"Bayramınızı tebrik ve hizmetinizi takdir ve muvaffakiyetinize dua ederek..." Mektubun yazıldığı kişi kimdir? Sonrasındaki mektuptaki latif hikâye bir suale cevap mıdır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Aziz , sıddık kardeşlerim;

"Bayramınızı tebrik ve hizmetinizi takdir ve muvaffakiyetinize dua ederek Hâlık-ı Rahîme hadsiz şükrederim ki, sizler gibi sebatkâr ve fedakâr kardeşleri Risaletü’n-Nur’a sahip ve nâşir yapmış. Ben sizleri düşündükçe, ruhum inşirah ve kalbim ferahlarla dolar. Daha dünyadan gitmek benim için medâr-ı teessüf olamaz. Sizler kaldıkça ben yaşıyorum diye, mevte, dostane bakıyorum, ecelimi telaşsız bekliyorum. Allah sizden ebeden razı olsun. Âmin, âmin, âmin." (Kastamonu Lahikası,15. Mektup)

Bu mektup, Kastamonu Lahikası’na aittir. Kastamonu Lahikası’ndaki mektupların büyük ekseriyeti, Isparta’daki Nur talebelerine hitaben yazılmıştır.

Malum olduğu gibi, Eskişehir mahkemesinden sonra Üstadımız Kastamonu’da ikamete mecbur edilmiştir. Bu mektup da bu Kastamonu Lahikası'nın başlarındadır. Yani Kastamonu ve civarında hizmet-i imaniye daha yeni yeni inkişaf etmektedir. Mektubun neşredilmeyen kısmında bu durum daha net anlaşılmaktadır:

“Kalemi kerametli mübarek Hüsrev ve Rüşdü’nün bu defaki mektubları, üç cihetle medar-ı sürur- u şükran oldu. Birincisi: Hüsrev’in kalemi kerametkârane faaliyette devamı. İkincisi: Başta Tevfik olarak Mes’ud ve Zekâi’nin kuvvetli kalemleriyle yardıma koşmaları. Üçüncüsü: Hacı Hâfız’ın karyesi bir medrese-i Nuriyeye dönmesidir. Lillahilhamd bu havalide dahi, hususan Nazif’in civarında Risalet-ün Nur süratle kendi kendine intişar ederek her tarafta imanı kurtarıyor.” (Hizmet Vakfı, Envar Neşriyat Heyeti)

Mektupta sadece bu kısım gayr-i münteşirdir; asıl fotoğrafı ise şu şekildedir:

Latif Hikâye’nin bahsedilme sebebi ise kanaatimizce şudur:

Hacı Hafız Ağabeyin karyesi olan Sav, emsali görülmemiş bir şekilde yani “bin kalemle” Nurları neşretmiş bir köy olmuş. Üstadımız çok mektuplarında Isparta’ya “Gül Fabrikası”, İslamköy’e “Nur Fabrikası”, Kuleönü’ne “Mübarekler” diye hitap ettiği gibi, Sav’a da “Medrese-i Nuriye” diyor. Köy âdeta bir medrese hükmünü almış. Üstadımız bunu, bu hikâye-i latife ile “Hacı Hafız’ın ihlası”na bağlıyor. Bunu şu cümlesinden anlıyoruz: “Ben o vakit dedim: “Bu zâtta ehemmiyetli bir bereket, bir ihlas var.”

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...