihan için kurulmuştur. Hüzün ile huzurun insan hayatında seyretmesi gayet normaldir. Bazen hüzün bazen huzur şeklinde oluyor.
Büyüklerin büyük derdi ve tasası olur. Büyük dertler ve tasalar da büyük makamlara gebedir.
Nur talebelerinin geçim darlığı çekmemesi hem bir ikramdır hem de iman hizmetinde bulunanlara bu hizmetin kolay olması ve yürümesi için bir bahşiştir denilebilir. Hüzün ile huzurun insan hayatında seyretmesi gayet tabiidir. Bazen hüzün bazen huzur şeklinde oluyor. Bunda bir tezatlık yoktur.
Kaldı ki, başta sahabeler olmak üzere büyük zatlar her ne kadar sıkıntılara maruz kalmışlarsa da gönülleri hep huzurla dolmuştur. Onları ayakta tutan da zaten bu manevî huzurdur.
Başta Üstad olmak üzere nice Nur talebelerinin hayatları hapis ve sürgünlerde geçmiş, bazıları da hapiste şehit olmuştur. Risaleler hapishanelerde yazılmıştır. Maddî sıkıntılara mukabil, Allah kalplerine huzur, rızıklarına bereket vermek sureti ile adeta onları teselli etmiştir.
Saffı evvel Nur talebeleri gibi nice Nur talebeleri, sıradan vatandaşlardan çıkmışlardır. Bunlar medrese hayatı görmüş büyük alimler değillerdir ki, imtihanın her türlüsüne maruz kaldıkları halde pişmanlık göstermesinler. Allah kişinin durumuna seviyesine göre onlarla muamele eder.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar