"Kuvve-i gadabiyenin tefrit mertebesi, cebanettir ki korkulmayan şeylerden bile korkar. İfrat mertebesi tehevvürdür ki, ne maddî ve ne mânevî hiçbir şeyden korkmaz." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Ve keza, kuvve-i gadabiyenin tefrit mertebesi, cebanettir ki korkulmayan şeylerden bile korkar. İfrat mertebesi tehevvürdür ki, ne maddî ve ne mânevî hiçbir şeyden korkmaz. Bütün istibdadlar, tahakkümler, zulümler bu mertebenin mahsulüdür. Vasat mertebesi ise şecaattir ki, hukuk-u diniye ve dünyeviyesi için canını feda eder, meşru olmayan şeylere karışmaz."(1)
Tehevvür; maddî ve manevî hiçbir şeyden korkmamak demektir. Burada korkmamak, inkârdan gelen bir şeydir, iman ve cesaretten gelen bir şey değildir. Kâfir inanmadığı, inkâr ettiği bir şeyden elbette korkmaz. Yani onun âlemine göre -hâşâ- Allah yok ki O’ndan korkup çekinsin. Cehennem onun nazarında yok ki ondan titresin. Şayet cehennem ona görünse kaçacak delik arar, belki herkesten çok korkar. Bu sebeple halk arasında; "Cahil cesur olur" sözü meşhurdur. Yani kâfir ve cahiller meselenin hakikatini ve azametini bilmediği için, işin farkında değiller demektir. Bu sebeple kâfirin korkusuzluğu inkâr ve cehaletinden gelen geçici bir haldir.
Maddî şeylerden korkmaması ise; ekseriyetle kendisini garantiye aldıktan sonradır. Mesela; Firavun binlerce asker içinde kendini cesur hisseder, yoksa o maddî kuvveti ve askerleri olmasa, onun hakiki cesareti açığa çıkacaktır. Hatta bir insan ne kadar zulüm ve baskı uyguluyor ise, o derece korkak ve manen istinadsız olduğuna işaret eder. Zira kendi pis canını garantiye almak için, etrafına baskı yapar. Hâlbuki hakiki cesaret; Allah’a iman edip onun azamet ve kibriyası karşısında titremektir. Allah'tan korkan hiçbir şeyden korkmaz, ondan inkâr sureti ile korkmayan her şeyden korkar ve titrer.
Evet, her hakiki hasenat gibi cesaretin dahi menbaı imandır, ubudiyettir. Her seyyiat gibi cebanetin dahi menbaı dalalettir. (3. Söz)
Netice olarak kâfirin korkak olması imansızlıktan olduğu gibi, -zira kalbinde bir yardım ve istinad noktası yok-, zahiren hiçbir şeyden korkmaması da yine inkâr ve cehaletindendir, zira inkâr ve cehalet korkulacak şeyleri göstermiyor...
Üstadımız İslam deccalı Süfyan için şu manidar cümleleri kullanır:
"Ben bir mânevî âlemde İslâm Deccalını gördüm. Yalnız bir tek gözünde teshirci bir manyetizma gözümle müşahede ettim ve onu bütün bütün münkir bildim. İşte bu inkâr-ı mutlaktan çıkan bir cüret ve cesaretle mukaddesata hücum eder. Avâm-ı nâs hakikat-ı hali bilmediklerinden, harikulâde iktidar ve cesaret zannederler."(2)
Dipnotlar:
(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Fâtiha Sûresi Tefsiri.
(2) bk. Şualar, Beşinci Şua.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü