Tabiata teşekkür edebilir miyiz?

Soru Detayı

- "İnsanlara teşekkür etmesini bilmeyen, Allah'a şükredemez" manasında olan hadisi bu manada nasıl değerlendirebiliriz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan ile tabiat arasında çok azim farklar olduğu için, ikisinin kıyas edilmesi doğru olmaz. İnsandan sadır olan fiillerde çok az da farazi de olsa bir hisse vardır. Yani insanın yapmış olduğu bir iyilikte, doksan dokuz hisse Allah’a aittir. Geri kalan bir parça ise iradeye baktığı için insana aittir.

Tabiat ve diğer canlı ve cansız mahlûkat ise bütün fiillerde muztardır, sebeptirler, tesirleri yoktur. Hiçbir insan; meyve verdiği için ağaca, bal verdiği için arıya, yumurta verdiği için tavuğa, süt verdiği için sığıra teşekkür etmez.

Allah’a inanmayan kişi de vicdanen bilir ki bu harika neticeler onların işi değildir. Bu yüzden o da sebeplere teşekkür etmez. İnsanlık tarihinde putperestlik kültürü mühim bir yer tutar. İnsanlar başlangıçta iyi bir niyet ile bazı sebeplere ve sembollere değer vermeye başlamışlar. Daha sonra bu, sevgiye ve tanımaya dönüşmüş ve semboller ilahlaştırılmış. Tarihte bunun misalleri çoktur. Bu yüzden, İslam dini, her şeye layığı derecesinde değer atfeder. İslam dininde heykel yapmanın yasak edilmesi bundandır.

Tabiat, başlangıçta zihni ve farazi iken, sonraları hakiki telakki edildi. Daha da ileri gidilerek tabiata ulûhiyet isnat edildi. Bu yüzden, tabiata teşekkür, şirkin birinci adımı olur; sonrası ise ulûhiyete gidiştir. İnsanların en dâhileri olan filozoflar tabiat bataklığına saplanıyorsa, avam insanlar ne yapmaz ki...

Tabiata teşekkür etmek akıl dışıdır, dalalettir, şirktir. Zira tabiat mefhumu materyalist felsefenin uydurduğu vehmi ve farazi bir şeydir.

Şirk-i hafi, gizli şirk demektir. Yani, doğrudan Allah’a şerik koşmak, putlara tapmak açık şirktir.

Bediüzzaman riyanın şirk-i hafi olduğunu söyler. Allah’a inanan bir kimsenin başkalarının teveccühüne can atması, onlara gösteriş yapması, alkışlarını beklemesi, böylece Allah’ın rızası yerine halkın beğenmesine talip olması şirk-i hafidir.

Şirk-i hafinin başka şekilleri de var. Sebeplere olduğundan fazla önem vermek, özellikle insanlar hakkında, “o olmasaydı mahvolurdum, şunun yardımı olmasa acımdan ölürdüm” gibi ifadeler de şirk-i hafiye girer. Halbuki bütün mülk Allah’ın olduğu gibi, bütün hayırlar da O’nun elindedir. Sebepleri de yaratan O’dur, onlardan çıkan neticeleri de.

Allah, ışığı güneşle gönderdiği gibi, meyveyi ağaçla, sebzeleri toprakla, balı arıyla, balıkları denizle gönderiyor. Bazı nimetlerini de diğer insanların eliyle gönderiyor.  Mesela, şifayı doktorun eliyle veriyor. Bunu böyle düşünmeyip de “Falan doktor olmasa babam ölmüştü.” diyen adam Şafi isminde Allah’a ortak koşmuş oluyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 6.359
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...