"Nur ve gül fabrikalarının hademe ve sahipleri, insanın başında iki göz gibidir; zahiren ikidir, fakat bir görürler. Ahvel (şaşı) gözlü, iki görür." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Nur ve gül fabrikalarının hademe ve sahipleri, insanın başında iki göz gibidir; zahiren ikidir, fakat bir görürler. Ahvel (şaşı) gözlü, iki görür. Lillâhilhamd bu iki cereyan-ı nuranî kemâl-i ittihaddadırlar." (Kastamonu Lahikası, 16. Mektup)
Nur Fabrikası, Üstad Hazretlerinin Kastamonu'da bulunduğu dönemde, özellikle Hafız Ali ve çevresindeki İslamköy, Atabey ve Kuleönü gibi yerleşimlerde bulunan talebelerini ve onların hizmet dairesini ifade eder. Bu grup, Risale-i Nur eserlerini yazarak, çoğaltarak ve yayarak büyük bir hizmette bulunmuştur. Hafız Ali, bu "fabrikanın" merkezindeki önemli şahsiyetlerden biri olarak kabul edilir.
Gül Fabrikası ise, Isparta'nın meşhur gülüyle bir teşbih kurularak adlandırılmıştır. Bu fabrika, özellikle Hüsrev Efendi ve Isparta merkezli diğer önde gelen Nur Talebelerinden oluşan grubu ifade eder. Bu grupta Süleyman Rüşdü, Refet Bey, Mehmed Zühdü, Tenekeci Mehmed Efendi gibi isimler yer almıştır. Hüsrev Efendi, bu "Gül Fabrikası'nın Sahibi" veya "Serkatibi" olarak anılmıştır.
Her iki fabrikanın da ana faaliyeti, Risale-i Nur eserlerinin el yazmasıyla kopyalanarak çoğaltılması ve dağıtılmasıydı. O dönemde matbaa imkanları kısıtlı olduğundan ve eserlerin yayılmasına yönelik baskılar olduğundan, bu el yazması faaliyetleri Risale-i Nur'un geniş kitlelere ulaşmasında hayati bir rol oynamıştır.
Nur ve Gül fabrikalarının sahip ve hademelerinin, insanın başındaki iki göze benzetilmesiyle vurgulanmak istenen ana tema, bu iki grubun dışarıdan farklı gibi görünseler de ortak bir amaç ve birlik içinde hareket ettikleridir.
Tıpkı gözlerimizin fiziksel olarak iki tane olması ama aynı şeyi tek bir görüntü olarak algılaması gibi, Nur ve Gül fabrikalarının çalışanları ve sahipleri de farklı konumlarda olsalar da, aynı hedefe odaklanmış ve aynı doğrultuda hareket eden bir bütünün parçalarıdır. Bu, ittihadı (birliği) ve uyumu simgeler. Ortak bir misyon, ortak bir gaye etrafında kenetlendiklerini gösterir.
“Lillahilhamd bu iki cereyan-ı nuranî kemal-i ittihaddadırlar”, ifadesi, bu iki grubun arasındaki uyumun ve iş birliğinin mükemmel seviyede olduğunu ve bunun olumlu bir durum olduğunu belirtir. "Cereyan-ı nuranî" tabiri, her iki grubun da nurlu, olumlu ve hayırlı bir amaç için çalıştığını ima eder.
"Ahvel (şaşı) gözlü iki görür" benzetmesi ise, ayrılık ve parçalanmanın getireceği zararı göstermek için kullanılmıştır. Şaşı bir insan, bir şeyi tek görmesi gerekirken iki ayrı görüntü olarak algılar. Bu durum, gerçeği çarpıtır, odaklanmayı bozar ve işleri zorlaştırır.
Eğer Nur ve Gül fabrikalarının sahipleri ve çalışanları ya da daha genel anlamda herhangi bir topluluk veya iki farklı grup, tıpkı şaşı gözler gibi farklı yönlere bakmaya, farklı çıkarlar peşinde koşmaya veya aralarında ayrılık çıkarmaya başlarsa, ortak hedefe ulaşmak zorlaşır, işler aksar ve verimlilik kaybolur demektir.
Bu benzetme, birlik ve beraberliğin ne kadar hayati olduğunu vurgular. Şaşı gözün iki görmesi gibi, ayrılıklar da gerçekte tek olan bir şeyi ikiye böler, kaos ve anlaşmazlığa sebep olur.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü