"Bu dehşetli cereyanı, ancak ve ancak Hristiyanlık âleminin Müslümanlıkla ittihadı, yani İncil, Kur’ân ile ittihad ederek ve Kur’ân’a tâbi olması neticesi elde edilecek." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Buradaki "ittihad"; Kur’an ile İncil’in birleştirilmesine değil, Hristiyan âlemi ile İslâm âleminin müşterek düşman olan komünizme karşı birlikte ve omuz omuza hareket etmesi gerektiğine işaret ediyor.
Ehl-i kitap ile İslâm arasında ihtilaflı noktalar olduğu gibi, ittifak edilmiş noktalar da vardır. Hatta ittifak noktalar ihtilaf noktalardan daha fazladır. Mesela imanın altı şartı ve ibadet manasında Ehl-i kitap ile İslam müttefiktir. Fark sadece Ehl-i kitaba bir kısım sonradan ilave edilmiş batıl ve küfrü iktiza eden hususlardır ki, Kur’an onları tashih ve tadil ediyor. Bir Hristiyan İslam’a girdiği zaman yine imanın altı şartını ve ibadet manasını bulacak, terk edeceği sadece Allah’ın sıfatlarına yakışmayan teslis inancı gibi sonradan uydurulmuş hurafelerdir.
Hristiyan birisinin alışık olduğu dini hayatın büyük bir kısmı zaten kâmil olarak İslam'da var. Öyle ise onların Müslüman olmalarında kaybedecek bir şeyleri olmadığı gibi, aksine kazanacak çok şeyleri var, diyerek ikna yolu ile ehl-i kitabı İslam’a davet ediyor.
Yoksa Hristiyan birisine "Sen o eski batıl inançlarında kal, ama gel aynı zamanda Müslüman da ol" denilmiyor.
“... Ancak, itikadatınızı ikmal ve yanınızda bulunan esasat-ı diniye üzerine bina ediniz diye teklifte bulunuyor. Zira Kur'ân, bütün kütüb-ü sâlifenin güzelliklerini ve eski şeriatlerinin kavaid-i esasiyelerini cem etmiş olduğundan usulde muaddil ve mükemmildir. Yani, tâdil ve tekmil edicidir.”(1)
İslâm, bir Hristiyan’ı baştan sona yenilemiyor, sadece yanlış ve batıl cihetlerini temizleyip eski dininin esasına ve aslına, yani Hazret-i İsa (as)’ın hakiki İseviliğine rücu ettiriyor. Hakiki İsevilik ile İslam zaten aynı kaynaktan beslenen iki pınar gibidir. Fark sadece teferruattaki bazı hüküm ve kanunlardadır. Zamanların değişmesi ile hükümlerde değişir ki, İsevilikteki kanunlar değişip yerini İslâm kanunları almıştır. Bu sebeple bir Hıristiyan müslüman olmakla çok şey kaybetmeyecek aksine hakiki İseviliğe dönmüş olacak deniliyor.
Netice olarak; burada dini bütünü ile inkâr eden materyalist felsefe tehlikesine, yani komünizme karşı en azından dinin müşterek kıymet hükümlerini kabul eden ve buna sahip çıkmaya çalışan dindar Hristiyanlarla omuz omuza hareket edilmesi gerektiği ifade ediliyor.
"Yahudi ve müşrikleri mü'minlere en çok düşmanlık yapan kimseler olarak bulacaksın. 'Biz Hristiyanız!..' diyenleri de mü'minlere sevgide en yakın kişiler olarak bulacaksın. Çünkü, onların içinde bilgin keşişler ve ruhbanlar var ve bir de onlar büyüklenmezler." (Maide, 5/82)
Yani Hıristiyanlar ile Müslümanların ahir zamanda dinsizliğe karşı ittifak etmeleri gerektiği ifade ediliyor. Çünkü dinsizler Müslüman Hıristiyan ayrımı yapmaksızın dini tamamen imha etmeye çalışıyorlar. Bu durumda Hıristiyanların dini koruma adına yapmış oldukları her şey, İslam’ı koruma manasına da geliyor.
Materyalist fikirler ile mücadele eden Hıristiyan kulüp ve cemiyetleri de buna dâhil edebiliriz. Mesela Amerika da Darwinizm ile mücadele eden birçok Hıristiyan derneklerinin olduğu biliniyor. Onlarda insanlığın ilk atasının Âdem ve Havva olduğunu ispata çalışıyorlar. Hıristiyanların bu faaliyet ve gayretleri dolaylı değil, doğrudan İslamın lehinedir.
(1) bk. İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi 4. Ayetin Tefsiri.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü