“Yalnız harflerin nakışlarından ve münasebetlerinden ve vaziyetlerinden ... bahseder, manasına hiç ilişmez.” Üstad, manasını anlamayan feylesofun hangi münasebetinden bahsediyor?
Değerli Kardeşimiz;
Bir misal verelim: Bir çiçek kâinat kitabından bir kelimedir. Bu çiçeğin zâhirî boyutu, çiçeğinin şekli, güzelliği, kokusu ve faydasıdır ki, onun bu cihetini “botanik ilmi” derinlemesine inceliyor, bütün inceliklerini tespit ve tayin ediyor. Harfin nakışları ve münasebetleri bu cihete işaret ediyor. İnançsız bir filozof çiçeğin bu maddî cihetini sebeplere ve tabiata vererek, çiçeğin Cenâb-ı Hakk’a bakan cihetine hiç nazar etmez.
Çiçeğin batınî boyutu ve asıl ehemmiyetli ciheti, onun Allah’ın isim ve sıfatlarına ayna olmasıdır. Çiçeğin mükemmel bir letafete ve güzelliğe sahip olması, Allah’ın “Müzeyyin” isminin bir tecellisidir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
"Belki ona münakkaş bir antika nazarıyla bakıyor. Lâkin, çendan Arabî bilmiyor, fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir. "
Bu filozof için Arabi bilmiyor, diyor. Sonra o Hakîm onun eserini başına vuruyor, huzurundan çıkarıyor. Arapça bilmeyen ve sadece o eserdeki zahire göre bir eser telif eden filozof aslında gayet normal bir eser yazıyor, zira Arapça ve diğer ilimleri bilmiyor. Hakimin bu filozofu huzurundan çıkarması veya eseri başına vurması haşa anormal değil mi? İlim sahibi olmayan birinden, bu ilmi takdir etmesi beklenemez.