Allah'ın bilinemezliğine karşı Üstad Hazretleri neler diyor?
Değerli Kardeşimiz;
Allah’ın bilinemezliği, sadece Zat-ı Akdesi’nin mahiyeti ile alakalıdır. Yani; insan hiçbir zaman, Allah’ın Zatını ihata ile idrak edemez. Zira sonsuz bir varlığı, sonlu bir varlık idrak edip kuşatamaz. Bu yüzden insan, duyguları ve cihazları, Allah’ın Zatını düşünmekten menedilmiştir.
"Allah" diye, zihnimize ne geliyor ise; o "Allah" değildir. Şayet zihnimize gelen o tasavvura, Allah nazarı ile bakarsak, şirke düşeriz. Bu yüzden şeriat, Allah’ın Zatı hakkında tasavvur etmeyi yasaklamıştır.
Allah’ın isim ve sıfatlarının, kâinat sarayındaki tecellilerine bakarak ve okuyarak O’nu tanımak marifettir. Şeriat bu marifeti emrediyor. Yani Allah’ı varlığı, birliği ve sıfatları ile tanımak caizdir. Zatının ne olduğu hakkında düşünmek haramdır.
Üstat bu konuda şu tespiti yapıyor:
"İ'lem eyyühe'l-aziz! Cenab-ı Hakka malûm ve mâruf ünvanıyla bakacak olursan, meçhul ve menkûr olur. Çünkü, bu malûmiyet, örfî bir ülfet, taklidî bir sema'dır. Hakikati ilâm edecek bir ifade de değildir. Maahaza, o ünvanla fehme gelen mânâ, sıfât-ı mutlakayı beraberce alıp zihne ilka edemez. Ancak, Zât-ı Akdesi mülâhaza için bir nevi ünvandır. Amma Cenab-ı Hakka mevcud-u meçhul ünvanıyla bakılırsa, mârufiyet şuâları bir derece tebarüz eder. Ve kâinatta tecellî eden sıfât-ı mutlaka-i muhîta ile, bu mevsufun o ünvandan tulû etmesi ağır gelmez." (Mesnevi-i Nuriye, Habbe)
Hâlbuki zihnimizde Allah meçhul olsa, yani bilinemez kalsa idi, o zaman sınırsız ve sonsuz olurdu ve kâinatta tecelli eden mutlak isim ve sıfatlara merci olabilirdi. Bu yüzden şeriat Allah’ın zatını meçhul ve mukaddes olarak bilinemez ilan ediyor, ta ki zihinler şirke düşmesin.
- Cenab-ı Hakk'a suret giydirmek...
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü