Block title
Block content

Birinci Esas

İçerikler

  1. "Bir zaman, hem dindar, hem gayet sanatkar bir hâkim-i namdar istedi ki: Kur'an-ı Hakîmi, maânisindeki kudsiyetine ve kelimatındaki İcaza şayeste bir yazı ile yazsın..." Buradan, her şeyin suretinin ve hakikatinin, sanatlı ve güzel olduğu manası çıkar mı?

  2. "Hakaikinin tenevvüüne işaret için, bazı mücessem hurufatını elmas ve zümrütle ve bir kısmını lü’lü ve akikle ve bir taifesini pırlanta ve mercanla ve bir nevini altın ve gümüşle yazdı." cümlesini izah eder misiniz?

  3. "Hakaikının tenevvüüne işaret için, bazı mücessem hurufatını elmas ve zümrütle,.." Buradaki "Hakaikının tenevvüünü" ifadesini açar mısınız?

  4. "Okumayı bilen ve bilmeyen herkes temaşasından hayran olup istihsan ederdi." cümlesini izah eder misiniz?

  5. Hikmet-i fenniye ile hikmeti felsefenin arasında bir fark var mıdır? Zira bazı yerlerde "felsefenin hikmeti", bazı yerlerde de "fennin hikmeti" ifadeleri geçiyor.

  6. On İkinci Söz'ün Birinci Esas'ında; "Hakim-i namdar, Kur'an-ı Hakim'in kudsiyetine, o muciznüma kamete harika bir libas giydirsin,.." ifadesi temsilde neyi simgeliyor? O mucize kamete libas giydirilmesinin manası nedir?

  7. "O Hakîm, şu musanna ve murassa Kur’an'ı, bir ecnebi feylesofa ve bir Müslüman alime gösterdi. Hem tecrübe, hem mükafat için emretti ki: ‘Her biriniz, bunun hikmetine dair bir eser yazınız!'..." İzah eder misiniz?

  8. "Yalnız harflerin nakışlarından ve münasebetlerinden ve vaziyetlerinden ve cevherlerinin hâsiyetlerinden ve tarifatından bahseder, mânâsına hiç ilişmez." Manasını anlamayan feylesof hangi münasebetinden bahseder? "Münasebet"ten ne kastediyor Üstad?

  9. Müslüman Hakîm’in, “Kur’anın manası ile ve muhtevası ile ilgilenip tezyinat-ı zahirisine ehemmiyet vermemesini” nasıl anlamalıyız? Halbuki kitabı yazan o sanatkar zat hem tezyinatına hem de hakikatine itina göstermiştir.

  10. Temsildeki sanatkâr zatın, kitabın sadece zahiri ve nukuşu ile meşgul olan felsefecinin yazdığı eseri reddedip kabul etmemesini; "Kim zerre kadar hayırlı iş işlerse onu görür..." hakikati ile nasıl bağdaştırabiliriz?

  11. "... (Mana-yı harfi ile bakmamak) ...Bununla kâinatı tahkir edip kendisine müştekî eder." İzah eder misiniz?

  12. "Evet, o Furkandır ki, şu kâinatın sahifelerinde ve zamanların yapraklarında kalem-i kudretle yazılan âyât-ı tekvîniyeyi cin ve inse ders verir." cümlesini izah eder misiniz?

  13. "Hem her biri birer harf-i manidar olan mevcudata 'mana-yı harfî' nazarıyla, yani onlara Sânii hesabına bakar. 'Ne kadar güzel yapılmış; ne kadar güzel bir surette Sâniinin cemaline delalet ediyor.' der... Şu kitab-ı kebirin hurufatına 'mânâ-yı harfî' ile, yani Allah hesabına bakmak lâzım gelirken, öyle etmeyip 'mânâ-yı ismî' ile, yani mevcudata mevcudat hesabına bakar, öyle bahseder." İzah eder misiniz?

  14. "Hem her biri birer harf-i manidar olan mevcudata mana-yı harfi nazarı ile bakmak,.." ifadesini açıklayabilir misiniz? Aynı şekilde mana-yı ismi tabirinin de ne manaya geldiğinin izahını istirham ediyoruz?

  15. "Kur’ân-ı Hakîm, şu Kur’ân-ı Azîm-i Kâinatın en âli bir müfessiridir." cümlesini izah eder misiniz?

  16. "Kur’ân-ı Hakîm, şu Kur’ân-ı Azîm-i Kâinatın en beliğ bir tercümanıdır." cümlesini izah eder misiniz?

  17. Kainata her zaman mana-yı harfi cihetinden mi bakmalıyız, mana-yı ismi olarak bakmazsak, ilim-fen nasıl gelişir? Bu bakış, ilmin ve fennin gelişmesine mani olmaz mı?

Yükleniyor...