"Ona gelen Kur’an ise, içinde, dışında kırk vech-i i’caz ile gösterir ki, o Cenab-ı Hakk'ın tercümanıdır." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Hâlık-ı Kâinat, bütün o mu’cizâtı onun elinde halk etmekle gösterdi ki, o, onun hesabına konuşuyor, onun kelâmını tebliğ ediyor.
Hem ona gelen Kur’ân ise içinde, dışında kırk vech-i i’câz ile gösterir ki, o Cenâb-ı Hakk'ın tercümanıdır." (Mektubat, 19. Mektup, On Dokuzuncu Nükteli İşaret)
Kur'an'ın "dışında" tabiri, onun sadece bir kitap olmaktan öte, kâinat ile olan bağını ve etkisini ifade eder. Bunu birkaç başlıkta inceleyebiliriz:
Kâinat Kitabının Tefsiri: Biri kelam sıfatından gelen Kur'an, diğeri kudret sıfatından gelen kâinat olmak üzere iki büyük kitap vardır. Kur'an, dış dünyadaki varlıkların dilini çözer, Güneş'in neden doğduğunu, çiçeklerin ne anlattığını açıklar. Yani dış dünyadaki nizamın manasını Kur'an verir.
İhbar-ı Gayb: Kur'an'ın kendi metninin dışındaki olaylara, yani geleceğe veya geçmiş kavimlere dair verdiği haberlerin doğru çıkması onun dışındaki mucizelerindendir.
Toplumlara ve Tarihe yaptığı Etki: Kur'an'ın indiği dönemdeki insanları ve sonraki asırları nasıl dönüştürdüğü, medeniyetler kurduğu ve bilimlere ilham verdiği gerçeği, onun dış dünyadaki yansımasıdır.
"İçinde" tabiri, Kur'an'ın bizzat metin yapısına, diline ve içeriğine işaret eder:
Belagat ve Nazım: Kelimelerin seçimi, cümlelerin dizilişi ve anlatım sanatındaki eşsizliktir. En kısa suresinin bile taklit edilememesi bu iç i'cazın bir parçasıdır.
Çelişkisiz Olması: Binlerce farklı konudan bahsetmesine rağmen içinde hiçbir tezat bulunmamasıdır.
Manadaki Derinlik: Her seviyedeki insanın aynı ayetten kendi hissesini alabilmesi Kur'an'ın iç zenginliği ve iç mucizesidir.
"Kırk" ifadesi, kelime anlamıyla tam 40 sayısından ziyade, Arapçada pek çok veya tam ve mükemmel anlamında bir çokluğu ifade eder. Buna kesretten kinaye, yani çokluğu ifade etme sanatı denir. Kur'an'ın sadece edebi değil bilimsel, tarihi, ahlaki, içtimai ve ruhi her alanda bir mucize olduğunu simgeler.
"Tercüman" ise; eğer bir kitap hem kâinatın sırlarını çözüyor (dışında) hem de dil ve mana olarak insanüstü bir mükemmellik sergiliyorsa (içinde); o zaman bu kitap bir insanın kendi fikri olamaz. O, ancak kâinatı yaratan zatın, insanlar anlasın diye gönderdiği ezeli bir kelamdır. Peygamber Efendimiz (asm) de bu muazzam mesajı bize ulaştıran, Allah'ın muradını bize kendi diliyle anlatan en büyük tercümandır.
İkave bilgi için tıklayınız:
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü