Subutî Sıfatlar, Eş'ari ve Maturidilere göre neden farklılık arz ediyor? Şafiiler neden Tekvin sıfatını dâhil etmemişler?
Değerli Kardeşimiz;
İmam Eşari ile İmam Maturidi arasında, subuti sıfatların temel konularında bir ihtilaf yoktur. İhtilaf olan hususlar; ekseri olarak teferruata ve lafza ait ihtilaflardır. Subuti sıfatlar konusunda en bariz ihtilaf; Tekvin sıfatının, subuti sıfatlar sınıfında dâhil olup olmadığı konusudur.
İmam Eş’arî’ye göre; Tekvin sıfatı, Allah’ın Kudret sıfatının bir tecellisidir. Bu yüzden, Tekvin sıfatı müstakil ve kudretten ayrı bir sıfat değildir, diyerek subuti sıfatların sekiz değil, yedi olduğunu ileri sürmüştür. Ekseri İslam alimleri de bu fikri benimsemiştir. Yani İmam Eşari, Tekvin sıfatını, Kudret sıfatı ile aynı kabul ettikleri için ayrıca sıfat olarak değerlendirmemiş.
İmam Maturidi ise; Tekvin sıfatı, Kudret sıfatının bir tecellisi değil, müstakil bir subuti sıfattır, diyerek subuti sıfatların yedi değil, sekiz olduğunu ileri sürmüştür. İslam alimleri içinde bu görüşü savunanlar olmuşsa da ekser alimleri İmam Eş’arî’yi desteklemişlerdir.
Üstad da bu hususta İmam Eş’arî’yi destekliyor ve bu manaya şu şekilde işaret ediyor:
"İkincisi: Cenâb-ı Hakk'ın ismi, Zât-ı Akdesine ayn olduğu cihetle, Lâfza-i Celâl, sıfât-ı ayniyeye işarettir. اَلرَّحِيمِ de, fiilî olan sıfât-ı gayriyeye îmadır. اَلرَّحْمٰنِ dahi, ne ayn ne gayr olan sıfât-ı seb’aya remizdir." (İşarat-ül İ'caz, Fatiha Suresi)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü